Kayıtlar

insan etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Aile Kan Bağı İle Mi Olur?

Resim
İnsanlar birbirlerine tahammül ederek, katlanarak, paylaşarak yol alırlar. Bu taşra da çok çocuklu ailelerde daha kolay oluşur. Kan bağı birçok şeye ilave olarak zorlukları birlikte aşmayı da gerekli kılar. Şehirleşmenin getirdiği modern mimari büyük aileyi günümüzde iyice yok ediyor. Çocuklar paylaşmayı ve katlanmayı kreşlerde ve okullarda öğreniyor. Bu nedenle aileden çok, iletişim içindekiler arasında oluşan paylaşım öne çıkıyor. Başarılı insan ilişkilerinde gönül bağı fazlaca etkilidir. Kan bağı irademiz dışı gerçekleşen doğanın bize verdiği bir ilişki biçiminden çok bir konumdur. Ruhen kendi yansımamızı bulduğumuz, yürek yüreğe dediğimiz insanlar her daim bizimledir. Fiziki mesafe olsa da, olmasa da olur, gönül birliği kurduğumuz insanlarla mutlu, huzurlu, başarılı bir aile olabiliriz. Bizim aile sistemimizde korku, şiddet, baskı, hükmetmek, emir var ama saygı yok. Eşini aile onaylayacak, okuluna aile karar verecek, yaşam şekline aile karar verecek, ailelerdeki sevgi gitti

Hayatı Askıya Almak

Resim
Hayat her anı ile yaşanmak içindir. Bazı şeyler için zaman şimdidir, öncesi erken, sonrası geçtir. Arada bir frene basmakta iyidir. Beklemeye hayatı değil kendimizi alırız, çünkü zaman bize değil hayata göre akar. Hayat askıya alınmaz askıya aldığı kişinin kendisidir. İstek ve arzular askıya alınır. Bence yaşayın gitsin, kaçıyor sonra yarın ne olacak bilinmiyor. Hayatı askıya almak hastalığa davetiye çıkartmaktır. Küçük değişikliklerle hayata kaldığımız yerden devam etmek gerekir, tamamen askıya alırsak yaşam biter. Bazende en iyisi budur, tıpkı toplumca geçirdiğiniz bu günlerde olduğu gibi. Özellikle şu dönemde hayatı elimizden geldiğince askıya almamız lazım, en azından zaruriyetler dışındaki durumlar askıda olmalı. Askıya değilde akışa bırakmak diyelim buna, çünkü hayat öyle yada böyle devam ediyor. Yapılabilen eylemler askıya alınır, bir süre beklemeye alırız ama nefes aldığımız sürece hayat devam eder. Askıya alınan hayatta hayatımızdır, aldığımız her nefes hayattır. B

Sorumluluk Mu? Kontrol Mü?

Resim
Sorumluluk almak ihtiyaçtan ortaya çıkan bir olgudur. İçinde sahip çıkmak, korumak gibi özelliğinden dolayı şefkati de barındırır. Kontrol etmek ise onu hep aynı düzen içinde tutmaya çalışmaktır. Kontrol edeni yorarken, kontrol edilenin de kendi doğal gelişimine engel olur. Sorumluluk almak kendine düşeni yapabileceğine inandığın, yapabileceğin şeyleri üstlenmek ve bu konuda çabalamak iken, kontrol etmek kendi sınırlarınla karşı tarafın sınırlarını aşıp, karşısındaki kişiye kendisi olabilme şansını tanımamak ve bunun farkında bile olmamaktır. İnsanlar birinin sorumluluğunu aldığında o kişiyi satın aldıklarını zannedip kontrol etmek istiyorlar. Aile içindeki çatışmada bu noktada başlıyor, sorumluluk aslında temel ihtiyaçların belirli bir noktaya kadar sağlanması olmalı. Sorumluluğumuzun nerde bittiği konusunda eğitimli olmalıyız. Kimse kimsenin sorumluluğunu almak istemez almışsa mecburiyettendir, kontrol etmek istemekse onun zekasını hiçe sayıp sömürmektir. Sorumluluğunu al

