Kayıtlar

Eylül, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Varoluşsal Anlamsızlık

Resim
Hiç kimse boşa yada boşuna yaşamaz, her canlının hayatta olmak için bir sebebi vardır. Doğanın dengesi. Hayatın içini boşaltıp kendimizi gereksiz yoksunluk hissine sürüklememeliyiz. Varoluşsal anlamsızlık sorgulamanın başlangıcıdır. Bundan sonra farklı bir ben vardır artık. Ya anlamsızlığın uçurumlarında bir şekilde ruhsal anlamda zorluklar yaşayıp duracak yada kendine anlamsal değerler bulacaktır. Bu bazen din, bazen araştırma, bazen de insanlara yardım şeklinde olabilir. İnsanlar hayatlarında yolunda gitmeyen işler, ilişkiler, sıkıntıların üst üste geldiği zamanlarda sıkışmış ve çaresiz hissettiklerinde varoluşlarını sorgulamaya başlarlar. Var olma sürecimizde bir çok seçim yaparız, sonucu hayırlı olanda vardır, olmayan da. Bazı insanlar seçimleri ile kendileri için en iyi sonuca ulaşabilir, bazıları da ne kadar ölçüp biçseler de, hesap kitap yapsalar da yaptıkları seçim hayırlı olmaz. Zeka ile birlikte kendimizi sevip, değer vermek seçimlerimizde çok etkili oluyor. Varoluş

Temiz Su Kendini Kirletir Mi?

Resim
Hayat yarısının bitiş çizgisi yok, her şeyin bir bedeli var. Ne ekersen onu biçersin, ne kadar bedel o kadar başarı, azimde bir başarıdır sabırda, direnmekte ama önce istemek gereklidir. Kusursuzluk memnuniyetsiz göstermekten başka işe yaramıyor, keşke kusurlu yaşasaydım. Zaman öğretiyor hayatın baharını da, ayazını da. Zamansız fırtınalar dalları kırıp geçiyor. İyi havalarda fırtınayı hesaba katmak ise işimize gelmiyor. İnsan insanlık sıfatı ile insan olur. Bu sıfat noksan ise onda insanlık eserlerini bulursun ama insanı değil. Küfler zararlı mantarlardır. Uyusa zararlı, uyansa daha zararlı. Ne gözler var görmez baktım yetmez mi der. Her şeyi bildiğini sanır bilmediğini bilmez. Duyduğunu duyan, baktığını gören, uyuduğu sanılan bir olur mu, uyuyan gözleri kapalı olsa da beyni çalışan? Bekle diyor zaman belki yarın. Uyanmak güzel şey de bir uyanabilsek keşke. Anne karnındayken uykudayız, doğumdan ergenlik çağına kadar annemiz babamız uyutur sonra okulda hocalar uyutur, asker

Yasaklanan Kenevir

Resim
Dünyanın En Önemli Üretim Bitkisiyken Yasaklanan Kenevir Hakkında 16 Çok İlginç Bilgi.. 1. Bir dönümlük kenevir, 25 dönümlük orman kadar oksijen üretir. 2. Yine bir dönümlük kenevirden, 4 dönüm ağaca eş kağıt üretilebilir. 3. Kenevir tam 8 kez kağıda dönüştürülebilirken, ağaç 3 kez kağıda dönüştürebilir. 4. Kenevir 4 ayda yetişir, bir ağaç ise 20-50 yılda. 5. Kenevir, gerçek bir radyasyon temizleyicidir. 6. Kenevir dünyanın her yerinde yetiştirilebilir ve çok az suya ihtiyaç duyar. Ayrıca kendisini böceklerden koruyabildiği için tarım ilacına da ihtiyaç duymaz. 7. Kenevir ile yapılan tekstil ürünleri yaygınlaşırsa tarım ilacı sektörü tamamen ortadan kalkabilir. 8. İlk kot pantolon, kenevirden yapılmıştır hatta “kanvas” kelimesi kenevir ürünlerine verilen isimdir. 9. Kenevir, AİDS ve kanser tedavisinde kemoterapi ve radyasyon etkisini azaltma, romatizma, kalp, sara, astım, mide, uykusuzluk, psikoloji, omurga rahatsızlıkları gibi en az 250 hastalıkta kullanılmaktadı

