Kayıtlar

Mart, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Düşünmeden düşün!

Resim
İnsanın doğasında kendisi gibi olmayan ve düşünmeyenlerden nefret etme dürtüsü bulunur. Bunun için erdem sahibi olabilmek önemlidir. Tüm canlıların yaşamlarını sürdürebilmek için bile olsa bir aklı var. Çoğunluk olan benciller ve çok bilmişler dengeleri bozuyor. Bizim toplumumuz da sivrileni pek sevmezler. Çünkü aileden, atadan susturulmayı öğrendik, 'nerede yetiştiysen oranın kurallarına uy sorgulamak senin neyine' mantığı ile. Türk toplumu gelenekçi bir yapıya sahiptir, ahlaki ölçütleri ise genelde aile yapısı ile alakalıdır. Fakat her toplum birbirlerinin çıkarı için ortak hareket eder. Bu yüzden siyaset denen şey vardır ve siyasi çatışmalar toplumun farklı kesimleri için vadedilen olanaklara bağlıdır. Ötekileştirme ise toplumun kendi düşüncelerine ters düşmese dahi kişinin ahlaki ölçütleri, gelir düzeyi, etnik kimliği ile ilgilidir, insanlar her zaman kendilerinden farklı olana ön yargı ile yaklaşır. Bizler atalarımızdan şunu öğrendik; Çini fethet ama yerleşme, ilmi

Sevgiye atılmış para

Resim
Hayatın bize ne getireceği bilemeyiz. Manevi mutluluk isterken birde bakmışız hayat bize maddi mutluluk kapılarını açmış. Tam tersi de olabilir, maddi mutluluk beklerken bu defa da manevi mutluluk gelir bulur bizi. Tabii her durumda da anahtar bizim elimizde. Hangi kapının açılmasını istiyorsak o kapıyı açarız düşüncen neyse nasibin odur. Kötüler korkudan boyun eğerler, iyilerse sevgiden yani önce içimize sonra işimize bakmak gerekir. Hiç kimse vazgeçilmez değildir hele değer görüpte değer vermeyenler hiç değildirler. Paranın anlam ifade etmediği yerde bile para yem olarak kullanılır olmuş. Yalnızlık ve sevgisizlik çağımızın hastalığı. Bazı insanlar sosyal hayat içerisinde her şeyleri olmasına rağmen tek başınalar. Belki kendilerine güvenleri yok, belki de hep iş hayatında başarılı olmak adına yalnızlaşmışlardır. Gün gelip cep dolup kalp boş kaldığında o kalbi doldurmanın yollarını ararlar. Sosyal hayat yok, etrafta karşı cinsle iletişim kuracak ortam yok, bu durumda da paraya ta

Sürü...

Resim
Dünyayı sadece gördüğümüz gibi düşünüyoruz. Düşüncelerin esiri olarak hayata ve insanlara bakmaya başlayınca kendi doğrularımızın dayatması sonucu ötekiler kavramı oluşuyor. Zihniyeti fakir, dünya görüşü gelişmemiş bir toplumun yargılamak, kesin hüküm vermek daha kolayına gider. Umut etmeyi seven bir toplum görüşüne sahibiz, bu da beklenti getirdiği için ve karşılık bulamayınca hemen ötekileştirme moduna geçiyoruz. Bizim kültürümüz hep yarınlara yatırım yapmaya zorladı. Yarınlar için bu günleri harcıyoruz, yarınlar tutmazsa bu günlere uzaktan iç çekiyoruz. Sürü denilince ilk aklımıza gelen koyun sürüsü. Ama bizim aklımıza gelen koyun sürüsünün doğal ortamından koparıldığını unutuyoruz. Koyun sürüsünün başında bir çoban vardır. Hem sürünün dışından birisi, hem de amacı sürüyü sağmak ve kesmek olan birisi. Mussolini, Hitler vs. bu türden çobandılar. Hatta günümüz politikacılarının da bunu açıkça söylediğini görüyoruz. Oysa doğal ortamının içindeki sürülerin özenilecek pek çok özell

Önce kendini düzelt!

