Kayıtlar

tanrı etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bizler Sadece Figüranız

Resim
Kişi ne kadar zeki ve mantıklı bir insan olsa da farkında olmadan toplum, çevre, etkenler, tepkiler karşısında zamanla algısı körelebiliyor. Hür düşünmeyi engellemek toplumları, kişisel zaaflar insanları mantıksız davranmaya itiyor. Doğa kanunları her zaman işler, insanın en güçlü yanı yaratıcılığı ve zekasıdır onu elinden alırsan en aciz insan yada en tehlikeli toplum ortaya çıkar. Savaşların çıkma nedeni bir aşk hikayesi olmamıştır. Truva savaşı İzmir'li Homeros'un İlyada'sında anlattığı gibi Paris ve Helen'in aşkı yüzünden mi çıktı? Truva savaşı gerçek birinci dünya savaşıdır ve Homeros'un Akalilar diye isimlendirdiği Miken toplumunun yeni pazar arayışı ile Akdeniz'in diğer kıyılarına yayılma hareketini yapmasını sağlar. Topraklarımıza ilk kez Yunanca konuşan Helen toplumunun gelmesini ve Anadolu'nun Helenleşmesini doğurur. O zaman insanlarının bildiği Akdeniz kıyılarında yaşayan tüm dünya halklarının katılmış olduğu gerçek birinci dünya savaşıdır

Toplumun Hiç Mi Suçu Yok?

Resim
Bir şey ağızla söyleniyor, kulakla duyuluyor ve sürülerce takip ediliyor diye gerçek olmaz. Gerçek analiz edilir, anlaşılır, doğrulanır, kanıtlanır sonra yazıyla yada formülle paylaşılır. Toplumlar layık olduğu şekilde yönetilirler diye bir söz vardır. Toplumun hiç mi suçu yok, aynı hilekarlık toplumda da varken. Savunduğu ideolojiyi akıl yoluyla edinmemiş bir insanı ideolojisinin yanlış olduğuna akla dayanan kanıtlar sunarak ikna edemezsiniz. Günümüzde zihinlerde yeni fikirlere karşı bir kalkan oluşuyor ve eskisi hep doğru geliyor. Yanıldıklarını anlamaları ise neredeyse imkansızlaşıyor. Belki bu tip insanları iradelerini kırarak ikna edebilir bir sistem oluşturur ve o sistemin içinde tüm hareketlerini kontrol altına alarak çocuklara ve çevrelerine yan etkilerini sıfıra indirebilirsiniz. Bir çok yöntem düşünülmüş ama bu cehaletle mücadele etmenin normal, toz pembe bir yolu yok. Dev bir makine yaratılmış, bu makinede cahillik ve inanç üzerine programlanmış. Çin bu haliy

Bana Felsefe Yapma!

Resim
Doğduğunuz anda başka bir bebekle yer değiştirmiş olsaydınız nasıl bir hayatınız olurdu? ABD'de, Fransa'da, İngiltere'de veya Hindistan'da doğmuş olsaydınız şimdiki hayatınıza göre neler daha farklı olurdu? Değerleriniz, inançlarınız, tutumlarınız neler olurdu? Veya aynı toplumda daha zengin yada daha yoksul bir ailenin çocuğu olarak doğduğunuz bölgeden daha gelişmiş yada daha az gelişmiş bir bölgede veya farklı cinsiyette doğsaydınız hayatınız şimdi yaşadığınız gibi mi olurdu? Aynı eğitimi görebilir, aynı işe girebilir miydiniz? Aynı davranış ve tutumlara mı sahip olurdunuz? Kısaca aynı insan mı olurdunuz? Bunu düşünmek bireysel olduğunu düşündüğünüz bir çok şeyin büyük ölçüde toplumsal faktörler tarafından belirlendiğini anlamamıza yardımcı olacaktır. Felsefe, bilim, sanat üçlüsü bir toplumda birlikte değer görür. Bilimi öğrenilmeden ezberlenen formüllerden, sanatı sahte, zorlama, şiddet, öfke, entrika içeren dizilerden ibaret gören bir toplumun gençleri felsefe

İki büyük lider...