Özgüven

Resim
Özgüven ile imaj arasında hiçbir bağlantı olmadığı gibi imaj uğruna özüne ihanet edersen özgüvenine, ömür boyu taşıdığın özüne, psikolojik yaşamına da darbe vurursun. Gurur insanın özünde doğru bulduğu şeyleri yaptığında kuvvetli bir biçimde hissettiği bir duygudur. İmajı bir kenara bırakıp gurur duyacağın şeyler yaparsan güçlenirsin. Özgüven sahibi bir birey olduğumuzu tavsiyeler üzerine gösteremeyiz. Bu eğitimle bilinçlenerek kendine ve çevrene gösterdiğin saygı ve farkındalıkla oluşabilecek bir şeydir. Etraftaki insanların giydiği kıyafetler, bindikleri araç, taktıkları saat, kurdukları bir kaç özlü söz çoğu da aşırmadır ya bir şairden, ya bir felsefe adamından, iki poz atarak göstermeye çalıştıkları bir şey değildir özgüven, bir ortama girildiğinde fark edilmek, dikkatleri toplamak değildir, özgüven bilmektir. Başarısız her girişim suçluluk duygusu hissettirir ama başarmak da haklı yapmaz. Ortada bir problem varsa buna tek bir şey veya tek bir kişi neden olmamıştır. H

Sonu Başı Olmayan Birlik

Resim
Değer yargıları zamana, zemine ve yönetim şekline göre değişir. Temel sağlam olmazsa insanlar oradan oraya savrulur. Başların ayak, ayakların baş olduğu dönemler olur zaman zaman. Ortadoğu insanı için, 'Her şeye üzülen ama hiçbir şeyle ilgilenmeyen insanlar.' diyor Amin Maalouf. Güzel bir dünya için siyahı kaldır beyaz kalsın, kötüyü kaldır iyi kalsın. Bir toplumda yaşamanın bedeli o toplumun kurallarına uymaktır ama bu durum onlarla aynı fikirde olduğunuz anlamına gelmez, kurallar aynı fikirler ayrı olabilir. Her insan bir değil derler ama insanın kendi olmasına da izin vermezler bu toplumlarda. İnsan imkanı varken çaresiz kalıyorsa, düşüncelerin imkana bağlı olmadığını anlamıştır. Dalında olgunlaştırmak gerek her şeyi, ülkemizde iyi olan şeyler fazla yaşamıyor, bu da bindiğin dalı kesmek gibi bir durum oluşturuyor. Son dönemlerdeki para akışı değil, para çıkışı ülkedeki zeminin sağlam olmadığını gösteriyor. İnsanlarda sosyal bağlılıktan çok siyasi bağlılık oluşmuş d

Öfke Kontrolü

Resim
Japonya'da çocuklara öfke kontrolü için çok basit bir yöntem öğretilir. 'Ne zaman öfke duyarsanız bununla ilgili hiçbir şey yapmayın sadece derin bir nefes alın' denir. Deneyin göreceksiniz ki öfkelenmiyorsun. Niye? Derin nefes aldın diye neden öfkelenemiyorsun? Derin nefes almaya başlıyorsun ama öfke belli bir nefes ritmine ihtiyaç duyar. Öfkenin var olabilmesi için belli bir ritmde veya kesik kesik nefes almak gerekir. Bilinçli olarak derin nefes alıyorsan öfke kendini ifade edemez. Çünkü öfkenin farklı bir nefes alma yöntemi vardır yani derin nefes alınca kızamazsınız. İnsanlığın dini, dili, ırkı yok. Her yerde gerçek insanlar ve insanlar var. İnsan ve hayvan. Biri ihtiyacı kadarını tüketir, diğeri kendisi de dahil her şeyi tüketir, dünyaya en çok zarar veren yaratıktır insan. Çoğaldıkça ihtiyaçlarını karşılamak için doğaya ve tüm canlılara en büyük kötülüğü yapar. İnsandan daha kötü bir yok edici var mı? Bu dünyanın hiçbir güzelliğini hak etmeyen acımasız varlıkla