Resim
Neden her şeyin gönlümüzce olmasını istiyoruz da, istemesini bilen bir gönlümüz olmasını istemiyoruz? Temel sorunumuz sorunları tespit etmekte üstün yeteneğimiz, çözümünde ise bir o kadar acizliğimiz ne yazık ki. Kendinizin en iyi eleştirmeni olun, hatalarınızı düzeltemiyor ve eksik yönlerinizi tamamlayamıyorsanız bile en azından bunları kabullenin ve kendinizle barışın. Kendi ile barışık olan mutlu da olacaktır ve doğal olarak çevresini de etkileyecektir. İnsan kendisini iyi hissederse karşısındakine de iyi görünüyor, önce kendinizi mutlu edin ve özgüven sahibi olun. Gülümseyin alem hüznünüz ile değişmeyecek. Büyük bir kedi kuyruğuyla oynayan küçük kediye sormuş; Neden kuyruğunu kovalıyorsun? Yavru kedi cevap vermiş; Bir kedi için en güzel şeyin mutluluk, mutluluğunda kuyruk olduğunu öğrendim. Bu nedenle onu kovalıyorum. Yakaladığımda mutluluğa kavuşacağım. Bunun üzerine yaşlı kedi; Gençken bende mutluluğun kuyruğum olduğuna karar vermiştim ama sonra fark ettim ki, ne zaman on

Başarısızlık korkusu olan insan belirtileri

Resim
1) Başarısızlık korkusu olan insanlarda görülen belirtiler şunlardır: - Hiçbir iş yapmama ya da yapamama - Mükemmeliyetçilik - İşkoliklik - Ne kadar çalışırsa çalışsın sonuç alamama - Sürekli tatminsizlik hissi - Bir şeyleri eksik biliyor duygusu - Kendini başka insanlarla mukayese etme Böyle bir korkunuz varsa yapmanız gereken; 21 gün boyunca kendinize “ Başarılı olduğuma inanıyorum ve başarılarım için kendimi kutluyorum” demek. Yeterli gelmediğini düşünüyorsanız daha uzun süre kendi kendinize bu cümleyi tekrarlamaya devam edin. Sonra buna bir niyet koyun. Niyet etmek daha güçlüdür. Her geçen gün daha başarılı olmaya niyet ediyorum” deyin. 2) Bir çok insanın biliçaltında yer alan diğer bir korku ise güvensizlik duygusudur. Bilinçaltınızda güvensizlik korkusu var ise; Kendinize yeterince güvenmediğiniz için başarılı sonuçlar alma şansınız düşer, hayatınızda değişimler yapmak ve atılımlar gerçekleştirmek, sizin için çok zorlayıcı olur. İlişkilerinizde kendinize güven

Binlerce kişisel gelişim kitaplarına bedel...

Resim
Lâ Tahzen... (Üzülme!) İnsanlar senin kalbini kırmışsa üzülme! Rahman “Ben kırık kalplerdeyim” buyurmadı mı? O halde ne diye üzülürsün ey can? Gündüz gibi ışıyıp durmak istiyorsan; gece gibi kapkaranlık nefsini yak !.. “Derdim var” diyorsun; Dert insanı Hakk'a götüren Burak’tır; sen bunu bilmiyorsun. Sanma ki dert sadece sende var. Şunu bil ki; Sendeki derdi nimet sayanlar da var. Umudunu yıkma; Yusuf'u hatırla. Dert nerede ise deva oraya gider. Yoksulluk nerede ise nimet oraya gider. Soru nerede ise cevap oraya verilir. Gemi nerede ise su oradadır. Suyu ara, susuzluğu elde et de sular alttan da yerden de fışkırmaya başlasın. Dünya malı Allah'ın tebessümüdür: ona bak! Ama sarhoş olma... Lâ tahzen! (Üzülme! Irmağa deniz, denize okyanus sığmaz. . "Aşık" olmayana anlatsan da "Ben" "Sen" anlamaz. Hakka ulaşmak için yoldur desen kimse inanmaz… Gönlünde zerre-i miskal şems olmayan; Yanmaz, yanamaz… Ayağın kırıldı diye üzülme! Allah se

Biraz...