Resim
Dünyaya iki büyük lider gelmiştir. Birincisi Allah tarafından alemlere rahmet olarak gönderilen dinimizin peygamberi; Hz. Muhammed Mustafa, diğeri Allah tarafından ülkemize nasip edilen, silah arkadaşları ile birlikte ezanımızın dinlenmesini, bayrağımızın inmemesini sağlayan Mustafa Kemal Atatürk'tür. HZ. MUHAMMED (SAV), cahiliye döneminde sahte dinler üreten, sahte Tanrılar piyasaya süren, zengin ve para babalarına karşı direnip, halkını İslamla buluşturmuş, köleliği kaldırmıştır. Kız çocuklarının diri diri öldürüldüğü bir zaman da kızını omzuna alıp gezdirmiş, 'ilim Çin'de de olsa gidiniz' diyerek halkına cehaleti değil, aydınlığı göstermiştir. Bugün ise onun ismini kullanarak kendilerini şeyh, şıh ilan edenler ve onların kandırdığı halk ellerinde Kur'an, kalplerinde kinle dolaşıyorlar. Halk okumak yerine dinletilerek uyutuluyor ve dinletenler de kendi uydurdukları şeyleri dinletiyorlar. İsrail Amerika'ya Müslümanları öldürtüyor, Müslüman da Müslümanı

Görecek günlerimiz var daha!

Resim
Bir kördüğüm ki, çözdükçe dolanıyor. Artık bir gelecek hayali kuramıyoruz, yarını yaşama hayali bile kuramazken. İnsanım diyebilmek için önce onura, omurgaya ve kişiliğe sahip olmak gerekir. Maalesef günümüz Türkiye'sinde her insanım diye salınan da bu değerler yok. IQ, ahlak, aile görgüsü, medeniyet, onur, şeref, gurur, saygı olmayanlardan bir şeyler beklemek anlamsız. Kural tanımaz, yasa tanımaz olundu, insanlardan da koyun olması beklendi ve beklentiler de gerçekleşiyor gerçekleşti. Tanrı bu ülkeye acısın ve korusun, millet çaresiz. O kadar alıştık ki kaosa, bir sonraki patlama nerede olacak diye düşünmeye başladık çok sıradan bir şeymiş gibi. Korkardık küçükken 'tecavüz' kelimesini cümle içinde kullanmaya. Korkardık gazetede 'şehit' haberi görmeye. Şimdi İzmir'de bir patlama oldu, Reina'yı unuttuk. Falanca bir yerde bir patlama olacak, İzmir unutulacak. Alışma, unutma desek de nafile. Albert Camus doğru söylemiş, 'umut kötülüklerin en beteri.&#

Sırlar detaylar da gizlidir...

Resim
Cehalet veba mikrobu gibi sarmış akbabalar da hazırda bekliyor. Keşke insanlara yaşanan olayları algılayabilme, düşünüp karar verebilme dersi verebilsek. Kimse neden olaylar bu noktaya geldi diye bilmiyor, sorgulayamıyor. Hayata karşı beklentilerimiz öyle düştü ki, hayatta olduğumuz her gün kendimizi şanslı hissediyoruz. Tanrı'ya inanan insan olmak kolay, asıl mesele Tanrının inanacağı insan olmakta, insan olmak ve insan kalabilmekte. Cahillik böyle bir şey; her şeyi bildiğini sanan, her şeye maydanoz olan, aşağılık duygularını körelterek herkesten üstün olduklarını göstermeye çalışıp daha da aptal bir duruma düşen insanlar topluluğundan oluşuyor. Sonra niye geri kaldık acaba diye hayıflanıyoruz. Hala her şeyi yaradandan bekleyen bir zihniyetten ne beklenebilir ki. Herkes saygı, sevgi, barış içinde yaşasa, mala, mülke, paraya köle olmasa hayat daha kolay olurdu. Hz. Muhammedin güvenlik açısından iki hadisi var. Seyahate çıkacağınız zaman kimseye söylemeyin. Çarşıya, pazara, c

Olimpiyat Oyunlarının Temeli...