Kara Delik Fotoğraflandı

Resim
Gelişmiş insan medeniyetleri uzayda imkansızı başarıp kara deliğin fotoğrafını çektiler. Dünya uzay çağını yaşarken bizler maymunlar cehennemini filmini yaşıyoruz sanki. Ömrünü karadelikler ve evreni anlamaya adamış Stephen Hawking'i haklı çıkaracak bir devrim bu fotoğraf. Bu fotoğraf ile evrenin karadelikten oluştuğu teorisi de güçleniyor. Evrenin oluşumu, sonunun nasıl olacağı gibi soruları bulmak için çabaladığımız bu dünyada büyük bir devrim. Bu fotoğraf öldükten sonra başka bir bedene geçiş var, ruhlar farklı bedenlerde varlığını sürdürecek düşüncesini savunan insanlar için ve Tanrı'nın var olduğuna inanan insanlar içinde önemli. Tanrı evreni nasıl yarattı sorusunun cevabını arıyorlar. CERN'de yapılan deney de aynı sorunun cevabını arıyor. Karadelikleri Stephen Hawking kağıt üzerinde matematiksel olarak ispatlamıştı. Fotoğraf kağıt üzerindeki matematiksel denklemin gerçek olduğunu gösteriyor. Işık yılı ışığın bir yılda katettiği mesafedir. Yani 52 milyon ışık

Sevgi

Resim
Adında sevgi geçen bir kavramı, içinden sevgi geçmeyen birisine yüklememek gerekiyor. Sevgi gerçek bir emektir her insan taşıyamaz, layık olamaz. Sevilmeyecek, en az bir kez beğenilip takdir edilmeyeceksek ne anlamı kaldı hayatın. Suyun bile sevgi sözcükleriyle moleküler yapısı değişiyorsa canlılar için yaşam kaynağıdır sevgi, içten olması koşuluyla. Sevgi genellikle karşılıksız kalır, karşılıklı olsa bile eşit seviyede olmaz, güvensizlikler, kavgalar, ayrılıklar yaşanır. Kendinizi fazla kaptırarak bir insanı her şeyiniz yapmayın, kimseninde her şeyi olmayın ki canınız yanmasın. Seviyorumlar, aklımdasınlar, dayanamıyorumlar korunaklı limanınız olmasın. Bir his ne kadar derin ve gerçekse o kadar da sessizdir. Onun ağırlığını üzerinde taşır, ne kadar yüzeyselse o kadar da dile vurur. Çehov'un dediği gibi 'birlikte gülemediğiniz birini asla sevemezsiniz.' Yani söz uçup gider sadece birlikte gülüp gülmediğinize, birlikte susup susmadığınıza bakın. Uyanmak için bir dar

Entelektüel Olmak

Resim
Entelektüel olabilmek için ahlak ve terbiyeyi aileden alarak gelmiş olmak gerekir. Ülkemizde entelektüellik denilince akla çok farklı şeyler geliyor. Kitap okuyan herkes entelektüeldir gibi. Entelektüel insan, şahsına münhasır bir insandır sonradan olunmaz o zaman devşirme durur, içten gelen bir şeydir. Düşünsel bir olguyu fiziksel olaylarla sorgulamak Ortadoğulu bakışıdır. Yediğin, içtiğinle, giydiğin, kullandığın şeylerle yada tercih ettiğin sözlerle, mekanlarla olamayacağın bir şeyi yine onlar yüzünden de kaybedemezsin. Olası tüm perspektiflerinin önünde şekilcilik lensi standart donanımda bulunan bir toplum için çokta şaşırtıcı olmayan bir bakış açısı olsada yine de üzücüdür. Entelektüel kavramı zihinsel ve felsefi bir kavramdır, yaşantınızı değiştirmek demek değildir. İnsanları ötekileştiren insanları baskı altında tutmak isteyen kişiler, entelektüel bir düzeye ulaşamazlar. Kalite insanın içindedir yaşam standartlarında değil. Basit olmak kibirli insanoğluna zor gelmiş