Resim
Biraz Polyannayım; küçük şeylerden mutluluk duyacak kadar, Biraz Pinokyoyum; kendime beyaz yalanlar söyleyecek kadar, Biraz filozofum; düşüncelere değer verip, düşünce yaratacak kadar, Biraz bilgeyim; yaşamdan çıkardıklarım kadar, Biraz mantıklıyım; yüreğimin önüne geçecek kadar, Biraz sevdalıyım; aklımla baş edecek kadar, Biraz akıllıyım; serinkanlı düşünecek kadar, Biraz pozitifim; olumlu perspektif yaratacak kadar, Biraz pratiğim; anında çözüm bulacak kadar, Biraz gerçekçiyim; hayale dalmayacak kadar, Biraz hayalciyim; gerçeğin sıkıcılığından kurtulacak kadar, Biraz palyaçoyum; gözyaşlarımı saklayacak kadar, Biraz ressamım; yaşamı gökkuşağına bezeyecek kadar, Biraz baharım; umut yeşertecek kadar, Biraz sonbaharım; gizim turuncu renklerde saklı.. Biraz misafirim; bana biçilen kadar, Biraz serseriyim; hayatı tiye alacak kadar, Biraz sarhoşum; aşka bağlanacak kadar, Biraz tutucuyum; tutkulu yaşayacak kadar, Biraz safım; deli dolu düşlere inanacak kadar, Biraz dostum; dostluğa ve do

Neslimizin Tümörü Olan 14 Saçmalık

Resim
Bu Gerçekler Rahatsız Edebilir: Bizim Neslimizin Adeta Bir Tümörü Olan 14 Saçmalık 1. Yazı M.Ö. 3000 civarlarında bulundu ama gelin görün ki aradan koca bir 5 binyıl geçmesine rağmen dünyada okuma-yazma bilmeyen milyonlarca insan bulunuyor. Robotlar bile yazı yazabiliyor artık, fakat dünyada 780 milyon insanın okuma-yazması yok. Bunun 7 milyonu bizim ülkemizde. Saçma değil mi? 2. En akla yatkın yönetim sistemlerinde bile aydın olmayan, cahil, saygısız siyasiler başa gelebiliyor. Herkes demokrasiden bahsediyor da, sizce de gidişatta bir sorun yok mu? Hâlâ böylesine insanlar milyonları yönetebiliyorsa bir şeylerin değişmesi gerekiyor belliki. Bunun da tam rayına oturması için ne yazık ki yüzyıllar var. 3. Aynı türden canlılarız ama milletler halinde bölünerek aramıza duvarlar çekiyoruz. Vizesi, pasaportu, sınırları… Öylesine yabancılaşmışız ki, birbirimizden korkuyoruz. Hükûmetler kim bilir ne gizli saklı işler çeviriyor aralarında. Bu kopmuşluk, bu Soğuk Savaş yüzyıllarca

Mutlu Ömrün 10 Sözü

Resim
1. Kendini Tanı (Sokrates) Kendi içinde yolculuk yap. Günlük tut. Kalbin, gönlün, vicdanın ne diyor? Neyi öne çıkarıyor? Dünyaya bilinçli bakmanın yolu başta bu iç yolculuktan geçiyor.  2. Olduğun gibi görün ya da görüdüğün gibi ol (Mevlana) Dürüst ol, adil ol, hakça düşün. İçinden gelen sesin öne çıkardığı değerleri koru. Hayatta bir şeyleri korumak için ayakta kalmazsan, her şey seni düşürür.  3. En yukarıda aşk var (Aziz Paul) Sesi müziğe dönüştüren aşktır. Aşk olmazsa, sevgi ilişkileri yoksa, özen eksikse, hayatın kuru bir daldan farkı kalmaz.  4. Dünyayı hayal gücü döndürür (Albert Einstein) Yaptığımız her şey hayal kurarak başlar. Hayat herkes için; hayalleri gerçekleştirmek ve yapabileceğinin en iyisi, olabileceğinin en güzeli peşinde gitmektir. Bobby kennedy'nin sözü gibi: Diğerleri dünyaya bakıyor ve "Neden?" diye soruyor. Ben bambaşka bir dünya düşünüyor ve "Neden olmasın?" diye soruyorum.  5. Fazla güzellik göz çıkarmaz (Mae West) Güzel ha

Dünya mizansenimizi seyrediyor!

Resim
Daha eğlenceli başka bir ülke var mı? Arkana yaslan ve seyret, ülkede zaytunga gerek yok her gün zaytung. Vatandaşı olmasak eğlenceli olabilirdi ama vatandaşı olunca izlenen oluyoruz. Dünyanın soytarısı olduk iyice. Milyarlarca yıllık evren tarihinde denk geldiğimiz döneme bakın. Ben olup biten bunca absürtlüğe bir anlam vermeye çalıştıkça, hayat gayet rahat bir biçimde bana bu senin seçimindi dır dır etme diyor. Sorulara mantıklı cevap vermeyi seven bir ülke olsaydık zaten eğitimde son sıralarda olmazdık. İddialarında samimi bir çaba içinde olmazsan sınavı kaybedersin. Ve böyle devam ederse kayışlar iyice kopar. Toplumumuzdaki bizden olana ne yaparsa yapsın destek çıkma kültürü ne kadar daha devam edecek. Ait hissettiğimiz grubun yanlışlarını görmezden gelme hali, değerlerimizi tüketiyor. Karşısındakilerle beraber yeni ve öznel bir gerçeklik inşa ederek o gerçeklikte birlikte ikna olana demokrat denir. Türkiye'de ise hem ikna olamayan, hem de ikna edemeyenlere demokrat den

Ve kader...