İnşaat Sektöründe Sendika Yok

Resim
Sürekli slogan üretmekle bir yere kadar, yalanla dolanla yol gidilmez. Aptalı inandırırsın sorun yok bizde aptal ve kurnaz insandan daha bol başka bir şey yok ama bir de gerçekler var ki, onlar hiçbir şeye bakmaz. İnşaat, gayrimenkul, müteahhit kelimelerini duymaktan bıktık. Teknoloji, üretim duymak istiyoruz. Bir sürü batan, kapatılan fabrika var. Neden üretime girmiyorlar? Çünkü işçiler kaçak çalışamaz, ham madde kaçak alınamaz, fabrika olunca vergi memurları dolar, satış yapabilecek elemana ihtiyaç var ki, ihracat yapmazsan batarsın. Yani yurt dışı pazarlama gerekir. Peki bunları yapacak kaç tane inşaatçı var? İnsanlara kolay para kazanma yolları açıldıkça kimse başka iş yapmak istemez hale geldi. Ülkede irili ufaklı bir sürü iş kolları vardı, kontrolsüz bir şekilde başlatılan projeler yüzünden bu insanların bir çoğu dükkanını, tarlasını satıp müteahhitlik yapmaya başladılar. Çoğu binalar o yüzden kötü bir görünüm içinde ve çoğunun yeterlilik belgesi bile yok. İnşaatla ülk

Dünya Görüşü

Resim
Dünya görüşü, sanat, kültürel, insani duygular, merhamet, dürüstlük, toplumsal barış, huzur, refah gibi birçok önemli değeri içinde barındıran bir başlıktır. Yani düşünmenin konu edildiği her durumda gündeme gelen, farklı bakış açıları olan bir kavramdır. İnsanın kendisini bilmesi, bilinçlenmesi ve bu bilinçle toplumları inşa etmesi kültürel birikimdir, değer hükümleridir ve ideolojilerde kendini gösterir. Dünya görüşü konularının bazen nesnellikten yoksun oluşu, bilimsel bir dünya bilgisi ortaya koymayışı, bir dünya görüşünü çürütmek için başka bir dünya görüşüne başvurulması gibi hususlar çoğu kimseyi olumsuz düşünmeye sevk etse de insanların dünya görüşü genellikle olumludur. Dünya görüşü bilgisi kendi benliğinde zaten olumlu ve temizdir. Bütün insanlığı ilgilendiren önemli değerlerin bir bütün halinde olduğu tek bir bedendir. Fakat günümüzde kendi benliğinden uzak mecralara hizmet etmektedir. Her türlü kötülüğün baş mimarı insanoğludur ama iyilikte de baş mimarlık rolünü üstl

Yanınızdayken Enerjinizi Çalan İnsanlar

Resim
Hep mızmızlanıp her şeyden şikayet edip düzelmek için hiçbir şey yapmayanlar. Yaptığın iyiliğin görevin haline getirilmesi. Sürekli kendinden bahsedip karşısındakini dinlemeyenler. Büyük rahatlıkla yalan söyleyenler. Negatif düşünen egoist insanları hayatınızdan çıkarın mutluluğunuzu, huzurunuzu artırın. Birinin üzerinizden ego tatminine çalıştığını hissediyorsanız kaçın. Vaktinizi ona bir şeyler anlatmaya çabalayarak geçirmek yerine daha değerli şeylere ayırın. Ben böyle insanlarla ilişkimi kesiyorum, bana bir şey katmayıp aksine var olan enerjimi de alıyorlar. Bir ilişkiyi kesmek iddialı bir karar, herkesin herkesi idare ettiği çağda üstelik. Kimseden ilişkimi kesecek derecede nefret etmek istemem ama mesafe koymak mantıklı geliyor. Çünkü nefrete yer açmak için yüreğimizde sevgiden yer çalmak gerekiyor. Örneğin çok yalan söyleyen insandan uzaklaşırım. Herkes yalan söyler, bende söylüyorum ancak sık tekrarlamak iletişimin sağlıklısızlığını ve samimiyetsizliğini gösteriyor. Sam

Dünyayı Şikayet Edenler Değil, Üretenler Değiştirecek...