Resim
Olimpiyat oyunlarının temeli Anatanrıça döneminde yani anaerkil dönemde tanrıçanın aynı zamanda rahibeleri olan kraliçelerin yıl boyunca beraber olacağı eşlikçi erkeklerin seçimidir. İkiz tabir edilen ve tanis denen bu krallar uyuyan ve kısalan günler için seçilir ve süre sonunda anatanrıçaya kurban edilirdi. En önemli kurban en uzun gece 21 Aralıka denk gelen 13. ayın 13. gününe denk gelen dolunayda olurdu. Eşlikçi erkeğin penisi kesilir ve kanı İle beraber bereket için deniz, nehir yada tarlalara atılırdı. Bu kurban olmazsa güneşin yeniden doğmayacağı düşünülürdü.  Peloponnes yani Mora yarımadası anatanrıça kültünün beşiği idi. Ancak Anadolu'da anatantıçaları İle meşhurdu. Kübaba da denilen Kibele'nin kutsal ağacı çam olup hadım edilen rahiplerin kesilen erkeklik organları ve yumurtalıkları ile süslenirdi. Ancak zamanla seçilmiş krallar ölmek istemedi ve kısa süre 100 ay aylık 8 yıla tekabül eden uzun yılla değiştirildi. Bunda 7 gün, 4 hafta, 28 gün, 13 aylık ay takvi

Bir masal anlat, içinde her şey olsun!

Resim
*Seni seviyorum, inan bana. -Beni sevdiğine dair kanıt göster? * Kanıt inancı öldürür. Eğer kanıt gösterirsem seni sevdiğimi bilirsin. Ben ‘seni sevdiğimi bilmeni’ değil, ‘seni sevdiğime inanmanı’ istiyorum.. -Neden? * Çünkü bilmek beyinle, inanmak kalple yapılan iştir. Ve ben, kalbini beynine tercih ederim... (ALINTI / Kasımda Aşk Başkadır/ Sweet November (2001)) Tanrı kadınlara geçmişi ve geleceği, erkeklere ise yaşadığı günü armağan etti. Kadınlar geniş bir zamana yayıldıkları için huzursuz, erkekler daracık bir zamana sıkıştıkları için anlayışsız oldular. Hiçbir kadın edepten daha güzel bir elbise giymemiştir, hiçbir erkekte edepten daha güzel bir servet edinmemiştir. Erkeği övgüler, kadını ise sevgi çoğaltıp yüceltir. Erkek kadına olan sevgisini içinde değil yüzüne söyleyerek belli etmeli ki, kadının gözleri bir başka gülmeli ve saçları okşadığında da bir çiçek gibi tekrar tekrar açabilmeli. Kadınların ruh hali ve istekleri farklıdır, ufacık şeylerden bile memnun

Herkesin sevdiği bir başkasını seviyor, onun sevdiği de başkasını. İlk kaydırmayı kim yaptıysa artık :)

Resim
Herkesin sevdiği bir başkasını seviyor, onun sevdiği de başkasını. Demek ki sıra bozuk, ilk kaydırmayı kim yaptıysa artık :) Tiryaki gönlüm de olmasın kuşkun. Tek sana müptela, tek sana düşkün. Ardından bir ağıt yakalım aşkın. Adını elveda koyalım gitsin.  Güven varsa sevgi vardır, sevgi varsa huzur vardır, huzur varsa para vardır, para varsa aşk vardır, aşk varsa eşin evden gitmiş demektir :) Demek ki kaybetmeyi anlamıyorsan. Bu da büyük bir kayıp.  Kaybetmeyi anlamayan  değer  vermeyi de bilmez.  Kaybetmeyi öğrendik,  bilmeyene de  öğretiriz. Kalbe vurulan bir mührü silemezsin, unuttukça kaybedemezsin.  Hep sorarlar kadınlar ne ister diye ve bir sürü şey sıralarlar arkasından. Para, güç, sahiplenme, makam ve rahat diye. Oysa ben sadece iki şey sayarım; Kadın güven ve huzur ister. Güç beklemez bir kadın çünkü erkekten daha güçlüdür. Sahiplenmek istemez kadın çünkü zaten kendine sahiptir. Para ve makam istemez bazı kadınlar çünkü geçici şeyler olduğunu bili