Resim
Akıllı değiliz ki kaybetmeden değerini bilelim. Başarının ve iyilerin cezalandırıldığı topraklarda yaşıyoruz. Doğrulardan nefret eden, kadere inanan bir toplum olduk. Böyle olsun hiç istemezdik, her yerde istemediğimiz işler oluyor. Her değerli şeyin koruma altına alındığı gibi doğrular da değerli olduğundan herkesin erişip değerini kaybetmemesi için yasaklarla bir nevi koruma altına alınıyor. Devir adalet ve adil yaşam devrinden çıkıp çalışan kölelikle değiştirmiş yerini. Taktik ve stratejik kölelik yeni moda. Yaşamak istenilen şeyler ve yaşanan hayatlara "kader" diyoruz. Zorda bırakılan ve ihtiyacı olanlarla gerçek dertleri olanlara yardımcı olmak değil midir paylaşarak sıkıntıları azaltmak. Belki bekledikleri kadar olmasa da bizden güç alarak kendilerini düzeltmelerini sağlamak. İnsanlar güvendikçe ve güvenildikçe mutlu olurlar, hayata dair umutları olur. Bu güvensiz ortamlar hayatı zor hale getiriyor. İnsanların güzelliği düşüncelerinde ve karakterlerinde yatar. Dol

Adil olan tek şey ölüm...

Resim
Ağzı olanın konuştuğu bu dünyada beyni olanında düşünmesi gerekmez mi? Kendine güvenip ağzı laf yapanlara, laf yaptığı içinde kendini adam sayanlara kısa bir hatırlatma; lafla adam olunmuyor. Karakterine göre değil de giyimine, arabasına, parasına göre rağbet görüyor yenilerde insanlar. Cahilliklerini de yalanlarla besliyorlar. Ama karakter ve şeref parayla satılmaz, satın alınmaz kişinin genlerinde olacak. Görünüş kalpten bakıldığında berraklaşır, dışarı bakanlar düş kurar, içe bakanlar uyanış yaşar. Ve bazı insanlar bulut gibilerdir, kaybolduklarında hava birden güzelleşiverir. Sonradan görme insanlar maymuna benzerler. Yükseldiklerini görürsünüz, yükseklere çıkmaktaki becerilerini takdir edersiniz ama doruğa ulaştıkları zaman ancak utanç verecek yerleri görülür. İnsanlara "aslan gibisin" denilirse kasılır, "hayvan gibisin" denilirse üzülürler, "kendin ol" denilirse işte buna asla yanaşmazlar. Egoları o kadar tavanlardaki fare gibi kuyrukları hep d

Hiçbir şeye şaşırmıyoruz artık!

Resim
Acayip bir ülkede yaşıyoruz. Her gün biraz daha batan bir toplum. Ülkedeki hiçbir şeye şaşırmıyoruz artık. Herkes tripli uzak duracaksın. Çünkü normal hareketler içerisindeysen delisin. İnsani davranışlar gösteriyor veya insani davranışlara meyilliysen marjinalsin. Sonuç olarak insan olmaya karşı olanlarla karşı karşıyayız. Sistem çalışmamızı, üretmemizi, düşünmemizi istemediği için mevzuata itinayla uyduruluyor. Mevzuat üretmek için değil tüketmek için var fikrimce. Yani canınız iş yapmak istemiyorsa mevzuat bu konuda yeterince destek verecektir. Doğru bildiklerimiz yanlışsa ve bu da bilimsel olarak kanıtlamışsa sabit fikir de diretmek ne anlama gelir? Mantıklı ve doğru ise değiştirmek gerekiyor fikirleri. Doğru sürekli değişkenlik gösterir. Bunun içinde bilimsel doğru bildiklerimizin doğruluğundan bile şüphe ederiz. Her şeye açık olmalı insan. İdeolojiler bilimsel değil felsefi olmalı. Derisini değiştirmeyen yılan ölür, aynı şekilde fikrini değiştirmeyen zihin ölür ve sabit fik