Yaşam Mucizeyi görmektir

Resim
İnsan eksikliğini hissettiği şeyi arar, onu bulduğunda tam olup tamamlanır. Akıllı insan kendi kusurlarıyla uğraşır başkalarının kusurlarıyla ilgilenmez. Alışkanlıklarımızın esiri oluyoruz bunlarda zamanla bağımlılığa dönüşüyor. Keşke herkes bir gün yaşattıklarını yaşasa ama dünya adil bir yer değil. Kendimize sözlerle, davranışlarla sınırlar getirip acıyı kendimiz yaratıyoruz. Oysa hayatta mutlu olmanın o kadar çok yolu var ki. Beklemeyi bilirsen her şey ayağına gelir. İnanç göreceli bir kavram. Bir şeye biat edip körü körüne inanmakla, savaşta yada herhangi bir yarışta bir şeyi icat etmek uğruna kazanacağına inanıp normal gücünün üzerine çıkmak başka bir inançtır. Zor durumda sevdiğine yada bir dostuna olan inancınla, onun geleceğine inanmak yine başka bir inançtır. Mucizeleri bu tür inançlar yaratır, körü körüne bir dogmaya inanmak değil. Hayat beden ve akıldan ibaret dersek tamam ama kalbi ve ruhu nereye, sevgiyi nereye, merhameti, vicdanı nereye koyacağız. Aşkın vuku bul

Yol Verdim Gidişlere

Resim
Bir insandan vazgeçmek insanın kendine olan saygısını tazeler. Keşke daha önce yapsaydım dedirten bir durumdur. Zamanı gelince olmalı ki gidişler sizde ağırlık yapmasın. Yani isabetli bir karardır boşa kürek çekmemenizi sağlar böylece kendinize olan öz saygınız artar. Kasmaya gerek yok, sizi en çok eleştiren bulunduğunuz durumu sürekli size hatırlatan kişi size en çok zarar veren kişidir, ilgilenmez kesersiniz iletişimi. Önce tanıyor sandığın kişiyi sonradan tanımadığını fark etmek, ikiyüzlü olup yüzünü duruma göre değiştirerek kullanan tiplere bay bay demek. Kimse vazgeçilmez değil, insanoğlu kendine fazla rol yüklediği bir zamanda yaşıyor. Kendini ve kendi gibi olanları fazla önemsiyor. Bazen de vazgeçmek kolay değildir. Birisini yüreğinde taşırsın, görmesende, duymasanda taşırsın. Bazıları kolayca vazgeçebilir bu da bir kusur değil, bir yapıdır. Biri yanlış diğeri doğru değildir, durumun genetiği böyledir. Kimisi insanını arar kimisi aramaz. Bu işler böyledir bunu da far

Zamanla yaşayarak, Zamanla öğrendim!

