Kayıtlar

DOKTOR etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Sayın Vali Recep Yazıcıoğlu

Resim
Aydın Valiliği'ne atandığında, henüz üç dört günlük vali iken Nazilli SSK Hastanesi ile ilgili bir şikayet kulağına çalınır. Hiç vakit kaybetmeden hastaneye gider. Tebdil-i kıyafet gelir. Acil bölümünden girer. Oradaki görevli bir hemşireye; "Başhekimin odası nerede?"diye sorar. Hemşire şöyle bir bakar Yazıcıoğlu'na tanıyamaz tabi. Küçümseyici bir ses tonuyla " Üst kata çık, koridorun sonundan sağa dön, sondaki oda" der. Yazıcıoğlu üst kata çıkar. Başhekimin odasını bulur. Kapısı açıktır ama başhekim odasında yoktur. İçeri girer. Tam o sırada başhekim gelir. "Buyrun ne istiyorsunuz ?" diye sorar. Yazıcıoğlu rahatsız olduğunu, tedavi olmak istediğini ama parası olmadığını söyler. Başhekim kendisine "Burası hayır kurumu değil, paran yoksa tedavi olamazsın" der. Yazıcıoğlu, "Devletin görevi vatandaşına bakmak değil mi doktor bey?" der. Başhekim sinirlenir ve Yazıcıoğlu'nu odasından kovar. Sessizce aşağı iner, hastanenin i

Sıradan biriyiz!

Resim
Dünyaya hiç katkım var mı? diye düşününce çıkan cevap ne kadar sıradan olduğumuzu belirliyor. Bir hastalığa çare bulursun farklısındır, savaş gazisisindir farklısındır, okulu dereceyle veya ekstra bir başarıyla bitirmişsindir farklısındır, sıfırdan şirket kurmuşsundur farklısındır ama hayatın boyunca hep yerinde sayarak yaşamışsan nasıl kendini farklı hissedeceksin. Yani kendimizi kişisel efsane olarak görmekten vazgeçmek gerekiyor. Aslında en büyük sıradanlık kendini farklı zannetmektir. Ben ancak ötekiyle var olurum anlayışının içselleşmesidir bu durum. Sokrates'in kendini bil öğretisi, çıkar ve mütevaziliği sonucu 'bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir' şeklinde görülür. Bu bir farkındalık, bir aydınlanma halidir. Tarihte de olduğu gibi insan kendi içindeki devrimini, rönesansını, reformunu ancak bir aydınlanmadan sonra yapabilir. Bunun farkında olunsa kimse kimseye üst perdeden konuşmaz, küçük dağları ben yarattım edasında olmaz. Hiç kimse mükemmel yani tam

Fakiri bol ülke...

Resim
Siyasal ve yönetimsel kurumlardaki güçsüzlük nedeniyle toplumda denetiminin kalmaması, psikolojisi bozuk bir toplum, ülkeye dolmuş ne olduğu belirsiz kişilerle yaşanamaz bir ülke olduk. Boşanmalar artıyor, genç insanlar gasp ve hırsızlık yapıyor, tecavüz ve taciz haberleri eksik olmuyor, şiddet olayları giderek çoğalıyor, toplumsal hoşgörü, alçak gönüllülük sıfıra inmiş durumda, başka ülke insanına ucuz iş kolu yaratılırken ülke insanı işsiz, sanat adına yapılan diziler, filmler, klipler gençliği lükse, çarpık ilişkilere, mafya hayatına özendiriyor. Eğitimin içi bilimsel tekniklerden çok gerekli gereksiz bilgilerle dolduruluyor, iyi doktor yetişmiyor sağlık geriliyor, istihdam yaratacak üretim alanları açılamıyor camiler açılıyor. Ülkede sosyal devletin sağlayamadığı yaşam refahını bulamadıkları için ekonomik nedenlerle psikolojileri bozulup umudu bitmiş insanların oluşturduğu bir toplum oluşuyor. Ülke sınırları içinde açlıktan, soğuktan, şiddetten, işsizliğin getirisi olan par

Garip olaylar ülkesiyiz!