HERBOKOLOG

Resim
Herbokolog denen grup istediğini yok sayar, istediğini var sayar. Ne onların yok dediği yoktur, ne de var dedikleri vardır. Kendi kendine sakat bıraktıkları zavallı beyinlerinin içinde yaşarlar. Herbokolog konusunda kaynakları zengin bir ülkeyiz. Çeyrek aydını bu kadar bol olunca kaynakta haliyle fazlaca oluyor. Herbokologlara sorsak; nereden mezunsun? diye cevapları Herbokolojiden şeklinde olur her halde. Bu tipleri ciddiye almak lazım ne de olsa üniversite mezunular (!) Onlar hep kendileri doğru bilirler. Onun için hiç tartışmamak, mesafeli durup az görüşmek, ciddiye almamak, EVET ÖYLESİN deyip geçmek gerek. Bu tarz insanların yaptığı kötülüklere, haksızlıklara, adaletsizliklere, zorluklara gülüp geçin, çünkü gülmek en güzel eylemdir ve bilmeyeni, anlamayanı çıldırtır. Sonuç olarak, bilginlerin aydınlatamadığı toplumları şarlatanlar aydınlatmaya çalışır. İnsanlar da deniz çekildiğinde karıncalara yem olan balıklara bakarak geleceklerini görebilirler. Bizim kadar sabırlı bir m

En çokta ezikler nankör oluyorlar!

Resim
Farkındalık zamanla insana okuduklarıyla kazandırılır ve süreklilik gösterdiği ölçüde zihne yerleşir. Farklı olmak güzeldir, düşünce farkları güzeldir. Farklı insanlar olmasaydı hayat nasıl olurdu? Farklı görüşlerden yararlanarak kendi düşüncelerimiz oluşur. Beyin kullanıldıkça gelişen bir organdır, her şey beyinde başlayıp beyinde biter. Beyninize hükmedin, hükmetmeyi öğrenin. Kafanın arada bir karışması iyidir insan bir kafasının olduğunu hatırlar. Bir şeyi çok iyi bir şekilde bilmenin önemi yok, önemli olan bildiklerini insanlarla paylaşmaktır. Öğrendiğimiz bilgiye göre yaşamıyorsak uzaktan kumandalı bir oyuncaktan farkımız kalmaz. Sözlerin, davranışların vs. doğruluğu, gerçekçiliği başka bir şey, uygulama alanı bulmak çok daha başka bir şey. Bazen hayat sizi o kadar çaresiz bırakır ki kendinizden başka suçlu bulamazsınız. Yani hem hayattan, hem ölümden korkarak son sefere gelmiş olur ve bu son duraktır. Geçiyor hayat sonra başka bir şiirin başka bir dizesine sıra geliyor. A

Esoterik mı, eksoterik bakış mı?

Resim
Esoterik bakış, esoterik öğreti bilgiden çok sezgilerle, duygularla, hisler ve zan ile ilgilenir. Bu nedenle gizemli olmak zorunluğu vardır ve bu eğitim tarzı tarih boyunca ikili iletişimlerle gizli yürütülmüştür. Halka ve umuma açık olmamıştır. Tasavvuf ehlinin eğitimi böyle olmuştur. Eğitici (Tasavvufta şeyh) seçtiği öğrenciye (müridine) birebir iletişimle kendi kazanımlarını (doğru veya yanlış) aktarır. Böyle bir eğitim kendi başına olmaz. Geçmişte şeyhlerin yerine; duysal, görsel efektli metodlar kullanılarak kendi başına yapılamaz mutlaka bir yol gösterici olmalıdır. Bu itibarla eğitim her zaman şeyhe veya eğiticiye özeldir. Kişinin kendisini bilmesinin en iyi yolu mutlaka esoterik öğreti değildir. Vahiy bilgisi (Kur'an ayetleri) ve Tabiat bilgisi (Doğa ve yasaları) birlikte edinilirse kişi kendisini daha iyi tanıma fırsatı elde eder. İnsan Kainatta aktif olma potansiyeli olan özne bir varlıktır. Bunun için Gayb ve Şehadet aleminin bilgilerini öğrenmesi gerekir. Sadece s

Devir basitlik devri...