Resim
Gerçek fedakarlık karşılık beklemeksizin ve bir amaca, bir hedefe yönelik yapılır. Ama ne yazık ki fedakarlık sanılan eylemlerin çoğunda bir beklenti, sonucunda da hayal kırıklıkları vardır. O yüzden bunlar fedakarlık değildir. Tarla sürümünde öküz fedakarlık için iş yapmaz, o işe sürülür, zorlanır, yapmak zorunda kalır. Dolayısıyla gerçek fedakarlar 'yapma kıymeti bilinmez' demez ve yaparlar. Karşılık beklentisi olanlar böyle düşünür ancak. Bir beklenti nedeniyle fedakarlık yaparsın, bu normaldir. Çünkü bir şeylerini daha iyi olacak başka bir şeyler için feda edersin. Bu bir tercihtir ve sonunda hayal kırıklığı da olabilir. Özellikle yakınlarımıza fazla fedakarlık ve iyilik yapar, uğraşır didiniriz ama onlar bunun farkına bile varmazlar. Çünkü yapmak zorunda olduğumuzu düşünürler oysa bazen bir teşekkür bile bütün yorgunluğu alıp götürür. İşte bu yüzden sorumluluğumuz neyse onu yapalım, fedakarlıkları da kendimize saklayıp, geleneği ibadet saymak işinden vazgeçelim. Bö

İş Arkadaşlarıyla Özel Hayatında Görüşmek İstemeyen Kişi

Resim
İş arkadaşlarıyla günlük hayatta görüşmeyen insan işi eve taşımayan insandır. İşyerinde kalmaları, özel hayata dahil olmamaları daha makbuldur gereksiz samimiyete gerek yok. Zaten hep bir aradayız herkeste bir çıkar, dolandırıcılık, menfaat. Ne kadar az görsek o kadar iyi. İşyerinin kapısından çıkınca herkes benim için yabancıdır. Fazla samimiyetten doğan sorunlar oluyor ve bunlar ister istemez iş hayatına da yansıyor, en güzeli uzak kalmak hatta sosyal medya da bile olmalılar. Çoğu kişi sevmediği işlerde çalıştığı için çalışmadığı saatlerde işi hatırlatıcı bir şey görmek istemiyor, buna iş arkadaşları da dahil. Aslında iş ortamına göre değişkenlik gösterir. Samimiyetinden emin olunan kişiler varsa görüşülebilir. Patrona, şefe, müdüre yaranmak için arkandan bin türlü dümen çeviren bir ortam varsa hiçbir zaman görüşme, hatta çık o işten mutlu ol. Geçmişte çalıştığım bir işyerinde iş arkadaşlarım sürekli iş dışında da buluşurdu, gitmediğim içinde ben aykırı olurdum. Başka i

Gücün Haklı Olduğu Yerde Adalet Olmaz

Resim
Einstein, 'Üçüncü dünya savaşı nasıl olacak bilmem ama dördüncüsü taş ve sopalarla olacak.' demiş. ABD, İsrail önderliğindeki emperyalist ülkeler sayesinde planlı bir şekilde üçüncü dünya savaşına ve Einstein'ın teorisine göre de medeniyetten uzaklaşmaya emin adımlarla gidiyoruz. Bir söylemi sürekli tekrarlarsanız halk o söylemin nereden geldiğini unutur ve kendi fikri gibi benimser. Söylediğiniz yalan ne kadar büyük olursa o kadar etkili olur. İnsanlar büyük yalanlara küçük yalanlara göre daha çabuk inanır. Hatalı olduğunuzu yada yanlış yaptığınızı kabul etmeyip, kendinizi savunmak yerine karşınızdakileri sürekli savunmada bırakın() Önemli olan aydınlar değil kitlelerdir. Çünkü onları kandırmak kolaydır. Tevazu bilmediğini bilmek, cehalet bilmediğini bilmemektir. Bir kaç söz ve bir kaç kitap okumakla kendisini bilgili zannedenler çok günümüzde. Olan biten değil, sadece algılayabildiğin kadarsın. Fikrimce alim olmanıza gerek yok ama cahil olarak da kalmak zorunda