Resim
Biz tembel bir toplumuz, tembelleştirildik. Hepimiz tüketici sınıfındayız. Elimizle yapabileceğimiz en basit işleri bile yapmayı değil, yaptırmayı tercih ediyoruz. Zamanında IMF size borç veririm ama pamuk ekmeyin, tütün ekmeyin, fındık, badem, mısır ekmeyin derken bu günler için söylemiş. O yüzden kimsenin eline bakmamalı ve her şeyden önce kendi kendimize yetebilmeliyiz. Üretmeden, çalışmadan hiçbir şey olmaz. Parayı çok kazanmak için yıllar önce badem ağaçlarını sökerek odun yaptılar, yerlerine nar dikip kontrolsüzce seralar yaptılar. Çoğu ne nar yetiştirmeyi bildi, ne de serada üretimi, sonra neden ben bir şey kazanamadım. Bireysel kazanmayı hırs yapınca sonuç hep başarısızlık oluyor. Bulduğumuz yerlere çam ağacı ekiyor şu kadar ağaç ektik diye övünüyoruz. Çam yerine ekin ceviz, badem vs. Almanya’da birçok yerde fındık, ceviz, kestane ağacı dikili. Toprağı, bahçesi olan neden badem, ceviz ve fındık ağacı dikmiyor. Her iklimde yetişebilir bu ağaçlar. Badem dağda bile yetiş

Eğitim düzeyi ile nüfus yapısı arasındaki ilişki...

Resim
Eğitim düzeyi ile nüfus yapısı ters orantılıdır. Eğitimin arttığı yerde nüfusun azalması büyük olasılık çünkü eğitimli insanlar topluma yararlı bireyler yetiştirmenin zor olduğunu bilir ve bunun için bakabileceği kadar çocuk sahibi olurlar. Eğitim arttıkça nüfus kontrollü olarak artar, eğitim düştükçe nüfus kontrolsüz şekilde artış gösterir. Eğitimli insanlar çocuk yaparken düşünürler, çocuğunun geleceğini, maddi açıdan çocuğa verebileceklerini bu yüzden fazla çocuk değil bakabilecek, eğitebilecek kadar çocuk yaparlar. Bunu gelişmiş ülkeler ve geri kalmış ülkelere bakarakta anlayabiliriz. Biri yükseldikçe diğeri düşer. Allah nasibini verir diyerek gelir ve gider hesabı yapmadan düzine şeklinde çocuk yapıp sonra onları fakirlik, sefalet, rezillik içinde yaşatmak ancak cahil insanların yapacağı şeylerdir. Hayat koşulları içerisinde eğitim ve toplumun refah düzeyi gibi konuları barındırır. Dolayısıyla sadece eğitim konusunu baz alarak karşılaştırmak doğru olmayacaktır. Eğitim va

Affet Ve Vazgeç...

