18 Temmuz 2016 Pazartesi

Bir ülkenin geleceği yabancılara bırakılmaz


İstanbul Hükumeti'nin Kuva-yi Milliye'ye karşı kurduğu Kuva-yi İnzibatiye (Hilafet Ordusu) İngiltere devleti, Hilafet Ordusu'nun erlerine 30, teğmenlerine 60 ve alay komutanlarına 150 lira maaş bağladı. Lojistik ihtiyaçlarını silah, araç ve gereçlerini temin etti. (Alıntı - Tarih)

Kuva-yi İnzibatiye, Kuva-yi Milliye'yi (Ulusal Güçler) durdurmak için İngiliz lojistiği, silahları ve parasıyla kurulan ordudur. Kuva-yi Milliye tarafından bozguna uğratıldı ve dağıldı. İngilterenin Politikası kimi nasıl kullanmak işine gelirse öyledir ve bu yüzden de dünya da en fazla sömürgesi olan ülkedir ve yine bu yüzden İngiltere Krallığına güneşin batmadığı ülke derler. Osmanlı Devleti dünyaya hükmetmiş. Ama ne yazık ki 16. yy'dan sonra tamamen gerilemeye başlamış. 16. yy yani 1500'lü yıllar, yarısını Kanuni Sultan Süleyman idare etmiştir. Kanuni batışı başlatan hükümdardır. Medreseler de pozitif eğitim onun döneminde darbe alır, Ebussud gibi bir yobaz onun döneminde kontrolü ele geçirir. Şehzade Mustafa onun döneminde katledilir ve taht alkolik Sarı Selim'e kalır.

İngiliz destekli Vahidettin'in hilafet ordusu, Vatanı düşman işgalinden kurtarmak için mücadele eden Atatürk ve arkadaşlarınca kurulan yeni ordu'ya saldırmış, dolayısı ile İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan, Ermeni, Rum, Kürt çeteleri ile savaşan Ankara hükumeti ordusu ve Kuva-yi Milliye güçleri, düşmanla işbirliği yapan Halifenin Kuva-yi İnzibatiye kuvvetleri ve dinci isyanları bastırmak ile de uğraştı ve hepsinden de zaferle çıkarak bizlere özgür, bağımsız bir Vatan ve çağdaş Cumhuriyet bıraktılar. Ancak emanete sahip çıkamadık. 64 Müslüman ülke içerisinde Laik Türkiye Cumhuriyeti, Suudi Arabistan Krallığı, Irak, İran, Suriye vs. halka karşı kötü örnek oluyor. Çünkü Krallıklar tahtını kaybetmek istemiyorlar. Demokrasiye geçerlerse lüks yaşam sona erecek. Bu yüzden de Demokrasi istemiyorlar. Onlara göre Türkiye Cumhuriyeti'nin yıkılması gerekiyor ve din duygularını kullanarak Cumhuriyeti yıkmak ve şeriat rejimine geçirmek için her türlü desteği veriyorlar. Hiç bir İslam ülkesinde Demokrasi olmamasına ve sürekli iç savaş olmasına, insanların bu durumdan kurtulmak için Avrupa'ya kaçmak için çabalamasına rağmen insanlarımızın büyük bir kısmı tehlikeyi göremiyor.

Ağacın kökü istediği kadar sağlam olsun yaprakları en ufak bir rüzgar da bile savrulmaya mahkumdur. Yine de köklü ağaç yıkılmaz, eğrilir, bükülür ama yıkılmaz. Masum halk için Türkiye'de yaşamak demek neyin, nerede, nasıl bir şeyle karşılaşacağımız meçhul demek. Korku büyük bir güç, daha hızlı, daha zeki, daha güçlü yapabilir, bir araya getirebilir ve haksızlıkları yok edebilir. Toprağın altında düz yatabilmek için toprağın üstünde dik durmak gerekir.

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder