Kayıtlar

Aralık, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Harcadığımız Tek Şey Zamandır!

Resim
Acımasız dediğimiz zamanın halimize acıdığı zamandayız. Zaman kadar dürüst olabilsek keşke. Geldiği belli, gittiği belli, bittiği belli. İnsanın neyi belli? Hayır demeyi bilirsek belki insanları da tanıyabiliriz. İpleri ele almalı, kontrol etmeli, yaşamımızı yönlendirmeli, önceliği kendimize vermeliyiz. Hayatın gerçekleri hep ölüme yaklaşınca anlaşılıyor. Yaşam sadece nefes alıp vermek, yemek içmek değildir, ölümde yaşamın bir evresidir. Doğada canlı olan her şey ölür, dirilir ve yenilenir. Hepimiz sonbaharda yaşlanacak, kışın toprağa düşecek ve ilk baharda yenileneceğiz. Evrendeki en önemli şey olan zaman her şeyin başlangıcının ve sonununda belirleyicisidir. Zamanı ilerletemez, durduramazsınız, tek gerçek zamandır ve her şeyden kıymetlidir. Hayatımız yaşanılan yılların uzunluğundan çok dolu yaşanan anların toplamıdır. Yaşamı yaşadıkça öğrenip tecrübe sahibi oluyoruz. Geçmişteki yaşanmışlardan alınan ders ve güzellikler geleceğin hazırlayıcısı olarak düşünülürse bize kattı

Doğru İnsana Yanlış Yapılmamalı

Resim
Güneş olsan insanlara akşam olsada batsan diye bakarlar. Öyle bir hal almış ki dünya, iyilik yapsan ardında bir art niyet arar olmuşlar. İnsanların kendilerine tahammülü kalmamış ki, başkasına nasıl olsun. Bencillik gözüne takılmış ayna gibidir, o gözler nereye bakarsa baksın kendinden başkasını görmez. Hiç kimse çaresiz kalmasın, çünkü diğer hiç kimse bunu anlayamaz. Mutlu ol, çünkü kimse senin üzgün olmanı umursamıyor. Sürekli vurguncuları ve köşe dönmüş olanları dinlemeyi sevenler masum olanı dinlemeyi sevmezler. Elbette hak yerini bulur gün gelir kendi karanlıklarında kalırlar, insanları kendi gafletleri yakar. Böyle insanlar olduğu için sürekli geriye gidip birbirimizden uzaklaşıyoruz. Dost gönülde, düşman akıldadır. Gönülde olanı atmak zordur, acıtır. Çünkü insanın hazinesi gönlünde biriktirdikleridir, dost gönül hazinesinin en değerli mücevheridir ama bir kez gönülden atıldı mı artık değeri kalmaz, değeri kalmayanın da gönüle girmesi zordur. Akılda olanın atılması is

İş Arkadaşlarıyla Özel Hayatında Görüşmek İstemeyen Kişi

Resim
İş arkadaşlarıyla günlük hayatta görüşmeyen insan işi eve taşımayan insandır. İşyerinde kalmaları, özel hayata dahil olmamaları daha makbuldur gereksiz samimiyete gerek yok. Zaten hep bir aradayız herkeste bir çıkar, dolandırıcılık, menfaat. Ne kadar az görsek o kadar iyi. İşyerinin kapısından çıkınca herkes benim için yabancıdır. Fazla samimiyetten doğan sorunlar oluyor ve bunlar ister istemez iş hayatına da yansıyor, en güzeli uzak kalmak hatta sosyal medya da bile olmalılar. Çoğu kişi sevmediği işlerde çalıştığı için çalışmadığı saatlerde işi hatırlatıcı bir şey görmek istemiyor, buna iş arkadaşları da dahil. Aslında iş ortamına göre değişkenlik gösterir. Samimiyetinden emin olunan kişiler varsa görüşülebilir. Patrona, şefe, müdüre yaranmak için arkandan bin türlü dümen çeviren bir ortam varsa hiçbir zaman görüşme, hatta çık o işten mutlu ol. Geçmişte çalıştığım bir işyerinde iş arkadaşlarım sürekli iş dışında da buluşurdu, gitmediğim içinde ben aykırı olurdum. Başka i

