Kayıtlar

eğitim etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Hayat Çarkı Böyle İşliyor

Resim
01 - Fakir, çalışır. 02 - Zengin, sömürür. 03 - Asker, her ikisini de korur. 04 - Mükellef, üçü için de vergi öder. 05 - Serseri, dördünün adına istirahat eder. 06 - Ayyaş, beşi için içer. 07 - Bankacı, ilk altıyı dolandırır. 08 - Avukat, ilk yediyi kandırarak savunur. 09 - Hekim, sekizini de öldürür. 10 - Mezarcı, dokuzunu da gömer. 11 - Politikacı 10'ların sayesinde yaşar. (Marcus Tullius Cicero) Cehaletin salgın bir hastalık olduğu ülkelerde en karlı iş din üzerinden ticaret yapmaktır. Nasıl bir çağda yaşıyorsak bütün psikopatları bu çağ mı yetiştirmiş? Gelecekte dünya tarihinde bile ibretle bahsedilecek bir dönemi yaşayan talihsiz insanlarız bizler. Mantık şu galiba. Nasılsa kıyamet kopacak Allah'a yardımcı olalım insanlığın çöküşünü hızlandıralım. Ama ne acayip bir çelişki ki Allah'ın ol demesi ile her şey olur diyenler, Allah'ın gücünü yetersiz görüyor ki, bunlar dinden çıkmış diyerek çok rahat Allah'ın yarattığı bir canlıyı öldürebiliyorlar

Vicdan Dinle Bağdaştırılamaz!

Resim
Şartlanmışlık, insan inandığı kuramların dışına çıkamaz. Doğduğu andan itibaren bir şeylere inandırılarak büyütülür. Din, toplumsal kurallar, milliyet vs. bu nedenle insan inanmaya meyillidir her zaman. İnancın insana vicdan kattığı, yasaklarla, vaatlerle şerden koruduğu düşünülüyor, oysa dünyadaki tüm zulümler inançları kullanan ve onlara inanıp destek olanlar tarafından yapılıyor. Toplumda din ve iman her şeyin üstünde olduğu için vicdan unutulmuş, bitmiş, yok olmuş, toplum insani erdemlere değil dini hükümlere mandallanmış, dinin baskın olduğu toplumlara bir bakın vicdani ve insani erdemler hangi rafta. Merhamet yada vicdan dinle bağdaştırılamaz, merhamet insanlığın en güzel erdemlerinden biridir. Aklın gelişmesi durdurulamaz bir süreç, engellenemez bir sondur. Eğitimli insan biatcı olmaz, inceler hiçbir şeye körü körüne inanmaz, nedenini niçini araştırır. Başkalarının düşüncelerine saygı duy ama kararlarını kendin al, kendin ol, çünkü herkes işine geldiği gibi yargılar.

Fransa Devrimi

Resim
Bir kesim insan lüks içindeyken geri kalan kesimin cüzdanına pranga vurulmuşsa o topluluğun bir patlama yaşaması da kaçınılmazdır. Yakarak yıkarak hak aranmaz diyorlar, ülkeleri yönetenler zenginden yana olup yoksulun hayatını yakıp yıkmasınlar öyleyse. Üretenin ürünü para etmiyor ama aldığı malzemeler, mazot, gübre, ilaç vs. sürekli artıyor. Her şeyin fiyatı artarken maaşlara üç beş kuruş zam yapılıyor. Üstüne birde adalet sistemi güçlüden yana olursa o toplumun gün gelip ayaklanması da normaldir. Fransız devriminden bu yana insanlık ne kadar az yol almış, değişen bir şey yok. Köleleşmiş yığınların gazını alan politikacılar sermayenin efendilerine hizmet ediyor. Fransız devriminde otoriteye isyanın amacı hür ve eşit haklara sahip olmaktı. Teorik olarak nesillerden nesillere aktarılan bu eşitlik kültürü, pratikte tam tersine devam etmiştir. Milyonlarca varlığı olanlardan vergi alınmaması insanoğlunun adalet sistemindeki dengesizliğinin bir ispatıdır. Halkın akıllı ve farkındalı

Mantık İstikrardır...