Resim
Affetmek yüreğinde artık onu taşımamaktır. Vazgeçen insan mutludur. Affetmeyi gerektiren kusur güveni sarsar. Güven duygusu yoksa huzurda zor bulunur, hep şüphe, hep acaba mı demektense vazgeçmek en iyisidir. Affetmeden vazgeçtiğinde ise hatırlayıp üzülürsün. En iyisi affet ve vazgeç. Sal ipini gitsin. Affetmek barışmak değil, affetmek özgürlüktür. Bugüne kadar yapılan yanlışları affettikten sonra o insanların çoğunun üstünü çizmişimdir. Ne kalmayı, ne gitmeyi beceremiyor, sağlıklı ilişkiler kuramıyoruz. Çünkü mutsuzuz, mutsuzluk bir uzvumuz gibi olmuş, çünkü umutsuzuz. Hemen hiçbir şeyin iyi yanını göremiyoruz çünkü artık bakmayı dahi tercih etmiyoruz. Üstelik sonsuz yaşam, sonsuz güç, sonsuz kaynak sonrası tatminsizlikten falan da değil bu. Ülkenin ekonomik çöküşü, toplumun ruhsal çöküşünün yanında daha çözülebilir bir sorun gibi geliyor. Kocaman bir mutsuzlar ülkesi olduk, sanki yaşamıyor sadece hayatta kalıyoruz. Kendimizden vazgeçmişiz yani, başkasına sıra gelmiyor. İnsa

Dünyada Her Dokuz Kişiden Biri Aç

Resim
BM'ye göre her 9 kişiden birisi yetersiz besleniyor. Yani her 9 kişiden birinin hakkını zenginler yiyor, yani şirketler, yani küresel güçler, yani yetersiz beslenme değil. Emperyalistler insanları sömürmeyi bırakırsalar insanlar da daha güzel hayatlar yaşayabilir. Yapılan araştırmalara göre silahlara harcanan para ile dünyada en az on yıl hiç aç insan kalmazmış. Açlığı BM bilimsel olarak açıklamış. O halde aşırı beslenen Emperyalistler, Suudi Arabistan, vs. körfez ülkesinin özellikle yetersiz beslenen Afrika ülkelerine fonlama yapmaları gerekmez mi? Böylece obezitenin verdiği zararlardan da bir ölçüde kurtulmuş olurlar. Nedense ülkeler savaşmak ve ibadethane açmak için parayı bulabiliyor ama fakir ülkelere yardım için para ve gıda bulamıyorlar. İnsanlığın doğduğu bir medeniyetler beşiğidir Afrika. İnsanlık bu kıta da ortaya çıkmış ve uzunca bir süreçten sonra diğer kıtalara yayılmıştır. Afrika'da tedavisi olmayan bir çok hastalık ortaya çıkmış ama buna sebep Afrika kı

Dünya Romantik Değil...

Resim
Dünya romantik değil, aşkın dünyası hayal meyal, aldatan aşk değil insan, bu yüzden hep cesurların işi olmuş aşk. Ne kadar cesur davranırsa hayatının o denli genişlediğini, ne kadar korkak davranırsa hayatının o denli daraldığını insan çok sonra anlıyor. Biriyle kocaman bir zamanı harcayıp sonra onun tamamen bir yabancı olduğunu öğrenmek ise en büyük kayıp oluyor. Hayatın tekrarı yok, zaman boşluk kabul etmiyor. Sizin ihmal ettiğiniz yeri başkaları ihlal ediyor. İnsanlar birbirlerine çok kolay ulaştığı için çokta kolay harcıyor. Gidenin yerine yenisini hemen buluyorlar (eş, dost, sevgili, akraba, arkadaş) ve kısa zamanda çok insana uğrak yeri oluyorlar, bu yüzden ilişkiler daha sığ, insanlar hata konusunda daha özensiz. Affetmek sürekli size yapılan haksızlığa, yanlışa kredi vermek, hak ediyorsun demektir. Kasıtlı, bilerek, bencilce kıranları affetmek kolay mı? Affetmeye gerek var mı? Affetmeye çalışırken karşıdaki aynı hatayı sürekli yapıyorsa, bu hatalara devam eden insan

