Kayıtlar

kadın etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Ülkemiz İnsanı...

Resim
Meraklıdırlar, kişisel hayatınıza girme ve bu konuda her türlü soruyu sormaya hakkı varmış gibi davranırlar. Torpillerden, yolsuzluklardan, ayrımcılıktan, mağdur edebiyatından, cehalet tapınmasına doğru ilerler. Alıngandır hemen gönül koyar, her şeyden nem kapıp çabucak kamplaşırlar. Türk halkı batıya tapar. Ülkesinde adam hesabına koyulmayan Avrupalı bizim ülkemizde baş tacı olur. Kıro, barzo doludur ortalık, insanlık yok, saygı yok, hak hukuk bilen zaten yok. Ahlaksızlık, hırsızlık, yolsuzluk, arsızlık, kabalık, eğitimsizlik yani kötülük var hemde göz göre göre, gözümüzün içine soka soka. Namussuzlar namuslulardan daha cüretkar ve saldırgan oldukça da bunun böyle sürmesi normaldir. Yolda yürürken bütün genzini hart hurt sesleriyle sokağa tüküren adam zihniyetiyle yaşar ve bunu görmezler. Elindeki çöpü beş metre ilerideki çöpe değil de sokağa atarlar. Kızı yaşındakilere sapık gözlerle bakıp iç geçirirler. Karısını, kızını, oğlunu dövmeyi erkeklik ölçütü sayarlar. Hizmet alma

Anne Olmak

Resim
Anne ve kadın olmak ayrı şeyler. Her anne kadın olabilir ama her kadın anne olamaz. Bu her insan mevki sahibi olabilir ama adam olamaz gibi bir şey.  Annelerin en büyük özelliği kendilerini bilen mert ve karakterli olmalarıdır. Artık günümüzde anne diyebileceğimiz kadın sayısı da çok az. Annelik bencillik değildir, çocuğunun öncelikli olmasıdır. Özel ve kutsal bir durumdur anne olmak. Kadın olmakta çok özel bir meziyettir, bazı kadınlar bunun farkında değiller ne yazık ki. Tıpkı bazı erkeklerin de adam olamadığı gibi. Anne olmak kendinden vazgeçmek, rağmen sevgisiyle sevmektir. Göbek bağı kesilen ancak yürek bağı kesilmeyen parça demektir. Sağlığından, uykundan, hayatından vazgeçebileceğin tek şeydir. Annelik tek kelime ile koşulsuz ve karşılıksız sevgidir.  Büyüdüğü zaman senin onun için katlandığın her zorluğa ifadesi yapmasaydın diyecek olduğunu bilmene rağmen vazgeçemediğindir. Ciddi anlamda onun karnı doymadan kendi karnını doyuramadığındır. Yemeyip yedirdiğin, giyme

Güçlülük İçinde Eşitlik...

Resim
Günümüzde güçlü olmak sağlam ayakta durabilmektir, kadın ve erkek ayrımı olmadan. Hayat bir savaş tek silahımız da aklımız ve inancımızdır. Toplum kadını ikinci plana itmeye çalışıyor, bunu değiştirmek yine kadınların elinde. Çalışacak, okuyacak, dik duracaklar. Evde kısmet bekleyip, pasta, börek, kısır ve dedikodu yapmak yerine üretecekler. Toplum erkeklerin hal ve hareketlerini benimsediği için yaptıkları her yanlışı ve hatayı görmezden geliyor. Erkektir her şeyi yapar anlayışı, erkekliğin gurur ve onur kaynağı olduğu düşünüldüğü için erkek ön plana çıkıyor. Aslında o kadarda güçlü değildir erkek, bizler onları güçlü olarak aklımıza kazıdığımız için öyle bir anlayış vardır. Aynı şekilde kadınlar zayıf, narin, kırılgan göründükleri için güçsüz oluyor toplumun gözünde. Bir şeyi kırk kere söylersen o olur derler, işte bu da ona benzer bir şey böyle benimsenmiş ve böyle devam ediyor. Buna karşılık kadınlar da güçlü olduklarını göstermiyor veya göstermek istemiyorlar, çünkü kısı