Resim
Eğitim sadece üniversiteye gitmek değil, kendini yetiştirmek, olaylara geniş yelpazeden bakıp, objektif olabilmektir. Fikrimce iki türlü cahil var; normal cahil ve aydın cahil. Kendi yanlışlarımızı görmedimiz sürece hata yapmaya mahkumuz. Sürekli eğitim sistemini suçlayan gençlerinde dönüp biraz kendi tembelliklerine ve sıradanlıklarına bakmaları gerekiyor. Biz çektik onlar çekmesin mantığıyla her şey önlerine serilen çocuklara aslında farkında olmadan kötülük yapıyoruz. Hazır rahata, rahat tembelliğe alıştırır bu durumda da tembellere bakmak bize düşüyor. Kişinin ciddi anlamda kendisine gelecekte üniversiteden daha fazla yardımcı olacağına inandığı bir düşüncesi varsa hiç durmaması gerekir. Çok sağlam üniversitelerde okumadığınız takdirde iş hayatında büyük beklentilere kapılmayın. Yüzde doksan gibi büyük bir bölüm mezun olup kapitalizmin kölecikleri olacak. Üniversite kupa değil, kupaya gidilen yolda atılan goldür. Kupayı almak isteyen sizsiniz, nasıl gol atacağınızda sizi il

Okyanus Kirli Damlalar Temiz

Resim
Çocuklarımız sadece bizim çocuklarımız olarak kalmayacaklar. Birilerinin arkadaşı, karısı, kocası, annesi, babası, patronu, çalışanı vs. olacaklar. Büyütürken bunu unutmamak gerekiyor. Sadece aldığı diplomalarla, kazandığı paralarla yürümeyecek hayatı, ona en gerekli şey sağlam, güçlü bir kişilik ve vicdan dolu bir kalp olacak. Ne ekersen onu biçersin misali paraya odaklı yaşıyor, çocuklarımızı da öyle yetiştiriyoruz sonuçta da çıkan hasadı normal karşılaşmak gerekiyor. Ülkemizdeki eğitim seviyesi diğer ülkelere ters orantılı olarak ilerliyor. Eşitlik ve yeteneğe göre eğitim sistemi yoksa eğitim hiçbir şeydir, yarış atı gibi sınavdan sınava koşan birinin ailede desteği de yoksa sanata, spora yönelmesi çok ileri yaşlara kalır. Günümüzde artık okuduğun okulunda bir önemi yok, önemli olan kendini ne kadar geliştirdiğin. Gelişmiş toplumlarda, eğitimi siyasiler değil eğitimciler dizayn eder. Eğitim öğrencinin ilgisi ve kabiliyetine göre yönlendirilir, daha küçük yaşlarda buna yöne

Değişim, Dönüşüm, Devinim

Resim
Psikolojik harp, karmaşa algısı üreterek insanların moralini bozmak ve mücadele azimlerini kırmaktır. Morali olmayan insanlar da ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolay vazgeçerler. Devletlerin varoluş dayanağı güvenliktir. Devlet, adalet, eğitim, sağlık, ticari faaliyetler ve daha birçok faaliyetin temelidir güvenlik. Hükümetler kendi çıkar ve sığ vizyonlarıyla bu kavramı oyarlar sonrasında da suçu dış mihraklara atarlar. Kendini güvende hissetmeyen vatandaş kullanışlı vatandaştır doktirinini yıkmadan bu sorun çözülmez. Halkı hayatından bezdiren her davranış biçiminin sonucunda halk kendini ülkeye ait hissetmemeye başlar. Dünyadaki bütün ülkeler birbirlerine dış mihraktır. Çin ABD için dış mihrak, ABD Rusya için dış mihraktır. Önemli olan bizim ne olduğumuz, Türkiye olarak bilime, sanata, adalete, eğitime ne kadar yatırım yaptığımızdır. Her insan Türk doğmaz ama aynı topraklarda yaşayan insanlar bu topraklara yürekten bağlanmışsa o vatandaşımız ve bizim için Türk

Kendi Kendine Muhalefet

Resim
Emir vererek, kızarak ekonomilerdeki sorunlar çözülseydi eğer kriz diye bir şey olmazdı dünyada. Ranta dayalı sistemlerde üretim ve dış satım yoksa, harcamalar kontrolsüz ve adaletsizse, sağduyu ve mantık çerçevesi içinde değil, popülist ve günlük hesaplarla iş yapılıyorsa çöküş kaçınılmaz olur. Üretime dayalı kurallarına göre işleyen bir ekonomik sisteme sahipseniz ne olursa olsun paranız değer kaybetmez. Bul karayı al parayı hesabı dolar, TL, borsa arasında kumar oynamak zorundasın ve bu sistemde her zaman kasa kazanır, dürüst, doğru emekçiye yer yoktur köle olarak sisteme figuran olarak katılırsın. Biraz olsa da makro ve para ekonomisi okumuş bir insan, ihracatın rekor kırmamış, varlıklar arasındaki transferinde ihracat olarak gösterilmiş olduğunu anlar. Yani tüm zamanların ihracat rekorunun kırılmadığını... Çalışmaktan çok açılış yaparsanız zengin oluyor, soluğu Uruguay'da alıyorsunuz. Tokatlanan binlerce kişi de memleketi çok sevdiği için yurttaş olarak yaşamaya deva