Anne Olmak

Resim
Anne ve kadın olmak ayrı şeyler. Her anne kadın olabilir ama her kadın anne olamaz. Bu her insan mevki sahibi olabilir ama adam olamaz gibi bir şey.  Annelerin en büyük özelliği kendilerini bilen mert ve karakterli olmalarıdır. Artık günümüzde anne diyebileceğimiz kadın sayısı da çok az. Annelik bencillik değildir, çocuğunun öncelikli olmasıdır. Özel ve kutsal bir durumdur anne olmak. Kadın olmakta çok özel bir meziyettir, bazı kadınlar bunun farkında değiller ne yazık ki. Tıpkı bazı erkeklerin de adam olamadığı gibi. Anne olmak kendinden vazgeçmek, rağmen sevgisiyle sevmektir. Göbek bağı kesilen ancak yürek bağı kesilmeyen parça demektir. Sağlığından, uykundan, hayatından vazgeçebileceğin tek şeydir. Annelik tek kelime ile koşulsuz ve karşılıksız sevgidir.  Büyüdüğü zaman senin onun için katlandığın her zorluğa ifadesi yapmasaydın diyecek olduğunu bilmene rağmen vazgeçemediğindir. Ciddi anlamda onun karnı doymadan kendi karnını doyuramadığındır. Yemeyip yedirdiğin, giyme

Beynin Olması Aklın Olmasını Göstermez

Resim
İnsan neyi bilmezse ona gerek duyuyor, neyi bilirse de onu kullanamıyor. Gelişen teknoloji sayesinde kullanım kılavuzu olarak internet var ama yine de kullanım oranında dengesizlik mevcut. Her insan kendi karar alma mekanizmasını kullanır. Ortak bir yer olabilir ama bu başkalarının doğrularını yaşamakla aynı şey değildir, zor olan ise kendini kaybetmemektir. Herkes kullanıyor beynini. Önemli olan anlık çıkarları, kolaya kaçan fikirleri bırakma cesaretini gösterip doğruya doğru, yanlışa yanlış deme yoluna girebilmek ve cesaret gösterip kullanabilmek de. Yani beynin olması aklın olmasını gerektirmiyor. Bizim toplumumuzda kimsenin hata payı yok, hata yapma hakkı bile lüks. Aslında görmemek, dinlememek, bilmemek, düşünmemek insanı karanlığa iten. En büyük ziyan sorma ve sorgulama yeteneğini kaybetmiş beyindir. Bazen de beyni kullanınca canın acıyor, düşünüyorsun nasıl düzelecek, nereden başlamalı sonra bakıyorsun etraf beynini kullanamayanlar ile dolu işte o zaman canın acıyor.

Dedikodu

Resim
Dedikodu yalan olunca dozu kaçınca birçok facia ve yıkımlara neden olabilir. Birileri hakkında kötü ve asılsız dedikoduysa bu yapanın kalbini de körleştirir. Sözü geçen kişinin duyduğunda hoşuna gitmeyecek her şey kötüdür. Hadsizliğin keyifli bir yanı olduğunu düşünmüyorum. Dedikodu aciz insanların yaptığı palavralardır, olmak istedikleri insanları anlatırlar. Gıybet kişinin gıyabında bulunmadığı ortamda onun duyduğunda hoşuna gitmeyecek şekilde hakkında kötü konuşmaktır veya yüz yüzeyken ona söyleyemeyeceğimiz kelimeleri sarf etmektir ve dinimize göre de haramdır. Bazı insanlar dedikodu yaptıktan sonra sıyrılmak adına ama biz olanı söylüyoruz derler, zaten olmayan bir şeyse konuşulan bu da iftiraya girer. Kul hakkına giren kişi helallik almadıkça ve o kişiyle ilgili ben senin hakkında bunları konuştum diye belirtmedikçe vay haline. Bulunulan ortamda dedikoduya başlandığında engel olunabiliyorsa ne ala yoksa ortamı terk etmek kendisini bilen kişi için en doğru olanıdır. Ded