Modern İnsanın Problemi

Resim
Modern insanın en büyük problemi yaşama amacını kaybetmiş olmasıdır. Bir çok kez kendisini ben ne yapıyorum diye sorgularken bulur ve sürekli bir koşuşturma, sürekli bir yaşam mücadelesi neye yetişmeye çalışıyorum olayım ne der kendi kendine. Günümüzde her şeyin hızlı ve tüketime yönelik olması, fazla toplumsallığın bireyselliği yok etmesi, çağımızın yükselen değerleri bireyciliği öne çıkararak bireyi yok etmiştir. Dolayısıyla bireylerden oluşan bir toplum yok, kalabalıklar var. Yalnız kalabalıklar. Kendi topluluklarını yaratıp kendilerini X marka ürünü tüketenler diye tanımlıyor ve bunlara göre dostluk ve düşmanlıklar icat ediyorlar. Artık hayat felsefesi tüketmek için tükenmek oldu. Gelişen teknoloji insanın bireysel özgürlüklerini yok ediyor, sürekli çevrim içi olma çabası çevrim içi olmazsak veya çevrim içi olup ta cevap vermediğinde lince uğrama durumları vs. gibi yani bireysel özgürlüklerimizi yalnız kalmamak ve toplumsallık için yok ettik. Şikayetler, tespitler aynı ama

Görünmeyeni görebilmek!

Resim
Düşünmeyen ama parayı çok seven insanları yönlendirmek kolaydır. Böyle insanların paraları azaldıkça akılları da azalır. Akıllı kişiden değil cahilden korkulur. Arı bal yapar ama zarar verirseniz iğnesini batırmaktan çekinmez. Her şeyi düşünebilirsin sınır yok ama düşündüğünü herhangi bir şekilde eyleme geçirme noktasında sınır var. Günümüzde düşünceyi eyleme dönüştürme şansı verilmiyor, bari düşünce özgürlüğünde sınırsız olalım. Kimseye söylemek zorunda değiliz, birileri bizi onaylar onaylamaz önemli değil, böyle bir hesap yapmadan iç dünyamızda özgür ve kuralsızca düşünebilmeliyiz. Para için susanlar, aşk için susanlar, çocukluk hayalleri için susanlar, dini kullanarak susturulanlar. İnsanları susmak zorunda bırakan etkenlerle doğrular saklanmış olur. Hepimizi susturacak bir yöntem mutlaka vardır. Kimi parayla, kimi şekerle, kimi sevgiyle, kimi dinle kandırılıp, susturulmuştur. İnsanların ten renkleri ayrı, kan renkleri aynıdır. Toplumlarda bu sorunlar hep var, zorla dayatıla

Tanıyınca hemen kaç...

Resim
Sürekli sizi eleştirenler. Burnundan kıl aldırmayanlar. Boş vakitlerin de sizi arayanlar. Yalnız kalmamak için sizi isteyenler. Gözü dışarıda olanlar. Yürümeyen ilişkiler için hep karşı tarafı suçlayanlar. Sürekli haklı çıkmaya çalışanlar. Kendi isteklerini dayatanlar. Sizi değiştirmeye çalışanlar. Size bağıranlar. Geçmişi unutmayan kinciler. Anne, baba ya da geçmiş ilişkilerinin hırslarını sizden çıkaranlar. Sürekli eski sevgilisinden bahsedenler. Eski eşiyle, sevgilisiyle barışmak isteyenler. Görüşenler. Hem ilişkiyi yönetmek isteyen, hem de adım atmayanlar. Geçmiş ilişkilerindeki terk edilme ve öfkelerini size yansıtmaya çalışanlar. Arayınca sen aradın, aramayınca neden aramadın, diyen dengesiz tipler. Sürekli sen bunu dedin, sen bunu yaptın diyenler. İş için bir yere gittiğinizde bozuk atanlar. Kadın hem çalışsın, hem de yemek pişirsin, bana hizmet etsin diyenler. Olmayacak hayaller kurmamalı insan. Hayalleri de yaşamları ile paralel olmalı. Hayale de, sevg

İnsan kendini unutmak için sever!