Resim
Bir insanı değerlendirmenin en iyi yolu, konforlu ve mantıklı bir ortamda nasıl davrandığına değil, mücadele ve uyuşmazlık durumunda nasıl bir duruş sergilediğine bakmaktır. Hayatım boyunca edindiğim en büyük tecrübe; Kendi kendine yardım etmeyi bilmeyene hiç kimse yardım edemez. Suratına yumruğu yiyene kadar herkesin bir planı vardır. Devir basitlik devri kafayı çok yormayın. Gereğinden fazla yapılan iyilik iyilik değil enayiliktir. Zor yollarda hayallerinize tutunarak yürüyün, belki o zaman düşmezsiniz. Kötülük nedir bilmeyiz ama ısrarcı olununca bizde öğreniriz. Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı asla unutmaz... Size önem vermeyen, değerli olduğunuzu hissettirmeyen insanlar için yaptığınız fedakarlıklar yorgunluktan başka bir şey değil. Gönlü olmayanın bahanesi çok olur boş vermeyi bilmek gerekiyor. Kısıtlı hayatınızı bir şeyleri ve birilerini bekleyerek harcamayın. Gelmek isteyen zaten gitmez, gidenin arkasından el sallayın ve kapatın kapıyı geriye baktığında göremesin sizi

Para demek mutluluk demek ()

Resim
Şükür diye bir silahımız var. Çok şükür çalışacak bir işimiz var, çok şükür yorulduk ama para kazandık diyebiliyoruz. Ama bir kolay gelsini, tebessümü çok görenler ve sayelerinde para kazandıkları insanlara tiksinircesine bakanlar için henüz bir söz geliştiremedik. İşçinin patronundan istediği şey (), sömürüsüne mantıksal ve duygusal bir boyut katması. Böylece bu sömürüyü çalışanlarının hayatına fark edemeyecekleri şekilde gömmesi. Yani bizi güleryüzlü, mantıklı gözükecek şekilde öyle bir sömür ki biz bunu fark etmeyelim, üstüne bir de buna şükür edelim. Zaten günümüzde sınırların belirsizleşmesinin bir numaralı nedeni, bu kabuk değiştirip insan hayatlarına hayatın kendisi gibi giren şeyler. İş insanlara hep iş gibi gözükmelidir ki, işte çalıştıklarının farkına varsınlar. Mutsuzum ama neden mutsuzum bilmiyorum sorusuna ancak kesin sınırları görerek cevap verilebilir. Eğer biz patron daima haklıdır dersek kendi değerimizi düşürürüz, işveren olarak bir yere kadar haklı olabilirle

Bu Milletin adı TÜRK MİLLETİ'dir!

Resim
Aydınlanmak insan olmak ve insan olmanın erdemine ermektir ki, bu yol hakikatin kendisidir. Kalbinizdeki ışık yandığı zaman aydınlık başlar. Bir millete geçmişini unutturmak onu yok etmenin ilk şartıdır. Ve yine bir Millete ait mitolojiyi unutturmaya çalışmak toplumun ulusal kimliğini ve duruşunu yok etmek için kullanılan başlıca silahlardandır. TÜRK'lerin tarih boyunca büyük ihanetlere uğramasının nedeni kendinden olmayanları yönetime getirmesidir. Tarih bize şunu öğretti: TÜRK'ü TÜRK'ten başkası sevemez. Kanımız kırmızı alnımız temiz, ne hak yeriz ne de hakkımızı yediririz! Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Gösteriş için Türk Bayrakları ellerde dağılırken, yerlerdeki Türk Bayrağının rengini şehitlerinden aldığını bilen var mı acaba? Türklüğünü kaybederek Araplaşmış olanlar Türk dünyasının kangrenidir. Her şeyin bir adı varken, "bu millet arkamızda", "bu millet kararını verdi" diyenler bir türlü bu milletin adını söyleyemiyorlar. Bu mi

Nasıl oldu da hayatta kalmayı başardın?

Resim
60’lar Hikaye, 70’ler Terane, 80’ler Şahane, 80'li- 90'lı yıllarda mı çocuktun? Nasıl oldu da hayatta kalmayı başardın? 1.- Arabaların emniyet kemeri, kafalıkları ve kesinlikle hava yastıkları yoktu. 2.- Arka koltuk tehlikeli değil de eğlenceliydi. 3.- Bebek yatakları ve oyuncaklar renkliydi. Yada en azından kurşunlu, muhtelif zehirli maddeler ile boyanmıştı. 4.- Prizlerin, araba kapılarının, ilaç şişelerin ve kimyasal ev temizliyicilerinin üzerinde çocuk kilitleri yoktu. 5.- Kasksız bisiklete biniliyordu. 6.- Steril su şişelerinden değil de bahçe hortumundan yada muhtelif başka kaynaklardan su içiliniyordu. 7.- Oyun oynamaya çıkmanın tek şartı hava kararmadan önce eve dönmekti. 8.- Cep telefonu yoktu ve hiç kimse nerelerde gezdiğimizi bilmiyordu. İnanılmaz... 9.- Okul öğlen bitiyordu ve öğlen yemeği için evimize geliyorduk. 10.- Bir sürü yaramız, kırılmış kemiğimiz ve kırılmış dişimiz vardı, fakat hiçbir zaman birileri bu yüzden mahkemeye verilmiyordu. Kendimizd