Düşünmek Tehlikelidir

Resim
Doğru düşünceleri bozuk düzende hayata geçiremezsiniz. Ne değiştirebiliyor ne de olacaklara engel olabiliyoruz, çaresiz bütün rolleri kabulleniyoruz. Bazen düşündüğünüz şeyleri eyleme geçirmek istediğinizde başkaları tarafından yok olma ihtimaliniz artar. İnsanların şahsi akıllarını bir kenara itip basitçe koyunlaşıp sürüyü takip etmeleri istenir. Fazla düşündüğümde birilerinin bundan rahatsız olup yok etme eğiliminde bulundukları kanısına vardım. Yani düşüncemden, düşüncelerimizden bile rahatsız olanlar var. Ne kadar çok şey bilirseniz başınız öne eğilir, her lafa, her konuya atlamadığınızı fark eder ve daha çok dinlemek için fırsat kollarsınız. Bilmek güç demektir. Etrafı, dünyayı, dünya dışı olup biten her şeyi bilmeye çalışmak, evrensel olmak bir güçtür. Koyun yaprak yer ve süt verir. Mantık dediğimiz şeyde böyle oluşur. Bir düşüncenin mantıklı kategorisine girmesi için o zamana dek herkesin bilim dahilinde deneyip gözlemlediği ve kabul ettiği türden olması gerekir. Bil

İnsanlar Düşünmeye İhtiyaç Duymalılar...

Resim
Bilgi konuşur, bilge dinler, uyanık uygular. Aslan tuzaklara, tilki kurtlara karşı koyamaz. Öyleyse bilge ve bilgi tuzaklara karşı, tilki kurtlara karşı aslan olmalıdır. Fransız Kimyacı Lavoisier 51 yaşında iken mahkeme giyotinle ölüme mahkum eder. Boynunun vurulmasını beklerken kitap okumaktadır. Cellat onu giyotine götürmek için yanına geldiğinde Lavoisier nerede kaldığını unutmamak için kitabın arasına bir kitap ayracı koyar. Lavoisier giyotine giderken matematikçi arkadaşı Langrange’i yanına çağırıp; 'Kafam sepete düştüğünde gözlerime bak. Eğer iki kere göz kırparsam insanın kafası kesildikten sonra bir süre daha beyin düşünmeye devam etmekte demektir' der. Kafası giyotinle kesilir, sepete düşer ve gülerek iki kere göz kırpar. Matematikçi Langrange; 'Lavoisier’in son saniyedeki ispat arayışı bilimselliğin yüzyıllar sürecek meşalesidir' der. (ALINTI) Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. İlkelliğin ise bizlere verebileceği hiçbir şey yoktur. İnsan den

Yeni Birisiyle Tanışmaya Üşenmek!

Resim
Kendini anlat, onu tanımaya çalış, bir sürü emek ver sonra bitsin, acısını çek. Sen bulursun eller alır boş verin şey etmeyin o kadar. Hiç kımıldamadan oturacağım herkes istediği kadar koşsun, beni anlayacak insan oturduğum yerde de gelir beni bulur. Üstüne düştükçe geri kaçacaktır hayat doğru kişiyi zamanı geldiğinde karşımıza çıkartacaktır. Gerek yoktur yeni biriyle tanışmak için uğraşmaya, herkesin gösteriş peşinde olduğunu amaçlarının sadece ego tatmini olduğunu bilir uğraşmak istemeyen kişi. Öylesine tanıştığın zaman sorun olmuyor aslında iki lak lak ediyorsun bitiyor. Planlı, programlı olduğu zaman kafada bir sürü soru. Öyle mi, böyle mi? Hele internet üzerindense vaziyet daha bir fena. Düşünceler, yaşam farklılıkları, kültürel farklılıklar, çevresel farklılıklar, ya büyük görmeler, ya küçük görmeler, ön yargılar hemen devreye giriyor. Kaybetmeden kazanmayı, bırakmadan tutmayı, üzmeden sevmeyi öğrenemedik belki de kimbilir. Üşenmek değil belki de hevesi kalmıyor insan

Kimseyi Geçmişiyle Yargılama!