Kimine Çok Kimine Yok

Resim
Adaletsiz dünya yüzümüze vuruyor adaletsizliğini kimine çok, kimine yok. İnsanların çıkar mantığı kültürler ile beslendiğinden kişilik toplumsal, maddi, manevi çıkarlar çerçevesinde oluşuyor. Fakirler olmasa bizi kim yönetecek? Zengin nasıl daha zengin olacak? Onları başımıza kim seçecek? Fakir, fukara, yoksul olsun ki, karın tokluğuna çalışsın. Aslında yoksulluk yaşayanların değil, yaşatanların sorunu olmalı. Üretimde çalışanlar iyi şartlarda mı çalışıyorlar, haklarını gaspetmiyor mu patronları? Biri üretecek, diğeri villada keyif yapacak, ona keyif yaptıran da üretimde bulunan. Bu iki olgu arasında her iki aşırı uçtan da uzak olmalı. Zengin fakirin sırtından para kazanarak zengin oluyor, adaletsizliğin bir örneği sistemin kötü ilerleyişi, yaradılış da hepimiz eşitiz ama işin içine para girince çalışan değil çalıştıran olmak istiyoruz. Herkesin çalışarak kazanması, insanların kendini gururlu, mutlu hissetmesi gerekiyor ki, toplumca refaha erişebilelim. Buna da iş imkanları

Bu Devirde Farklı Olmak Suç...

Resim
Farklıysan ilk seni görür ve ilk seni yok etmek isterler. Doğru olanı yapıyor olsan bile farklıysan dışlanırsın. Temiz kalmanın ayıplandığı kirli bir medeniyet. Topluluğu kirleten kötü insanlar temiz ve masum insanları aralarında istemezler. Bu yüzden onları suçlu olarak görürler. "Vardığın yer körse şaşı bakacaksın" derler. İkiyüzlü bir toplumda doğru olursan suçlusun. İyilerin, temiz insanların kabul edilmediği bir devirdeyiz, herkes nerede bir çıkar varsa orada, kalbinde kötülük olmayan, doğru yoldan ayrılmayan düzgün karakterli kişileri daima dışlarlar. İnsanların geneli kötüdür bu yüzden iyi olanlar genellikle yanlızdır. Bir yanlışı çoğunluk yapınca doğru yanlış gibi gösterilir. Anormal olan çoğunlukta ise normaller anormal olarak kabul edilir. Doğru azınlıkta ise yanlış haklı ve doğru kabul edilir. Çoğunluğun anormal olduğu yerde anormal normal olur, azınlık olan normal ise anormal olur. Kimse kendi yanlışını kabul etmez oysa doğru bir tanedir. Ne kadar doğr

Kapatın Kapıları Evde Yokuz...

Resim
Ortadoğu'nun derdini Türkiye üstlenmek zorunda mı? Bizim problemlerimiz yok mu? Suriye'nin nüfusu ne kadar? Hepsi zaten Suriye'yi terk etmedi mi? Peki geride kalanlar kim? Şimdi gelecek olanlar kim? Terörist gruplar. Suriye'den ülkemize 4 milyon mülteci girdi, 45 milyar dolar para harcadık, 2 milyon mülteci de yolda. Kendi insanımıza bakacak kadar aciz ama dışarıdan gelenlere kucak açıp, bağrımıza basacak kadar şevkatli bir ülkeyiz. Gün gelecek kendi ülkemizde sığınmacı konumuna düşecez. Memleket iyice çığırından çıkacak o zaman bizi kim kabul edecek. Sınırı kapatıp önlem alın, İran'a, Katar'a, Arabistan'a, Kuveyt'e vs. gitsinler. Neden biz? Neden Avrupa? Sınır yol geçen hanı değil, alırsınız gereken önlemleri geldikleri gibi de dönerler. Sokaklar Suriyeli, Afgan, Gürcü, Bulgar, Azeri, Nepal, Kenya, Özbek, Kazak, Kırgız vs. dolu hiç kimse de demiyor ki bunlar burada ne yapıyor? Peki biz bu ülkenin çalışıp vergi veren vatandaşları olarak azınl

Dünya Bir İnsanoğlu Festivali...