Resim
Aşık olduğunu söyleyen bir arkadaşım demişti ki, insan kendini unutmak için sever ve aşık olur. Yunan Mitolojisindeki inanca göre Zeus lanetlemiştir insanı ve bu yüzden insanlar arar yıllarca diğer yarılarını. Aşk her insanda vardır, diğer yarımızı arar, iki kişiden bir kişi yapmaya çalışırız. Her birimiz bir bütün insanın eşleşen yarılarıyız ve her birimiz bize uyacak o diğer yarımızın arayışı içindeyiz. Sevgi insanlığın ortak lisanıdır, kendimizi unutup biz olabilmemizi sağlayan tek dildir, her insanın sevmeye de, sevilmeye de ihtiyacı var. Bazen sevilmek için değil sevdiği için sever, sevgisini hak edecek birini de seçemez. Hayatta bazı şeyler sebepsiz oluyor, sevmekte öyle hiç fark etmeden bir bakarsın sevmişsin. Genellikle eksikliğini hissettiği şeylere sahip kişilere aşık olur insanlar farkında bile olmadan. Korkak bir erkek cesur bir kadına, suskun ve çevresi olmayan birisi sosyal ve konuşmasını bilen birisine aşık olabilir. Çok istediği şeye gerçekten sahip olduğunda artı

Acı çek, yorul, üzül ama final kahkahalı olsun :)

Resim
Kuyumcuya giren kadın, ''Şu nikah yüzüğümü kesip bana bir çift küpe  yapar mısınız?'' diye sormuş. Kuyumcu yüzüğü eline alıp bakmış, yüzüğün üstünde ''Seni seviyorum''  yazıyormuş. Kuyumcu:''Hanımefendi, neden bu yüzüğü kestirmek istiyorsunuz? Belli ki bir hatırası var.''diye sormuş. Kadın:''Bu benim nikah yüzüğüm. Kocamdan ayrıldım. Şimdi küpe yapmak istiyorum.  ''Seni'' kelimesi küpenin bir tanesinde, ''seviyorum'' kelimesi de diğerinde olsun. Kuyumcu yine sormuş ''Neden acaba?'' Kadın ''İleride böyle cümlelerin bir kulağımdan girip diğerinden çıkacağını göstermek için. Akıllı kadının hali bir başka oluyor canımmmm :) Bu ders fıkrası? üzerine biraz bilgece laflar edeyim, çok içimden geldi. Bize enerji vermeyecek, mutlu etmeyecek, üzecek vs. her şey uzak olsun. Dünyamız sonsuz güzellikte bir bahçe. Bize faydası zararı olan ne varsa var. Azıcık uğraş veri

Kopyala yapıştır akıllar...

Resim
Kimse mutlu değil, bereket yok, para yok, sevgi yok, saygı yok, dost yok, arkadaş yok, iş yok, ekonomi çökmüş, ahlak bitmiş mutsuz bir ülkedeyiz işte... Peki neden? Çocukluğum tüp, yağ kuyruklarında geçti, ihtilal zamanını da gördüm ama hiçbir zaman bu dönem ki kadar gelecekten ve çocuklarımın geleceğinden umutsuz olmadım. Evet geçmişte ambargo uyguladılar ama bizler kuyruğa girdik kendi şekerimizi, çayımızı, sütümüzü, etimizi aldık. Şimdi ambargo koysalar sofrana tuz, ayağına çorap alamaz, taksiye, gemiye, uçağa binemez, o cebinizdeki milyonluk telefonla konuşamazsınız. Bu ülkede yıllarca olmayan bir Kürt sorunu varmış gibi gösterilip Kürt mağdur ezilen edebiyatı yapıldı. Şimdi de aynı mağdur edebiyatı din istismarı ile yapılıyor. Kimin dini vecibeleri yerine getirmesi veya dinini gerçek anlamda yaşaması engellendi ki şimdiye kadar, saçma sapan, asılsız iddialarla ortalık bulandırmaktan başka bir şey değil. Herkes şiddete o kadar meyilli oldu ki, şimdiye kadar bildiğim ve gördüğ

Beyni Var, Fikri Yok!