Resim
Uygarlığın gerçek ölçüsü ne nüfus, ne kentlerin büyüklüğü, ne de üretimdir. Gerçek ölçü, ülkenin yetiştirdiği insanların nitelikleridir. Karanlığa karşı, karanlıkla mücadele edilmez. Sistem bozuk insanlar sadece kurban. Türkiye'de işini doğru dürüst yapacak ehli insan kalmadı. Paran varsa insansın yoksa bir hiçsin. Kader deyip geçiştirirler olayı, insan hayatı bu kadar ucuz. Hasta mazlum, doktor masum. Sonuç, hakimler hekimleri severler. Hipokrat yemini eden doktorlar göreve başladıktan kısa zaman sonra doktorluğun insani bir görev olduğunu unutuyorlar. Bilgilerini yenilemiyor ve değişik vakalarında olabiliceğini göz ardı ediyorlar. Türkiye'de doktorların %95'i kasap. Kesme, biçme başına göre prim alıyorlar. Doktorlar artık doktor değil pazarlamacı olmuş. Suriyeli doktorları da Kanada, Amerika, Almanya kaptı bize işe yaramazları kaldı. Her yere tıp fakültesi açarak, performans sistemiyle sağlık sorunu bu kadar çözülür. Sağlıkta devrim dedikleri bu olsa gerek. Ticare

FİDEL CASTRO, Bir Comandante...

Resim
Ben de devrim gerçekleştirdim. Ama Atatürk'ün yaptıklarını yapamazdım. Türkler sağdan sola doğru yazarken Harf Devrimi ile tam tersi yönde yazmaya başladı. Kıyafet Devrimi ve Medeni Kanun'la kadınlara getirilen statü çok önemliydi. Ona ve devrimlerine hayranım. Kendinize başka bir önder aramayın. (Fidel Castro) Mustafa Kemal Atatürk'ün zekasına hayran olan, zaferlerini gıpta ile anlatan tek liderdi.  Demek ki Atatürkçü olmak için Türk olmaya gerek yokmuş. Atatürkçülüğü bizden daha iyi anlayan bir devrimciydi. Ulusal bayrağıyla devrim yapmış iki ülkeden birisidir Küba, diğerinde de zaten biz yaşıyoruz. Küba halkına hiç bir dünya ülkesinin sağlayamadığını sağladı HUZUR. Devlet idare etmenin para ile değil halkını sevmek, halkına hizmet olduğunu bilen nadir liderlerdendi. Memleketini seviyorsan her şeyi memleketin kalkınması için yapacaksın, eğer memleket kalkınırsa zaten sende kalkınırsın... Cesaretini bütün güzel insanlara bırakıp gitti güzel insan. Devrim önce

BANA DOKUNMAYAN YILAN BİN YAŞASIN

Resim
Evin minik faresi duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşinin mutfakta bir paketi açtıklarını gördü. Kendi kendine; “İçinde hangi yiyecek var acaba?” diye düşündü. Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu anladığında yıkılmıştı. “Evde bir fare kapanı var! Evde bir fare kapanı var!” diye bağırarak telaşla bahçeye fırladı. Minik fareyi telaş içinde gören tavuk umursamaz ve bilgiç bir tavırla başını kaldırdı ve gıdakladı; “Zavallı farecik. Bu senin sorunun benim değil. Bana bir zararı olamaz küçücük kapanın” dedi. Tavuktan destek bulamayan farecik bu sefer telaşla domuzun yanına koştu; “Evde bir fare kapanı var! Evde bir fare kapanı var!” diye adeta çırpındı. Domuz anlayışla karşıladı ama; “Çok üzgünüm fare kardeş ama dua etmekten başka yapacağım bir şey yok. Dualarımda olacağından emin ol” dedi. Minik fare çaresizlik içinde ineğe döndü. “Evde bir fare kapanı var! Evde bir fare kapanı var!” dedi. İnek; “Bak fare kardeş senin için üzgünüm ama beni ilgilendirmiyor.” de

YENİ AİLE BAKANIMIZ

Resim
YENİ AİLE BAKANIMIZ HEM BİLKENTLİ MÜHENDİS HEM DE CERAHPAŞALI BİR DOKTOR! Nereden mezun olduğu, mesleği değil zihniyetleri önemli. Onu da görücez. Hayırlısı olsun. FATMA BETÜL SAYAN KAYA KİMDİR? Fatma Betül Sayan Kaya Elektrik-Elektronik Mühendisi. İstanbul, Fatih'te hukukçu bir ailenin 3. çocuğu olarak dünyaya geldi. İlkokulu Fatih İlkokulu'nda okuduktan sonra Beyoğlu Anadolu Lisesi'ni (English High School) birincilikle bitirdi. Üniversite sınavlarında derece yaparak Bilkent Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği'nde burslu olarak okudu, şeref derecesiyle mezun oldu.İş hayatına Satürn Mühendislik'te proje uzmanı olarak başladı. Amerika'nın en iyi üniversitelerinden biri olan New York Üniversitesi'nde Biyomedikal Mühendisliği Fakültesi'nden doktora bursu kazandı, meme kanserinin termal görüntülenmesi üzerine çalışmalar yaptı. 2009 yılında Türkiye'ye döndü ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ni kazanarak burdan mezun oldu. Tüm işveren