Resim
Duyarsız bakmalı belki de hayata. Görmediğimiz bilmediğimiz hayatları hep bizimkilerden güzel ve iyi sanıyoruz. Bazılarının zindanı daha ferah gözüküyor, insan olmanın kendisi herkes için zor yaşamak kişiye göre değişiyor. Bizim beğenmediğimiz hayat başkası için cennet sayılabilecek nitelikte olabiliyor. O yüzden yaşadığımız hayatı hafife almadan sevmek, sevilmek için uğraşmak, iyi olmak güzel olan. Herkes farklı bir şekilde tükeniyor hayatta. Bazen doğru insanı beklerken, bazen yanlış insana katlanırken. Bir şeylerin bedelini ödüyor bazen seçimlerinin, bazen seçemediklerinin. Bazı bizler gri olamıyoruz net insanlarız. Ak yada karayız gerçek insanlarız, bu yüzden duygularımızı dip yaşıyoruz, fazlaca farkındalık var bizde ve bizlere deli diyorlar. Bize deli teşhisi koyuluyor ama gerçek deliler rahatlıkla zarar vermeye devam ediyor. Normallik toplumun çoğunluğunun davranışlarına göre belirleniyor. Çoğunluğun dışında kalanlar yani çan eğrisinin uçlarında kalan davranışlar anor

Karşılıklı Aşk

Resim
Aşk bir zaman kavramıdır, er yada geç doğru insanı bulmak değil. Ölümlü dünyada kimin kiminle karşılaşacağı belli olmaz. Aşk en derin anlamını özümüzde, iç dünyamızda buluyor. Böylece sevilenin varlığı yokluğu, yaşayıp yaşamadığı bile önemini kaybediyor. Bir bilgeye sormuşlar "Coşkulu yaşamak istiyorum. Ne yapmalıyım?" Bilge cevap vermiş "Aşık ol". Tekrar sormuşlar "O zaman coşkulu yaşar mıyım?" Bilge cevap vermiş "Aşık olursan canından bile vazgeçersin. Öyle bir gün gelir ki, coşkulu yaşama isteğini bile unutursun". Aşk bütün duyguların en uçta yaşandığı andır. Öyle kuvvetli bir ateştir ki, hem o coşkuyu, hem kendini, hem de aşka düşeni yakıp kül eder. Gözleri öylesine kamaştırmıştır, öylesine susatmıştır aklını, ruhunu öylesine ele geçirmiştir ki aşk, kendini küllerden yeniden yaratmayı becerenin de yine tekrar tekrar aşka koşmasına neden olur. Fikrimce aşkın karşılıklı olanını bu dünyaya fazla gelir. Düşünsenize, her ikinizde birbiri

Ağlama Duvarının Hikayesi

Resim
Hazreti Süleyman ilk Yahudi tapınağını Küdüs’te M.Ö 10. yüzyılda üç ana amaç belirleyerek inşa etti. Birincisi; Yahudi inancının İsrail’deki merkezi olması. İkincisi; Tanrıya adanan hayvanların kurban edilme yeri olarak kullanılması. Üçüncüsü; Musa’ya Sina dağında verilen ve içinde 10 emri barındıran Ahit Sandığı için kalıcı bir ev olması. İsrail tarihindeki en zengin dönemde inşa edilen Hazreti Süleyman’ın tapınağı, Babil hükümdarı Nebukadnezar tarafından imha edildildiği M.Ö 586 tarihine kadar ayakta kalmıştır. Babilliler muhtemelen kutsal sandığı ve On emri içinde barındıran tapınağı yağmaladılar ve yok ettiler. Tapınağın yok edilmesiyle Yahudiler, Yahuda’nın ülkesi olarak bilinen İsrail’in güney kısmından sürgün edildiler. Yahudiler sürgünlerinden geri döndükten sonra Hazreti Süleyman tapınağını yeniden inşa ettiler. Bu ikinci tapınağın yeniden inşası otuz bir yıllarını aldı ve M.Ö 515 yılında tamamlandı. Takip eden Beş yüzyıl boyunca tapınak büyüyüp genişledi. M.Ö 19 civar

Güneş Gece Doğmaz...