Resim
Birisinin geçmişini yargılamadan önce kendi geçmişini gözden geçirmek gerekiyor. Kendi geçmişini gözden geçiren birisi her şeye vardır eğer ki, bir yerde yokum diyorsa kendi geçmişinde kaldıramayacağı şeyler olduğu içindir. İnsanların içindeki yangınları, savaşları, acıları, ölümleri bilemezsiniz. Anlamaya çalışın, dinleyin ama yargılamayın. O insanın geçtiği yolları bilmeden onun yolunu kınamayın. Ya yanında olun, ya yardımcı olun yada uzak durun. İnsan olmak bunları gerektirir, toz olan hayatları bir de duman etmeyin. Ne sen zamana karşı avukatlık yapabilirsin, ne de öteki takvimlere hükmedebilir. Her şey içinde bulunduğu zaman dilimiyle yok olup gider. Doğru değildir geçmişiyle yargılamak bir insanı, çünkü geçmiş zamanın hakimlerinin ve sanıklarının dosyaları eskir ve rafa kaldırılır. Ancak küçük bir göz atmak için belki referans olurlar ama bundan dolayı şimdiki zamanı eskiten ise kocaman bir aptaldır. Evet geçmişini sorgulayamayan geleceğini doğru algılama yetisine kavuş

Fransa Devrimi

Resim
Bir kesim insan lüks içindeyken geri kalan kesimin cüzdanına pranga vurulmuşsa o topluluğun bir patlama yaşaması da kaçınılmazdır. Yakarak yıkarak hak aranmaz diyorlar, ülkeleri yönetenler zenginden yana olup yoksulun hayatını yakıp yıkmasınlar öyleyse. Üretenin ürünü para etmiyor ama aldığı malzemeler, mazot, gübre, ilaç vs. sürekli artıyor. Her şeyin fiyatı artarken maaşlara üç beş kuruş zam yapılıyor. Üstüne birde adalet sistemi güçlüden yana olursa o toplumun gün gelip ayaklanması da normaldir. Fransız devriminden bu yana insanlık ne kadar az yol almış, değişen bir şey yok. Köleleşmiş yığınların gazını alan politikacılar sermayenin efendilerine hizmet ediyor. Fransız devriminde otoriteye isyanın amacı hür ve eşit haklara sahip olmaktı. Teorik olarak nesillerden nesillere aktarılan bu eşitlik kültürü, pratikte tam tersine devam etmiştir. Milyonlarca varlığı olanlardan vergi alınmaması insanoğlunun adalet sistemindeki dengesizliğinin bir ispatıdır. Halkın akıllı ve farkındalı

Ülkemiz İnsanı...

Resim
Meraklıdırlar, kişisel hayatınıza girme ve bu konuda her türlü soruyu sormaya hakkı varmış gibi davranırlar. Torpillerden, yolsuzluklardan, ayrımcılıktan, mağdur edebiyatından, cehalet tapınmasına doğru ilerler. Alıngandır hemen gönül koyar, her şeyden nem kapıp çabucak kamplaşırlar. Türk halkı batıya tapar. Ülkesinde adam hesabına koyulmayan Avrupalı bizim ülkemizde baş tacı olur. Kıro, barzo doludur ortalık, insanlık yok, saygı yok, hak hukuk bilen zaten yok. Ahlaksızlık, hırsızlık, yolsuzluk, arsızlık, kabalık, eğitimsizlik yani kötülük var hemde göz göre göre, gözümüzün içine soka soka. Namussuzlar namuslulardan daha cüretkar ve saldırgan oldukça da bunun böyle sürmesi normaldir. Yolda yürürken bütün genzini hart hurt sesleriyle sokağa tüküren adam zihniyetiyle yaşar ve bunu görmezler. Elindeki çöpü beş metre ilerideki çöpe değil de sokağa atarlar. Kızı yaşındakilere sapık gözlerle bakıp iç geçirirler. Karısını, kızını, oğlunu dövmeyi erkeklik ölçütü sayarlar. Hizmet alma