Resim
İnsanlık adına israf olarak nitelendirebileceğimiz bu canlıların çoğalma ve üremesi dinen caiz mi? Otobüste şort giydiği için kadını tekmeleyen şahıs önce serbest bırakıldı bu tarz şeyleri daha rahat yapabilmesi için. Bir insanın fikri neyse zikri de odur, misali bilinçaltında yatan arzuları bir başkasının yaşam şekline göre yorumlamak ne kadar acınacak bir durum. Küfür ve hakaret etmek, kaba kuvvet kullanmak bir karakterin göstergesidir. Dinden imandan bahsedip akılları sadece belden aşağı çalışan rahatsız bir zihniyet. Teknolojinin ve sosyal medyanın geliştiği bu yüzyılda böyleleriyle karşılaşmamız bize hangi toplum da yaşadığımızı ve eğitim sistemimizi gösterir. Toplumu bu hale getirenler bu kişilere bu özgüveni verenler, aile, bulunduğu çevre gibi etkenler bir insanı şekillendirir. Bu yüzyıl da, bu insanlara, bu kadar cahil kalma lüksünü vermek insanlığa ihanettir. Anlamamak, zorlaştırmak için uğraşıyoruz. Ahlakı olmayan kişilerin ahlak bekçiliği yapması gayet alışık bir d

MADIMAĞI UNUTMADIK

Resim
Hz. Mevlana'nın oğlu Sultan Veled, din maskeli yobazlar için idris kılığın da iblisler dermiş. Maleseff dini bilinmeyenler dini yaşıyoruz diyorlar. Okuma oranı düşük bir milletiz. Bu yüzden de kulaktan dolma bilgilere  inanıyoruz. İnancımız kimseye saldırmayı ön görmüyor ama bize saldırılırsa, nefsi müdafaayı ön görüyor. Yani kendimizi savunmak ve bize yapılanın aynısını yapma hakkımız verilmiştir. Dinimiz hiç bir şey de aşırıya gitmeyin diyor. Adaletli olun, kindar olmayın, af edici olun. Aşırıcı olmayın adaletli olun. Bu sözler bazı dincilere küpe olsun. Bütün dinler tek bir yaradan da buluşur. Onun için hepimizin inandığı aynıdır. Sadece ibadet şekilleri farklıdır, isteyen istediği gibi ibadet etmekte özgürdür. Allah ile kul arasına kimsenin giremediği gibi ibadetine de yönlendirme hakkına sahip değildir. Sonuçta tüm dinler, mezhepler ve ırklar aynıdır. Ama nedense her din veya mezhep ötekini öldürmeye ve yok etmeye programlanmıştır. Kadın yaktınız, ozan yaktınız, hayvan y

İNSANLAR ÖLÜYOR, İNSANLIK ÖLÜYOR

Resim
Bir asır önce Atatürk anlamadan inanılan dinin bu noktaya geleceğini bildiği için, Kuran'ı Türkçeye tercüme ettirdi. Bir asır sonra ki eğitim düzeyi ise hem halkı dininden soğuttu, hem de kulaktan duyma bir takım hurafelere inanan bir kitle yarattı. Bir Suriyeli, Ülkemizde sürekli ve bir yerlerde bombalar patlıyordu umursamıyorduk, ta ki evlerimize bombalar yağana kadar diyor. Başımıza gelmemesini dilerim canı gönülden. Keskin eleştiriler yaptık hepimiz. Başına vermeden almam canını der Allah, bunu vermez umarım. Artık bu saldırıları durdurmanın bir yolu olmalı, onca emek verip özel kuvvetler yetiştirmek yetmiyor işte. Mevcut kanunların işe yaramadığı da ortada. Adamlar uçakla Atatürk hava limanına geliyor etrafı tarıyorlar iki tane canlı bomba patlatıyorlar ve bunun önlemi alınamıyor. Unutulacak tabii ki, tekrarlar ki öyle görünüyor hangimiz nefes alıyorsak artık çünkü kimin başına geleceğini bilemeyiz. Bize olmaz deme lüksümüz yok, tekrar yazıp çizeceğiz, konuşacağız şimdi s