Matematik Öğrenemeyen İnsanlar

Resim
Maksimum kaliteye minimum sürede ulaşmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken de birimlerden birine ya ödül puanı yada ceza puanı ekliyoruz. Okullarımızda verilen eğitim kazanım odaklı ve sürecin değerlendirilmesi maalesef ki çoğunlukla çoktan seçmeli sınavlarla yapılıyor. Bundan dolayı hem sayısal, hem sözel derslerde sürece, sebep / sonuç ilişkisine öğrenci de, öğretmen de çok önem vermez, veli ise hiç önem vermez. Bir okulda olabildiğince çok kaliteli eğitim vermeyi hedefliyorsun ama veremiyorsun, çünkü yeterli zamanın yok. Peki neden yok? Çünkü zaman paradır. Eğitim sürecinde eğitimi bitirmelisin ki kişiler para üretebilsinler o parada dönüp dolaşıp tekrar sana geri gelebilsin. Bu yüzden eğitim sürecinde öğrencileri sıkar insani gereksinimlerini göz ardı ederler, bunları yapanları tembel ve işe yaramaz olarak nitelendirirler. Sonuçta okuyanlar da okumayanlar da ideal köle olurlar. Denklem ortada, matematik ortada kendimizi kandırmaya gerek yok. Yetişen gençleri nereye atayacak, ön

Kendini Dahi Zannetmek...

Resim
Sağlıklı düşünemeyen kişiler ölü hücreleri ile beyin hücrelerinide birlikte götürür. Kendini dahi zanneden insan araştırmaz her şeye körü körüne bağlanır ve hatta düşünmekten bile yoksun kalır, çünkü her şeyi biliyorum kafasındadır. Böylece düşünceden yoksun nesiller yetişir, çünkü düşünen nesil her şeyi yargıladığı gibi gün gelir herkesi yargılar. Bireyin ben dahiyim sanrısına saptırılmasının sebebi, bireyin doğru bir sistematikle kendini geliştirdiğini sanmasına yönelik durumudur. Dünyada eğitim insanların kendilerini dahi sanmaları için yaratılmıştır, bireyleri törpülemek, boş insanlara kendilerini yararlı hissettirmek için üretilmiştir. Sonu hep aynı yere çıkar, eğitim kaliteli robotlar yaratır. Sorgularsın, sorgularsın sonuç aynıdır değişen hiçbir şey olmaz. Belki de insan ne kadar az sorgularsa o kadar mutlu ve huzurlu oluyordur. Hayatı derinlemesine sorgulayıp mutlu olan insan var mı acaba? Sorguladıkça yaşamdan tat alma duyusu da azalıyor gibi yaşama, yaşamaya bir anlam

Dine İnanmak Akılcı Olmayı Reddetmez!

Resim
Düşünüp beynini yormayan, kendi adına karar vermeyen, veremeyen insanlar tekamül etmez, tesadüf eder sadece. Kendini bilmeyen nasıl ilerleyebilir ki? Atatürk, 'Türk insanı zekidir' derken öylesine demedi. Türkiye'nin gelişememesinin nedeni insanların zekası değil, bir çok etkenin ülkemizin gelişmesini istememesi ve dolaylı olarak engellemesidir. Uygur Türklerinin lideri; 'Çin bizi işgal ederken biz Allah'ın ismini 99'luk mu, yoksa 33'lük tespihle mi analım diye tartışıyorduk.' Bu da bize şunu gösteriyor, toplumlar her şeye ve her etkene gerektiği kadar önem vermelidir. Cumhuriyetin ilk yıllarında ülkemiz uzaya çıkacak olan ilk ülkeler arasında tahmin edilirken Nato'ya girişimiz, yönlendirmesi ve bilimsel eğitim kurumlarının dinsel eğitime dönüştürülmesi sonucunda dünyadan geri kaldık. İslamcıların dış destek ile örgütlenip laik cumhuriyetin temelini yıkması ise içinde yaşadığımız yıllarda şahit olduğumuz bir tarih. İnsanlar köleliğe, itaate

Sıradan biriyiz!