Birazda Bencil Olmalı İnsan

Resim
Her insan bir miktar bencil olmalı. Başkaları için yaşamak iyi hoş gözükse de bu durum bir zaman sonra zorumuza gider ve konu yaparız, böylece hoş olmayan hallere düşeriz. Bazen bencillik iyidir, kendine beslediğin saygı, sevgi ve değerdir, hep kendinden ödün vermek kaybettirir. Her şeyde denge önemlidir, bu açıdan dengeli bir şekilde bencil de olmalı sonuçta ortada bir ben var ve bu ben saygıyı hak ediyor. Kişinin kendi düşüncesini yaşamaya çalışması veya istediği hayatı yaşaması bencillik değildir. O kişinin kendi özgür iradesini ortaya koymasıdır. Bencillik kendi düşünce ve isteklerini başkalarına empoze edip kendi yaşam biçimine sokarak yaşanmasını istemektir. Sürekli ben merkezli olmak karşı tarafın duygu, düşünce ve ihtiyaçlarını önemsememek, her iki taraf içinde zarar verici olmaktır. Bunun bir de tersini düşünürsek başkalarını düşünerek sürekli verici olamayız, bir noktada enerjimiz tükenir, vermek için almamız da gerekir. Bazen ben demek zorundayız. Çünkü ben iyi o

Dünyanın Derin Anlamı!

Resim
Hayatın alfabesidir aile. Eğri, doğru bu ocakta öğrenilir, öğretilir. Güzel, merhanetli, vicdanlı çocuklar doğuran, büyüten ana babaların da ellerinden öpülür. Yaptıklarımızdan çok yapmadıklarımızdan yani denemediklerimizden pişman oluruz. Hayal olarak kalan her eylem düşüncelerimizi ve yüreğimizi kemiren bir keşkedir. Özgürlük, iradeni kullanarak seçip sorumluluklarını yüklenerek ne her şeyi istediğin gibi yapabilmektir, ne de sınırsızlıktır. Kim iradeye sahip ise o sorumluluk da almış olur ve özgür sayılır, özgürlük de başkasının özgürlük alanında son bulur. Aslında özgürlük düşünmektir. En büyük zenginliktir kimseye minnet etmeden, boyun eğmeden yaşamaktır. Saçma seçenekler olabildiğince çok. Her insan kendince özel, kendince kalabalık, pek çok şey kendi seçimimiz, her şey birbirini tamamlar iyi kötü, güzel çirkin, doğru yanlış vs. gibi. Duyarlı, farkındalıklı bir o kadar da duygusal olmak, insan olmak, vicdanı seçmek bazen hayatı sıkıntılar içinde geçirmek anlamına geli

Düşünce Enerjidir

Resim
Düşünce enerjidir. Bir düşünceyi ne kadar çok aklımızdan geçirirsek o düşüncenin enerjisini hayatımızda o kadar çok hissetmeye başlarız. Bu yüzden de korktuklarımız başımıza gelir. Peki iyi yada olumlu düşünmek için ne yapabiliriz? Düşüncenin gücü. Böyle diyorlar. Fikrimce olay hakkında farklı olasılıkları hesaplayarak hareket eden insanın başına gelenler öngörüsündendir. Bu da yetenektir. Olasılıklardan kötü olan gerçekleşmiş ve kişi bunu önceden öngörmüştür. Aynı şeyi tekrar ederek hissetmek ise odaklanmadır. Yani kendi kendini motive etmek ve düşünceyi hayata geçirmek için daha çok kafa yormak. Bir şeyi düşünürsün tüm eylemlerin bunun üzerine kurulur ve o olur, sonra korkarsın, korkudan kaçış yolu ararsın, bu korkunu büyütür ve hiç olmayan bir şeye sürekli bakmak gibi bir süre sonra onu görürsün, enerjin sayesinde oluşur tüm bunlar. Olumlu düşündüğün zamanda aynı şeyler geçerlidir, bu sefer her şey iyiye doğru değişir. Ama insanın korku fonksiyonları daha baskın olduğu için