Hassas İnsanlar Toplumu

Resim
Mutluluk, kimseyi incitmeden doğruyu söyleyebilmektir. Eğer doğru söylemeyi özümsemiş bir toplumda yaşıyorsak söyleme biçimi de aşılmış demektir. İnsanların doğruyu bilmeleri gerekir. Ama gerçekle yüzleşmeyi bilmeyen, hassas insanlar toplumudur bizimkisi. Gerçeği ne şekilde söylersen söyle alınır, kabul etmez ve küseriz. Her şey doğruyu söyleyince başlar. Tüm kirler, açgözlülükler, çekemezlikler, ihanetler ortalığa saçılır ve sonuç kaçınılmazdır. İnsan sürekli egosunun tatminini isteyen bir varlıktan başkası değildir. Gerçeği anlatabilmek için adeta bilge biri olmak gerekir. Konuşmaya korkarız çoğu zaman incitiriz diye, doğruyu söylüyorsak birileri mutlaka incinecektir. Lütfen o çöpü yere atmayın, çevreyi kirleterek çocuklarımızın geleceğinden çalıyorsunuz, deseniz nasıl bir cevap alırsınız. Bazı kimseleri rencide etmeden her hangi bir mesaj iletmenin yolu yok maleseff. Doğruyu söyleyemeyince beyaz yalanlar devreye giriyor. Beyaz da olsalar insanın içinde bir şeyleri tahr

Varoluşsal Anlamsızlık

Resim
Hiç kimse boşa yada boşuna yaşamaz, her canlının hayatta olmak için bir sebebi vardır. Doğanın dengesi. Hayatın içini boşaltıp kendimizi gereksiz yoksunluk hissine sürüklememeliyiz. Varoluşsal anlamsızlık sorgulamanın başlangıcıdır. Bundan sonra farklı bir ben vardır artık. Ya anlamsızlığın uçurumlarında bir şekilde ruhsal anlamda zorluklar yaşayıp duracak yada kendine anlamsal değerler bulacaktır. Bu bazen din, bazen araştırma, bazen de insanlara yardım şeklinde olabilir. İnsanlar hayatlarında yolunda gitmeyen işler, ilişkiler, sıkıntıların üst üste geldiği zamanlarda sıkışmış ve çaresiz hissettiklerinde varoluşlarını sorgulamaya başlarlar. Var olma sürecimizde bir çok seçim yaparız, sonucu hayırlı olanda vardır, olmayan da. Bazı insanlar seçimleri ile kendileri için en iyi sonuca ulaşabilir, bazıları da ne kadar ölçüp biçseler de, hesap kitap yapsalar da yaptıkları seçim hayırlı olmaz. Zeka ile birlikte kendimizi sevip, değer vermek seçimlerimizde çok etkili oluyor. Varoluş

Güneş Gece Doğmaz...

Resim
Her sebebin bir nedeni, her nedenin bir sebebi var. Hiçbir şey boşuna değil, tesadüf diye bir şey yok. Yolcuyuz gelip geçiyoruz ne kırmaya, ne de kırılmaya gerek yok. İnsanı insan yapan kişinin karakteri, yaşadığı hayat, sergilediği duruştur. İnsanı insan yapan kendini bilir olup, bildiği gibi görünme dürüstlüğüdür. İnsanın kalbi yaşadığı yere yansır, yaşadığı yerde bir süre sonra kalbe bulaşır. Yaşam standardını kişi kendisi belirler. Aldığın nefes, yerinde olan sağlığın, görebilen gözlerin ve geliştirdiğin empati senin hayatında seni sen yapandır. Hayat anı yaşamaktır, hayat bugün hatta şu andır. Maalesef bizlerde öğrenilmiş bir çaresizlik var, farkındalık lazım hepimize. Hayatın içinden akarken olanı olduğu gibi an'da yaşamak güzel olan, karşımıza aynımız yada farklımız ihtiyaç halinde geliyor zaten. Her ne gelirse gelsin gelen sana seni anlatır. Aynınla, zıttınla, kendinle yüzleşirsin. Kiminle ne yaşadığından çok ne yakaladığındır önemli olan. Benzer sonuca aynında