Resim
Dünyaya hiç katkım var mı? diye düşününce çıkan cevap ne kadar sıradan olduğumuzu belirliyor. Bir hastalığa çare bulursun farklısındır, savaş gazisisindir farklısındır, okulu dereceyle veya ekstra bir başarıyla bitirmişsindir farklısındır, sıfırdan şirket kurmuşsundur farklısındır ama hayatın boyunca hep yerinde sayarak yaşamışsan nasıl kendini farklı hissedeceksin. Yani kendimizi kişisel efsane olarak görmekten vazgeçmek gerekiyor. Aslında en büyük sıradanlık kendini farklı zannetmektir. Ben ancak ötekiyle var olurum anlayışının içselleşmesidir bu durum. Sokrates'in kendini bil öğretisi, çıkar ve mütevaziliği sonucu 'bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir' şeklinde görülür. Bu bir farkındalık, bir aydınlanma halidir. Tarihte de olduğu gibi insan kendi içindeki devrimini, rönesansını, reformunu ancak bir aydınlanmadan sonra yapabilir. Bunun farkında olunsa kimse kimseye üst perdeden konuşmaz, küçük dağları ben yarattım edasında olmaz. Hiç kimse mükemmel yani tam

Fakiri bol ülke...

Resim
Siyasal ve yönetimsel kurumlardaki güçsüzlük nedeniyle toplumda denetiminin kalmaması, psikolojisi bozuk bir toplum, ülkeye dolmuş ne olduğu belirsiz kişilerle yaşanamaz bir ülke olduk. Boşanmalar artıyor, genç insanlar gasp ve hırsızlık yapıyor, tecavüz ve taciz haberleri eksik olmuyor, şiddet olayları giderek çoğalıyor, toplumsal hoşgörü, alçak gönüllülük sıfıra inmiş durumda, başka ülke insanına ucuz iş kolu yaratılırken ülke insanı işsiz, sanat adına yapılan diziler, filmler, klipler gençliği lükse, çarpık ilişkilere, mafya hayatına özendiriyor. Eğitimin içi bilimsel tekniklerden çok gerekli gereksiz bilgilerle dolduruluyor, iyi doktor yetişmiyor sağlık geriliyor, istihdam yaratacak üretim alanları açılamıyor camiler açılıyor. Ülkede sosyal devletin sağlayamadığı yaşam refahını bulamadıkları için ekonomik nedenlerle psikolojileri bozulup umudu bitmiş insanların oluşturduğu bir toplum oluşuyor. Ülke sınırları içinde açlıktan, soğuktan, şiddetten, işsizliğin getirisi olan par

Beyinler kısa devre yaptı...

Resim
Evrende hiçbir şey tesadüf değildir. İnsanoğlu bilmediği, anlayamadığı yasaları açıklamakta tesadüfü kullanır. Beynimize saldırılıyor farkında değiliz. Tüm değerler siliniyor, beynimiz biçimlendiriliyor, bilgisayarımıza yeni programlar yükleniyor. Bizi biz yapan değerler elden giderken habersiz seyrediyoruz. Beş duyumuz ve zihnimiz gizlice ele geçiriliyor. Sonuçta algımız giderek değişiyor, dünyayı artık bu pencereden görüyoruz. Bizi yanıltarak irademizi ele geçirmeye çalışan bu karanlık savaş bizleri uyutuyor, aldatıyor ve tüm değerlerimizi yok ediyor. Görmemiz istenenleri görüyor, yapmamız istenenleri yapıyor, sinsi bir savaşın kurbanı oluyoruz. Yaşamsal sorunlar da bile beyinler donmuş durumda, insanlar boş boş bakıyorlar. Her çeşit zihinsel aldatma sonucu dostu düşman, düşmanı da dost görmeye başlıyor, kendimizden bile şüpheye düşüyoruz. Sanki zaman tünelinde aklımız ve dimağımız kayboluyor. Akıl tutulması işte bu. Bilinçaltına gönderilen sinyallerle körpe beyinler yıkanıyor,