Aklın Durduğu Yıllarda Yaşıyoruz

Resim
Sosyal hukuk devleti olan ülkelerde hangi işi yapıyor olursanız olun insanca yaşam hakkınız vardır. Ödediğiniz vergiler fahiş değildir ve sadece dolaylı olarak değil, direkt olarak da size döner. Bunlar çok uzun yıllar içerisinde halkın talepleri doğrultusunda ve yine halk için şekillenmiş sistemlerdir. Yani devlet halk için vardır, halk devlet için değil. Millet dünya dışında yaşam formülü arar, her gün kendini geliştirirken biz hala bize hiçbir faydası olmayacak şeyleri tartışıyoruz. Normal bir ülke olmaktan uzaklaştığımız gün gibi ortaya çıkıyor. Var olan ve kanıtlı hiçbir şeye inanmayan, büyüklerinin ağzından çıkanı kayıtsız şartsız doğru kabul eden bir ülke olduk. Muhafazakar cehaletin alkışlandığı, Orta doğu avamlığının tahammülsüzlüğünün moda olduğu günümüzde dini inanç acıtasyonu yapmak artık toplumun her kesiminde görülmeye başlandı. İçinde rakı sözcüğü geçen türkü dinlemek İslam'a göre haram ise, aynı rakının şişesinden %72 vergi alıp, o parayla imamların maaş

Yalnızlıktan keyif almak

Resim
Yalnızlık içindedir insanın hangi kalabalığa karışırsa karışsın, kimini hasta ederken kimine de ilaçtır. Yalnız olmayanların bir çoğu başkalarının kararlarını yaşıyorlar. Her şey vaktinde güzel, insan olanla, kadir kıymet bilenle, kişiliği olanla, bir değere saygı duymayı bilenle güzeldir. Bunlar yoksa yok olmaları da fark etmez hayatınızda. Sağlıklıysanız, kimseye muhtaç değilseniz mutlu olamamanız için önünüzdeki tek engel zihniniz ve içinde barındırdıklarınızdır. Kimsenin varlığıyla var olmadık ki, yokluğuyla yok olalım. Uğraşacak hobilerin, geçirdiğin zamanı anlamlı kılacak seçeneklerin, uğruna mücadele edeceğin değerlerin olduktan sonra kişi veya kişilerin hayatında var olması çokta önemli değil. Tabi güvenebileceğin, bir şeyler paylaşmak isteyeceğin arkadaşların, dostların olmalı. Ne zaman sevdikleriniz değer verdikleriniz yanıltır sizi, ne zaman birer birer düşürür herkes maskesini, ne zaman yalnızlıktaki o muhteşem gücü keşfedersiniz işte o zaman yalnızlıktan korkmaz

Teoloji Mi Felsefeyi Kapsar? Felsefe Mi Teolojiyi?

Resim
Felsefe bir bilim değildir, bütün bilim dallarına su taşıyan devasa bir nehirdir. Teoloji'ye din bilimi veya ilahiyat diyebiliriz. Basit bir denklem ile felsefe ve teolojiyi sorgulayanlar ile sorgulamadan inananlar olarak özetleyebiliriz. Dinde kalıplaşmış şartlar vardır, felsefe sorgular ve kalıpların dışına çıkar. İnancı zedelememek adına dinin felsefeyi engellemeye çalışmasıda normal. Herkes felsefeyi uygulayamaz. Birçok görünen, bilinenin, üstüne görünmeyen, bilinmeyenlerin de hesabını yapmaktır felsefe, oku öğren der dini temsil etmeye çalışanlar da bu yüzden felsefeyi engeller. Felsefe bilim dalı değildir. Din felsefesi de bilim dalı değildir. Teoloji diye bir şey sonradan uydurulan bir kavramdır. Eğer din bilim olsaydı amacından sapardı. Kanıt inancı öldürür, inanç gönülden bağlılık ile olur. Bilim ise somut olgular ile çalışır. Teoloji felsefenin konusudur ama sadece konuştuğu ve soru sorduğu bir alandır. Aslında din felsefesiyi de kapsayan geniş bir yelpazedi