Aort damarı neden yırtılır

Resim
Oya Aydoğan'a Allah'tan rahmet diliyorum. Kalp ve damar cerrahı Prof. Dr. Ahmet Akgül aort damarı neden yırtılır, aort damarı yırtılmasının belirtileri nelerdir şu şekilde açıklıyor; Öncelikle yemek yerken soluk borusu veya yemek borusuna takılan yiyecekler çıkarılması esnasında sağlıklı bir bireyin damarlarında yırtılma olmaz. Vücudun damar sistemi sağlıklı ise refleks hareketlerinden yani öksürme, hapşırma, ıkınma gibi göğüs içindeki basınç artışlarından etkilenmez. Fakat kalpten çıkan ana damar olan aort damarında daha önce oluşan yıpranma, balonlaşma, duvarlarında harabiyet varsa bu tip refleks hareketlerinde bile yırtılma riski olabilir. Aort damarını bu tip riske hazırlayan en büyük etken kontrol altına alınamamış tansiyon yüksekliğidir. Hipertansiyon zamanla aort damarının duvarını yıpratır ve balonlaşmaya, kireçlenmeye veya diseksiyon denen içten yırtılmaya yol açar. İşte bu durumda basit bir öksürme bile damardaki hasarı artırıp yırtılmaya yol açabilir.  (Alınt

Sağlıkta Şiddete Karşı 24 Saat Gözaltı!

Resim
Sağlıkta Şiddete Karşı Yeni Eylem Planı. Sağlık personeline şiddet gösteren, 24 saat nezarethanede gözaltında tutulacak. Sağlık personeline fiziki olarak saldıranların 24 saat gözaltında tutulması ve ardından adliyeye sevk edilmesi konusunda düzenleme ile her türlü darp olayından sonra tüm saldırganların yasal olarak 48 saat gözetimde tutulması ardından savcı ya da hakim kararı ile serbest ya da tutuklu kalması sağlanacak. Ve hapis cezası geliyor. Bakanın açıklamaları bu yönde. 24 saat nezarethanede tutulmaları neyi çözecek? Caydırıcılık mı? Maalesef sorunu çözmez. Toplumun bakış açısı değişmediği sürece, isterse 48 saat tutulsunlar sonuç değişmez. Sağlık çalışanlarının vatandaşlarımız için çalışırken bir de kendi can güvenlikleri için endişelenerek, panik halinde çalışmaları zor olsa gerek. Şiddet olgusu nerede ve kime uygulanırsa uygulansın kesinlikle kabul edilemez. Uygulandığı ve görüldüğü her yerde önlemek ve gerekli yasal zemini oluşturmak gerekir. Şiddeti savunmuyo

Aşk ve Arkadaşlık yolda karşılaşmışlar!

Resim
Aşk ve arkadaşlık bir gün yolda karsılaşırlar. Aşk kendinden emin bir şekilde sorar. Ben senden daha candan ve daha yakınım. Sen niye varsın ki bu dünyada? Arkadaşlık cevap verir. Sen gittikten sonra arkanda bıraktığın gözyaşlarını silmek için... Sevdayı derinden yaşayan adamlar da var. Bir ömrü bir sevdasına harcayan, ağlatmaya kıyamayan, saçının telini kıskanan, öyle  süsüne, boyuna, posuna değil! Yüreğine sevdalı adamlar.  Zor günün dostu, hayat ortağı, yolunda yoldaşı, göz yaşına içi yanan adamlar da var. Verdiği sözü tutan. Sevdiğine namus gözüyle bakan, kadınım deyip, arkasında dağ gibi  duran. Tam tersi olan adamlar da var. Yapamadıklarına sonradan pişman olan adamlar bunlar. Pişmanlık bütün bir ömür boyu saplantı haline gelebilir insan da. Yanlış olanı seçtiği için değil (çünkü bundan ötürü pişmanlık duyabilir insan) doğru olanı seçebileceğini kendisine kanıtlaması olanaksız olduğu için. Her acı her sızı geçte olsa bir gün geçer elbet.