BİLİN İSTEDİM

Resim
Küçücük kuzenine tecavüz edip öldürüyor. Baldızını öldürüyor. Kız kardeşine tecavüz edip hamile bırakıyor. 23 yıl öğretmen olduğu köyde köyün çocuklarına tecavüz ediyor, tecavüz ettiklerinin çocuklarına da tecavüz ediyor. Sığınmacı kampında çocuklara tecavüz ediyorlar. Kuran kursunda tecavüz. Bebeğe tecavüz edip öldürüyorlar. Hayvanlara, damacanaya, kaldırıma tecavüz ediyorlar. Vakıflarda tecavüz ediliyor. Ufacık çocukları okul müdürü ve öğretmeni canı istedi diye 2.5 kiloluk meşrubat şişesine oturtup ölmelerine sebep oluyorlar. Annesinden, öz kızından  tahrik oluyorlar. Köyün yaşlıları sığınmacı erkek çocukları köy evine kapatıp tecavüz ediyor, gülerek anlatıyorlar. Anneler sevgililerine çocuklarını sunuyor. Koltuk sahibi bayanlar sürekli cinsellik ve seks konuşuyor. Ben yazarken bile utanıyorum. Milyarların önünde televizyonlarda. Büyük, küçük, genç, yaşlı, çocuk, kadın, erkek vs. önünde hiç rahatsızlık duymadan günlük bir olay gibi açık seçik konuşuluyor. İnsanları özellikle tah

Er meydanı değil, kaçmak onlarda daha şık duruyor.!

Resim
Yiğit gibi savaşmak onların neyine. Ancak kalleşçe mücadele ederler ve böyle de kaçarlar geçici işgal ettikleri tüm topraklardan. Halen Türk'ün mücadele ve savaş yeteneğini sınamaya çalışıyorlar. Anlamadılar Türk'ün kanın da, genlerin de var mücadele ve savaşçılık yeteneği. Dünya üzerinde birilerinin maşası olmaktan öte geçemeyen insanlar topluluğu. Kadına, yaşlıya, çocuğa güçleri yeter. Karşıların da gerçek gücü görünce her şeylerini bırakır kaçarlar. Ermeniler hayatları boyunca adam gibi savaşabilmiş bir millet değil ki. İşleri güçleri kalleşçe vur, kaç olmuş. Yakalandıklarında da korkudan altlarına yapıp yalana, dolana başvurmuşlar. Bakmayın Avrupa'lıların bunları Türk'lere karşı savunur görünüp ortadoğu da kalkan olarak kullandıklarına. Avrupa'da da güvenilmeyecek, kalleş bir millet olarak tanınırlar. Er meydanın da savaşamazlar. Sadece köylere girip kadın, yaşlı, çocukları katledip kaçarlar. Köşeye sıkıştılar mı sahiplerinden imdat dilenirler. Yetişin biz

Herkesin sevdiği bir başkasını seviyor, onun sevdiği de başkasını. İlk kaydırmayı kim yaptıysa artık :)