Kadınların bilmesi gereken 25 şey

Resim
Her şeyin şık olsun. Ruhun, bedenin, kıyafetin, sevişin, terk edişin, dostluğun, sevgililiğin. Kadınlık şıklık demektir. Zerafet demektir. Kadınların bilmesi gereken 25 şey, 1. Unutma, sen değerlisin. Çalışsan da çalışmasan da. Ünlü olsan da olmasan da. O erkek seni istese de istemese de. Sen sen olduğun için bir tanesin. 2. Kadın olmanın tadını çıkartmalısın. Biraz şefkat, biraz anaçlık, biraz dişilik, biraz seksilik, bolca zeka ve altıncı his. Sen şahanesin. 3. Göbeğin çıktı diye, 36 bedenden çok uzaksın diye, saçların o reklamlardaki kız gibi dalgalanmıyor diye eksik değilsin. 4. Kendine güvenin en büyük silahındır ve o en derinlerinden gelen ışıl ışıl gülümsemen tabii ki. 5. Biliyorum adettendir ama sonuca varamadığın, sadece bünyeni hırpaladığın o konuyu 50 kere konuşmana, tartışmana gerek yok. Olmuyorsa üstünü çizip devam etmelisin. 6. Yaptıklarından suçluluk duyarak vakit kaybetmemelisin. Yapamadıklarını listeleyip isteklerini gözden geçirmek suretiyl

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

Resim
Kadınların isyanı; Amerika'nın Newyork Eyaletinde 8 mart 1857'de 40 bin dokuma işçisi kadın daha iyi çalışma koşulları talebiyle grev yapmıştı. Polis sert müdahale de bulunduğu kadınların bir kısmını bir fabrikaya kilitlemişti. Bu sırada fabrika da çıkan yangın da 129 kadın ölmüştü. 1910'da Danimarka'da düzenlenen uluslararası sosyalist kadınlar konferasında Almanya Sosyalist Demokrat Partisi önderliğin de, 1857'deki yangın da ölen kadınlar anısına 8 MARTIN DÜNYA KADINLAR GÜNÜ olarak anılmasını önerdi. Bu öneri oy birliği ile kabul edildi. Bugünün anlamı erkekler üzerin de ne kadar etkili ona bakmak lazım. Bir Profesör kadına şiddet konulu bir konuşma yaparken, diğer taraftan eve gidip eşini dövüyorsa! Bugünün ne kadar anlamı kalır tartışılır. Kadınlar gününe nasıl baktığımıza bağlı. Bir kadını önce insan olarak göremeyen erkeğe neyi anlatıyoruz demek istiyorum. Kadın devrimi kadınlar tarafından yapılır. O da çocuklarını doğru yetiştirerek. Bir güne sığdırı

İnanma, ikna ol!

Resim
Toplam İslam nüfusuna mensup olanların bir çoğu bilinçli olarak inandıkları için değil, kültürlerinin bir devamı olduğu için içindeler. Bu nüfusların aynı coğrafyalar da yaşayıp, aynı adetlere sahip oluşları bu kültür aktarımının devamıdır. Yani bu nüfusun köylü ve cahil kesim olmasının nedeni İslam dinine mensup olmaları değil, eğitimlerinden dolayıdır. Ölümler, açlık, kıtlık, yoksulluk neden hep Müslüman ülkeler de? İnsanların sayısıyla dinin büyüklüğü değil, yığınların büyüklüğü ölçülür. Zihniyet gelişip büyümedikten sonra, geri kaldıktan sonra ne olacak ki? Din ancak insanları mezara götürebilir. Cehaletin doğurganlık üzerindeki en belirgin özelliği, yaşam standartları yükseldikçe doğurganlık azalır. Bunun ilk göstergesi de kadının bilinçlenmesidir. Mültecilere bakın, ülkelerinde savaş var, bir çoğu çadırda yaşıyorlar ama şehirlerine, ülkelerine bombalar yağarken durmadan çiftleşiyorlar. Doğacak bebeğinin geleceğini düşünmeyen bu zihniyet ülkesini, insanları, dünyayı ne kadar

Elimizdeki Cumhuriyeti Sahiplenelim!