Haksızsam haklısın deyin

Resim
Biz beyin kullanmıyoruz () ihtiyacımız da yok. Çünkü bizim yerimize düşünenler, karar verenler ve uygulayanlar var. Hatta o kadar ileri gidiyorlar ki çok özel konularımıza kadar yerimize karar veriyorlar daha ne isteyebiliriz? Baş aşağı yuvarlanıp gidiyoruz işte beyinmiş? O da ne ki? Hesap edemediklerimizin hesabını görecek bir merci var ve asla da ıskalamayacaktır. Vicdanlı kişiler genelde sapmalar yapar ama hakkın hukuku yok. Ne kadar batıyormuş görünse de hayat gemisi ilahi adalet onu korur. Konu Fetocular değil, fikrimce beyin göçü denilebilecek eğitime sahip değillerdi. Sorun, Türkiye'deki antidemokratik uygulamalar. Bugün ak dediğine yarın kara diyen bir yönetim, yasaların hiçe sayılması özgürce düşünmek yaşamak isteyenleri korkutuyor. Yıllarca insanları Ergenekon'dan yatırıp sonra ben yanıldım demekle olmuyor. Bu sebepledir ki eğitimli ve özgür yetişenler yazılı hukuk kurallarının esas alındığı sıkı sıkıya uygulandığı ülkeleri tercih ediyorlar. Bu da ülkemiz için b

Öğretemeyenler vardır...

Resim
Ders veren İngilizce biliyor mu acaba? Ülkemizde okullarda ingilizceyi hiç kimse öğrenemiyorsa öğretemeyenler var demektir. Türkiye’de yabancı dil eğitimi sıfır ve sanki çok iyi yabancı dil eğitimi veriyorlarmış gibi bir de temel de olmamasına rağmen 9. sınıfta (lise bir) ikinci bir dil daha koymuşlar Almanca veya Fransızca. Diploma almak için okuyor bu nesil. Eğitim sistemi ve eğitmenler bunun üzerine yetiştiriliyor. Eğitim sistemi sınav geçmeye odaklı ve ezbere dayalı. Sadece İngilizce de değil, çoğu konu da kötüyüz. Kendi dilinde okuduğunu bile anlamayan gençler yetiştiren bir eğitim sisteminden ne beklenir. Yabancı dil öğrenmesinden önce iyi bir şekilde matematik, fizik, kimya, felsefe öğrenmesi gerekir ki hayata bilgiyle akılla devam etsin. 100 yıl önce başlayan İngiliz ekolunun bir eseridir bu. Bütün dünya Amerikan İngilizcesi öğrenirken bizim ülkemizde İngilterenin bile kullanmadığı kalıplar ezberletiliyor. Yazılı sınavda yüz alanların yurtdışında sudan çıkmış balık hal

Beyin göçü içindekilere anlat!

Resim
Eğitim dünyayı değiştirebilmek için kullanabilecek en güçlü silahtır. Düşünen beyin kendini her zaman yeniler. Bazen öğrendiğin cevaplar daha fazla soru isteyebilir.  Bir gün ormandaki hayvanlar bir araya gelip okul açmaya karar verirler. Bir tavşan, bir kuş, bir sincap, bir balık ve yılan balığı yönetim kurulunu oluşturur. Tavşan, müfredatta koşmanın bulunmasını istemektedir. Kuş, uçmanın dahil olmasını, balık yüzmenin dahil olmasını ve sincap, ağaca tırmanmanın mutlaka zorunlu dersler arasında olması gerektiğini söylemektedir. Bütün bunları bir araya getirip, bir müfredat programı yaparlar ve bütün hayvanların bu dersleri görmesini isterler. Tavşan koşu dersinden A alıyor olmasına rağmen, ağaca tırmanmak onun için çok ciddi bir sorundur. Sürekli kafa üstü düşmektedir ve bir süre sonra beyni hasar görür, eskisi gibi koşamaz. Artık koşuda A almak yerine, C alır. Ağaç tırmanmada  ise her zaman zayıf alır. Kuş, uçmada çok başarılıydı ama sıra toprak kazmaya geldiği zaman, o k

Biz Kötü Alışkanlıkları Olan İyi İnsanlarız!