Resim
Herkesin sevdiği bir başkasını seviyor, onun sevdiği de başkasını. Demek ki sıra bozuk, ilk kaydırmayı kim yaptıysa artık :) Tiryaki gönlüm de olmasın kuşkun. Tek sana müptela, tek sana düşkün. Ardından bir ağıt yakalım aşkın. Adını elveda koyalım gitsin.  Güven varsa sevgi vardır, sevgi varsa huzur vardır, huzur varsa para vardır, para varsa aşk vardır, aşk varsa eşin evden gitmiş demektir :) Demek ki kaybetmeyi anlamıyorsan. Bu da büyük bir kayıp.  Kaybetmeyi anlamayan  değer  vermeyi de bilmez.  Kaybetmeyi öğrendik,  bilmeyene de  öğretiriz. Kalbe vurulan bir mührü silemezsin, unuttukça kaybedemezsin.  Hep sorarlar kadınlar ne ister diye ve bir sürü şey sıralarlar arkasından. Para, güç, sahiplenme, makam ve rahat diye. Oysa ben sadece iki şey sayarım; Kadın güven ve huzur ister. Güç beklemez bir kadın çünkü erkekten daha güçlüdür. Sahiplenmek istemez kadın çünkü zaten kendine sahiptir. Para ve makam istemez bazı kadınlar çünkü geçici şeyler olduğunu bili

Yüreğimizle boyayalım dünyayı...

Resim
Evren bizi cezalandırıyor veya ödüllendirmiyor. Sadece yaydığımız titreşimsel tavırlara yanıt veriyor. Aynaya bakıp dış görünüşümüzü düzeltiyorsak, insan aynalarımızda da iç alemimizi düzeltmeliyiz. Ayrılıkların acıtmasının sebebi budur zaten bana göre. Yoksa "onsuz yaşayamam" yersiz bir sitem. İnsanlar ayrıldıktan sonra da gayet güzel devam ederler hayatlarına. Ama bir zamanlar seni o kadar güzel seven adam/kadın için artık yoldan geçen herhangi biri olma fikri üzer insanı. Nasıl olabilir ya dersin, yani şimdi hiç özlemiyor mu? Başta biraz acıtır, ama sonra bir bakmışsın sen de özlemiyorsun. Artık sıradan biri olmuş. İşte o zaman geçer. Gerek şartlar, gerek bizzat sevginin muhatabı sebep olur buna. Ama er ya da geç bu şekil de geçer. Zamanın eli her şeye ilaçtır. Kendiliğinden geçene kadar acı çekilecek. Acısız aşk yavan olur zaten. Ama insan sevmek kadar sevilmeye de muhtaç. Düşündüğü kadar düşünülmeye, merak ettiği kadar edilmeye. Bunları göremeyince zamanla yorulu

Ne istediniz çoluk çocuktan?

Resim
CANLI BOMBA SALDIRISI 55 kişinin yaşamını yitirdiğini, 200'den fazla kişinin de yaralı olduğu söylendi. Kurbanların çocuk ve kadın olduğu belirtildi. Lahor'daki saldırının canlı bomba tarafından gerçekleştirildiği ve pazar tatili nedeniyle lunaparka eğlenmeye gelen halka yönelik düzenlendiği duyuruldu.Gülşen el İkbal Parkı'nın çıkış kapısının hemen dışında ve salıncaklardan birkaç metre uzaklıkta yaşanan intihar saldırısı, henüz hiçbir grup tarafından üstlenilmedi. Hedefin Paskalya için dışarıya çıkan Hıristiyan aileler olduğu yönünde spekülasyonlar da var.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pakistan’ın Lahor kentinde meydana gelen terör saldırısı ile ilgili olarak, “Pakistan’ın Lahor şehrinde meydana gelen terör saldırısını şiddetle kınıyorum” dedi."Ailelerin, özellikle de çocukların yoğun olarak bulunduğu bir lunaparkta meydana gelen saldırı, terörün sınırlar ve değerler tanımayan yüzünü ortaya koymuştur” diyen Erdoğan, "Bu saldırı, tüm dünya ülkeleri için

AHTAPOTUN ANNELİĞİ...