Bilim Küfür Etmenin İnsanı İyileştirdiğini İspatladı!!

Resim
Bilim Küfür Etmenin İnsanı İyileştirdiğini İspatladı!!! Günlük hayatta pek kabul görmese de, küfür etmenin insan doğasına iyi geldiği ortaya çıktı. Bilim adamları tarafından yapılan araştırmalar sonucu, küfür eden kişilerde, acının azaldığı saptanmış. İngiltere Keele Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma da küfür etmenin de yararları olduğu sonucunu çıkardı. Bilim adamları, küfür içerikli kelimelerin kişinin fiziksel ağrılarına iyi geldiğini öne sürdü. Araştırmanın başındaki Doktor Richard Stephens, küfür eden insanların rahatladıklarını ve sinir halinden kurtulduklarını gözlemlediklerini ve bu şekilde de, fiziksel acı ve ağrılardan, diğer insanlara göre daha az etkilendiklerini dile getiriyor. Sizi daha güçlü hissettirir :) Hayatın zorluklarına katlanmanıza yardımcı olur :) Yakın arkadaşlıklar kurmanıza yardımcı olur :) Kendinizi ifade etmenize yardımcı olur :) Televizyon veya film izlerken daha çok içine girmenizi sağlar :) Sizi daha sağlam bir insan ha

Gece sessizliğim benim.

Resim
Bir gece kapını çalarsa yalnızlık, açma bırak dışarıda kalsın.  Hayatı öyle mutlu yaşa ki, kapıdaki yalnızlık yalnızlığından utansın. Unutulduğunu sansa da bile insan. Her önemli günde akla ilk yürekten sevilenler gelir. Gece sessizliğim benim. Ay doğar, gözlerin aklıma düşünce. Rüzgarlar aralar penceremi. Perdelerim uçuşur, göklere savrulur. Bir türkü dolanır, kalbimin kenarında. Sonra güneş doğar penceremden içeriye. Tekrar gece gelir. Ve nihayet yaşam biter, ölüm gelir.  Yarasaya gel, kartala git dersen. Ruhu efkar basar, stres hoş geldim der. Aşkı başka bir dudaktan duyarsan. Kalbe nefes gelir, hoş gelir. Bana ilaçları sordular.. ANLAT DEDİLER... Sorun bakalım dedim. Gelecek için? Sabır dedim. Düşmanlık için? Barış dedim. Nefret için? Sevgi dedim. Cahillik için? İlim ve bilim dedim. Başarısızlık için? Korkmamak dedim. Fakirlik için? Çalışmak ve aklını kullanmak dedim. Kötülük için? İyilik dedim. Zayıflık için? İnanç ded

TOKAT DEVLET HASTANESİ YÖNETİMİ ÇOCUKLAR İÇİN ÇOK GÜZEL BİR İLKE İMZA ATTI...

Resim
TOKAT DEVLET HASTANESİNDE ÇOCUKLAR ameliyathaneye girerken heyecan ve korku yaşamasın diye BAŞHEKİM güzel bir karar almış. Çocuklar ameliyathaneye sedye ile değil, akülü arabalar ile eğlenerek giriyor. Hastane yönetimini bu ince ve güzel düşüncelerinden dolayı tebrik ediyoruz. Çok güzel bir uygulama... Sevginin gücü her şeye yeter. Mesleğini sevmek, insanı sevmek böyle güzel oluşumlara imza attırıyor. Olay Doktor olmakta değil, insan olabilmek de. Ayrıca doktorları ameliyata hastasıyla aynı anda giriyor. Hastanın ameliyat kıyafetini doktor giydiriyor. Masaya yatırıp hazırlayıp, ameliyatı unutturmak çok kısa sürüyor.  Moral ve Doktorların yaklaşımı önemli. Sadece arabayla girmek değil, yüz yüze onların korkusunu yok etmek arkadaş gibi davranmak. Bu güzel düşüncelerinden dolayı Hastane Başhekimi ve Emeği geçen Herkese çok teşekkürler. İnşallah diğer hastanelere de örnek olur. Çocukların kokusunu, heyecanını eğlenceli hale getirmek çok güzel davranış. Yönetici d