Resim
Türkler cephelerde savaşıp şehit olurken Gayri Türk ve Gayri Müslimler köyler de, şehirler de tüccarlık yapıyorlardı. Türk nüfusu savaşla erirken, bunlar rahat yaşayıp daha da zengin oluyordu. Türk nüfusu kadın ve çocuklardan oluşurken bunlar ürüyordu. Toplumdan dışlanmamak ve yeni yönetimin tepkisini de almamak için Türk - İslam isimleri almaya başladılar. Bunların amaçları her zaman aynı ve bugün topraklarımızda yaşayan insanların kökenlerine bakarsak biz Türkler azınlığız. Cehaletin, yobazlığın, çıkarcılığın çok olduğu yerde hain çok olur. Türk milleti olarak balık hafızalıyız, geçmişi çabuk unutuyor ve çabuk affediyoruz, üstüne de okuma, araştırma, sorgulama olmayınca ülkede binlerce İngiliz, ABD ajanı kol geziyor. Soyca Türk olmayanlar din kardeşi, aynı toprağın insanlarıyız, bin yıllık kardeşiz vs. diyerek yaşıyor, yaşatılıyor Türkmüş gibi her türlü haklar veriliyor. Sonuçta da istedikleri makama, mevkiye tutunabiliyor, istedikleri propagandayı yapabiliyor, kamuoyunu yan

BİR FIKRA

Resim
Kriz yüzünden işten çıkarılan bir akademisyen ile bir gazeteci yurt dışına çıkmışlar. Bir süre yeyip içip eğlenmişler. Doğal olarak paraları çabucak tükenmiş. İş aramışlar ve bir çiftlikte hayvan pisliklerini ahırdan kürekle kazıyıp çöp römorkuna atma işi bulmuşlar. Bir süre çalışmışlar başarılı olmuşlar, çiftlik kahyası da onları sevmiş ve hallerine acıyarak "Size daha kolay bir iş vereceğim" diyerek onları yumurta paketleme işinde görevlendirmiş. "Bunların irilerini ve iyilerini bu taraftaki kutulara, küçük ve kötülerini bu taraftaki kutuya koyacaksınız" demiş. Fakat bizimkiler çok yavaş çıkmışlar, "Bu iyidir, değildir, küçüktür, büyüktür" tartışmaları ile işleri aksatmışlar. Onları gözleyen kahya yanlarına gelmiş, "Siz Türkiye'de ne iş yapıyordunuz?" diye sormuş. Bizimkiler "Gazeteci" ve "Akademisyen" diye cevaplamışlar. Kahya, "Belli belli, sizin Türk aydını olduğunuz belli" demiş. "Çok iyi bo

Beyinler kısa devre yaptı...

Resim
Evrende hiçbir şey tesadüf değildir. İnsanoğlu bilmediği, anlayamadığı yasaları açıklamakta tesadüfü kullanır. Beynimize saldırılıyor farkında değiliz. Tüm değerler siliniyor, beynimiz biçimlendiriliyor, bilgisayarımıza yeni programlar yükleniyor. Bizi biz yapan değerler elden giderken habersiz seyrediyoruz. Beş duyumuz ve zihnimiz gizlice ele geçiriliyor. Sonuçta algımız giderek değişiyor, dünyayı artık bu pencereden görüyoruz. Bizi yanıltarak irademizi ele geçirmeye çalışan bu karanlık savaş bizleri uyutuyor, aldatıyor ve tüm değerlerimizi yok ediyor. Görmemiz istenenleri görüyor, yapmamız istenenleri yapıyor, sinsi bir savaşın kurbanı oluyoruz. Yaşamsal sorunlar da bile beyinler donmuş durumda, insanlar boş boş bakıyorlar. Her çeşit zihinsel aldatma sonucu dostu düşman, düşmanı da dost görmeye başlıyor, kendimizden bile şüpheye düşüyoruz. Sanki zaman tünelinde aklımız ve dimağımız kayboluyor. Akıl tutulması işte bu. Bilinçaltına gönderilen sinyallerle körpe beyinler yıkanıyor,