Resim
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun! Kadın toprak ana gibidir.  Toprağın öyle çok gücü vardır ki!  Çok fazla  baskıyı içine çeker ve tüm dünyaya meyveler ve çiçekler verir. Eğer çok güçlü bir erkek görürsem, biliyorum ki arkasın da bir kadın  vardır.  Bu aynı elektrik, ışık ve lamba gibi.  Eğer elektrik düzgün  bir şekilde akıyorsa, lamba yanıyordur. KÜÇÜK BİR GERÇEK (bir bilgi) AHTAPOTUN ANNELİĞİ... Beni en çok şaşırtan !  Bu nasıl bir hafıza?  Aynısını yavrular da gerçekleştirecek. İnanılmaz bir döngü. .. Ahtapotun anneliği hiçbir canlının anneliğine benzemez. Dişi Ahtapot çiftleşmeden sonra bir oyuk bularak oraya yerleşir. Yumurtlamaya başlar ve yumurtlama işlemi bittikten sonra kuluçkaya yatar. Yumurtalarını yuvanın tavanına çengelle asar gibi dizer. Yumurtalara devamlı su pompalayarak onların temiz kalmalarını sağlar. Her ne pahasına olursa olsun yuvasını terk etmez. Yavrular yumurtadan çıkmadan açlığa dayanamazsa birkaç kolunu yer ve

Yalansın be Dünya... Emekçi Kadınlar! Günümüz kutlu olsun...

Resim
Ve sonra döndüm dedim ki! Yalansın be Dünya... Dünya yalan değil tabii ki! Dünya üzerinde yaşayan biz insanlar yalanız. Sebep mi? Kendi yalanlarımızı doğru gördükçe. Başkalarının doğrularını yalan görürüz. Aynadaki yüzümüze hiç bakmayız! Bir bektaşi cuma günü camiye gitmiş cami de hoca vaaz veriyor ve şarap içenleri şiddetle kınamaya başlıyor. Bektaşi can kulağıyla dinliyor. Hoca ''şarap içenler öbür tarafta her türlü ceza görecek şarap içmeyenler her türlü sefayı sürecek. Hatta her birinin emrine 40 tane huri verilecek. Şarap içenlerin ise içtikleri her şişe şarap kıl köprüden geçerken boyunlarına asılacak! DEMİŞ. Bektaşi dayanamamış durduğu yerden seslenmiş: ''hoca efendi o şişe dolu mu olacak? boş mu? Hoca gürlemiş ''bre zındık, sen dolu şişelerle öbür tarafı meyhanemi sandın! Bektaşi başını sallayıp itiraz etmiş, iyi ama hoca adam başı 40 huri ile sen öbür tarafı kerhane mi sandın! Bu ülkenin asıl sorunu, türban takan, çarşaf giyen

AŞK?

Resim
Öyle saf, öyle temiz, öyle derin sevmelisin ki! İki kişilik bakabilesin. Tenlere doymuş adamlar güzel sever kadınları. Özellikle adam diyorum. Çünkü Onlar sever. Erkek başka bir şey. Uçur diğer adı. Umarım yalan diller de bu sihirli kelime (AŞK) bitmez. Kadınları asla anlayamayacağım diye düşünmemiş adam var mıdır? Yoktur! Karşılıklı oturduğunuz, gözlerinin içine baktığınız zaman bile anlayamadığınız kadınlardan, internet yüzünden daha da uzaklaşıyorsunuz. Eskiden cep telefonu yoktu, internet yoktu. Güzeldi, şimdi de güzel. Ama o zamanları şimdi ki neslin görememesi üzücü. Onlar birbirlerine sms atarak, her an yanlarında taşıdıkları telefonlara hapsedilmiş bir dünya da sürekli haberleşiyor ancak özgürlüğün tadını asla bilemiyorlar. Biz kendimize ait bir dünya da sevdiğimiz insana adanmış bir kalp taşıyorduk. Nerede olduğunu bilmesek bile ev telefonundan:) arayacağını biliyorduk. Gelemediği zaman bekliyorduk. Çünkü geleceğini biliyorduk. Kadınları asla anlayamayan erkekler!