Resim
Bütün savaşları, dövüşemeyecek kadar korkak olan, bu yüzden de kendileri adına dövüşmek için dünyanın gençlerini cepheye süren hırsızlar çıkarır. (Emma Goldman) Ortadoğu'da olup biteni görüpte Türkiye'de kardeşçe yaşamasını öğrenemiyorsak bizi de elbette birbirimize düşüreceklerdir. Hollanda'da hapishaneler suçlu olmadığı için kapatılıyormuş darısı tüm Arap ve İslam ülkelerinin başına demekten başka çare yok. Eğitim şart. Bizim ülkemizde ise hapishaneler yeterli gelmiyor diye af çıkarıyorlar. Eğitim hurafeye çevrilirse yapılacak en büyük icraat cezaevi olur. Çünkü yetiştirdiğiniz suçlular eserinizdir. Hizmet için yapılan yol, su, elektrik, köprü vs. ticaret olursa bundan zararlı çıkan millet olur. Cahil bırakılan milletin sonu ise cezaevi olur. Bir okul açmak bin hapishane kapatmaktır der atalarımız. Biz bunu din ağırlıklı eğitim sistemi yüzünden beceremedik ama olsun yeni hapishaneler yapılacak dendiği zaman alkışlayan bir toplumumuz var. Adaletin olduğu bir yerde ha

Ötekileşmeden İnsan Olmak!

Resim
Öğrencilerinden birisi Mevlana'ya sormuş; Efendim bu dört kapı meselesini ben pek anlayamıyorum. Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız? Şimdi bak, karşı medrese de dersini çalışan dört kişi var ve hepsi rahlelerine eğilmiş. Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at, sonra gel sana anlatayım. Öğrenci gitmiş, birincinin ensesine bir tokat akşetmiş. Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını dönmüş ve daha kuvvetli bir tokatla Mevlana'nın öğrencisini yere yıkmış. Öğrenci dayağı yemiş, geri dönecek ama hocasına itaat var. Yaradana güvenip ikinciye de bir tokat atmış. O da derhal ayağa kalkıp elini kaldırmış. Tam tokadı vuracakken vazgeçip yerine oturmuş. Öğrenci devam etmiş, üçüncüye de bir tokat atmış. Üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş. Dördüncü, tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına devam etmiş. Öğrenci Mevlana'ya dönmüş, olanları anlatmış. Mevlana, İşte sana istediğin örnekler: Birinci, şeriat

Eğitimciye de Eğitim Gerekiyor

Resim
Ülkemizin en büyük sorunu eğitimi yönetenler ve yönlendirenlerin eğitimci olmaması. Bırakın eğitimi eğitimcilere. Milli Eğitim Bakanlığına bakın bakalım Bakanlığın başına geçenlerden kaçı eğitimci? Geldiğimiz nokta eğitim sistemini işletmeye çalışan işletmecilerin eseri. Yine sevgisiz büyüyen acımasız bir çok eğitimci de hınçlarını çocuklardan çıkartıyorlar. Bizim eğitim sisteminden arta kalan tek şey genelde okul arkadaşlıkları :( Onlar hayat okulundan mezun diye bir söz vardır. Hayat uygulamalı bir okuldur gerçekten. Okul programlarının yaşamsal olacak biçimde hazırlanması ve uygulanması gerek yaparak, yaşayarak öğrenmek. Elleriyle keşfeden, kendileri için önemli olan problemleri çözmeye çalışan, sorumluluk ve risk alan ve bu yolda yaratıcılıklarını ortaya koyan insanlar yetiştirmek, gelişmiş ülkelerin eğitim sistemlerinin öncelikleri arasında yer almakta. El becerilerine dayalı öğrenmeyi ve tamirciliği sınıflara daha fazla sokan ilerici eğitim programları ve bu hedefe yöneli

Sadece bir şişe su için :(

Resim
Cumartesi günü Çocuk Esirgeme Kurumu’ndan 20 çocuk ve iki yuva görevlisiyle Cinemaximum Brandium’da film izlemeye giden iki kişi, suları dışarıdan aldıkları için sinema görevlisinin kötü davranışlarına maruz kaldıklarını ve çocuklara kötü muamele yapıldığını belirtti. (Alıntı) O günahsız yavrulara reva görülen tutum ve de fahiş fiyatlar ödeyip de alınamayan hizmet. Sinema bileti fiyatına satılan mısır ve su. Gitmeyerek tepkimizi koyalım. Orada film izlenmezse ne kaybedilir? Ama onların kayıpları hak ettikleri olur. Bu dünya da tüm sıfatlara, rütbelere, makamlara sahip olunabilir ama bir tanesi olabilmek için bazen ömür bile yetmeyebilir. İNSAN OLABİLMEK. Yavruların hafızalarından bir ömür boyu silinmeyecek, her su şişesi bu olayı hatırlatacak belki de. Ve yine belki de ilk kez sinemaya gidip film seyredeceklerdi. Biz insanlığımızı ne zaman kaybettik. Her şey para mı, o masumlara nasıl bunu yaşatabildiniz. Zaten onlar kanatları kırık birer melek. Özür dilemek kırılan k