Çevre Yasası

Resim
Günlük yaşamda belki hiçbir şey değişmeyecek, uyulursa doğa kirlenmeyecek ama fabrikaların zehirli atıklarını nehirlere, arazilere, denize dökmelerine göz yumulduğunu ve bunun için hiçbir yaptırımda bulunulmadığını da gözardı etmemek gerekiyor. Uygulanması zor olacak ve birçok konuda olduğu gibi yasalarda kalacaktır. Ülkedeki insanları bilinçlendirmedikçe bu yapılan değişimin etkisi olacağını düşünmüyorum. Çoğumuz yaşadığımız çevreyi temiz ve düzenli tutmamız gerekirken bunu yapmıyoruz. Parklardaki görüntüler çekirdek pislikleri, yollardaki sigara izmaritleri, pet şişeler, sakızın çiğnendikten sonra yere atılıp başka birisinin ayakkabısına yapışması veya diğer canlılara zarar vermesi, ormanlarda, okyanuslarda ve denizlerdeki durumlarla bu tarz örnekler çoğaltılabilir. Diğer ülkelerde de benzer durumlar mevcut ama bunu en aza indirgeyebiliyorlar, en azından insanları bu konularda eğitimle yada katı kurallarla ve iyi bir denetim mekanizması ile düzenin oluşmasını sağlayabiliyorlar.

Gücün Haklı Olduğu Yerde Adalet Olmaz

Resim
Einstein, 'Üçüncü dünya savaşı nasıl olacak bilmem ama dördüncüsü taş ve sopalarla olacak.' demiş. ABD, İsrail önderliğindeki emperyalist ülkeler sayesinde planlı bir şekilde üçüncü dünya savaşına ve Einstein'ın teorisine göre de medeniyetten uzaklaşmaya emin adımlarla gidiyoruz. Bir söylemi sürekli tekrarlarsanız halk o söylemin nereden geldiğini unutur ve kendi fikri gibi benimser. Söylediğiniz yalan ne kadar büyük olursa o kadar etkili olur. İnsanlar büyük yalanlara küçük yalanlara göre daha çabuk inanır. Hatalı olduğunuzu yada yanlış yaptığınızı kabul etmeyip, kendinizi savunmak yerine karşınızdakileri sürekli savunmada bırakın() Önemli olan aydınlar değil kitlelerdir. Çünkü onları kandırmak kolaydır. Tevazu bilmediğini bilmek, cehalet bilmediğini bilmemektir. Bir kaç söz ve bir kaç kitap okumakla kendisini bilgili zannedenler çok günümüzde. Olan biten değil, sadece algılayabildiğin kadarsın. Fikrimce alim olmanıza gerek yok ama cahil olarak da kalmak zorunda

Hayat Bana Kendinden Başka Kimseye Güvenilmeyeceğini Öğretti

Resim
Algıları fazlaca açılmış birinin her insanı ayrı ayrı okuması kadar hayatı çekilmez hale getiren bir şey yok. Düşünmekten utanmıyorsan söylemekten de utanma. Konuşulacak yerde susmak kendini hiç etmektir. Hiç kimse senin hamle yapmanı beklemiyor, kimsenin taş sayısı aynı değil, herkes için aynı kurallar da geçerli değil. Herkes kendi acısı kadardır. Kontrol altına alınacak bir şey değildir bu, kendiliğinden gelir ve kendiliğinden de gider. Korkmadan yakacaksın bazen gemileri yanan sen olmak istemiyorsan. Bazı sözlerin muhatabı, kulaklar değil vicdandır, duymuyorsa vicdanlar zorlamayın. Sizi düşünmeyen, anlamak istemeyen, anlamamazlıktan gelen insanlara yön değil yol vermelisiniz. Kimse mükemmel değil, yaşadığımız sürece hep eksiklerimizi tamamlamaya çalışıyoruz ama ilk önceliğimiz iyi olmaktan geçmeli. Günah maddi olarak, iyilik manevi olarak kazanır. Günahlar manevi kazanca asla ulaşamaz ama iyilikler zamanla maddi olarak da kazanılabilir. Seçim insanlarındır kişiliğe ve d