Resim
Her sebebin bir nedeni, her nedenin bir sebebi var. Hiçbir şey boşuna değil, tesadüf diye bir şey yok. Yolcuyuz gelip geçiyoruz ne kırmaya, ne de kırılmaya gerek yok. İnsanı insan yapan kişinin karakteri, yaşadığı hayat, sergilediği duruştur. İnsanı insan yapan kendini bilir olup, bildiği gibi görünme dürüstlüğüdür. İnsanın kalbi yaşadığı yere yansır, yaşadığı yerde bir süre sonra kalbe bulaşır. Yaşam standardını kişi kendisi belirler. Aldığın nefes, yerinde olan sağlığın, görebilen gözlerin ve geliştirdiğin empati senin hayatında seni sen yapandır. Hayat anı yaşamaktır, hayat bugün hatta şu andır. Maalesef bizlerde öğrenilmiş bir çaresizlik var, farkındalık lazım hepimize. Hayatın içinden akarken olanı olduğu gibi an'da yaşamak güzel olan, karşımıza aynımız yada farklımız ihtiyaç halinde geliyor zaten. Her ne gelirse gelsin gelen sana seni anlatır. Aynınla, zıttınla, kendinle yüzleşirsin. Kiminle ne yaşadığından çok ne yakaladığındır önemli olan. Benzer sonuca aynında

Nedir İnsanı İnsan Yapan?

Resim
İnsanı insan yapan şey muhakeme ve muhasebe yetisidir. Hayvan ve bitki statüsünden çıkmasına sebeptir. İnsanı insan yapan taşıdığı insani duygulardır. Vicdan, merhamet, ahlak, dürüstlük, sevmek, yaratılan her şeyi korumaktır. Güzel bakan göz, iyi duyan kulak, güzel konuşan dil, vicdanı olan bir kalp ve en önemlisi iyi insan olacağım hedefi ile gelişmeye çalışmasıdır. İnsanlık için en önemli iki unsur akıl ve vicdandır. Bu ikisi insanın bütünlüğünü oluşturur. Akıl insanı diğer canlılardan ayırırken, vicdan insanı insan görünümlülerden ayırır. Vicdanı olmayanın nasıl insanlıktan çıktığına her gün yüzlerce kez şahit oluyoruz. Keşke insan kalarak yaşamayı başarabilsek. İnsan ne yaparsa yapsın dış etkilerden kendisini kurtaramaz. Fikirsel farklılıkların sebebinin özünde var olan ise bizi çevreleyen, ahlak veya inanç gibi dış etken koşullarının yarattığı sonuçlardır. İnsanın hiçbir zaman tek bir tanımı yoktur zaten olması da beklenmez. Buna dualizm de diyebiliriz, ego da diyebiliri

Mantık İstikrardır...

Resim
Eğitim sadece üniversiteye gitmek değil, kendini yetiştirmek, olaylara geniş yelpazeden bakıp, objektif olabilmektir. Fikrimce iki türlü cahil var; normal cahil ve aydın cahil. Kendi yanlışlarımızı görmedimiz sürece hata yapmaya mahkumuz. Sürekli eğitim sistemini suçlayan gençlerinde dönüp biraz kendi tembelliklerine ve sıradanlıklarına bakmaları gerekiyor. Biz çektik onlar çekmesin mantığıyla her şey önlerine serilen çocuklara aslında farkında olmadan kötülük yapıyoruz. Hazır rahata, rahat tembelliğe alıştırır bu durumda da tembellere bakmak bize düşüyor. Kişinin ciddi anlamda kendisine gelecekte üniversiteden daha fazla yardımcı olacağına inandığı bir düşüncesi varsa hiç durmaması gerekir. Çok sağlam üniversitelerde okumadığınız takdirde iş hayatında büyük beklentilere kapılmayın. Yüzde doksan gibi büyük bir bölüm mezun olup kapitalizmin kölecikleri olacak. Üniversite kupa değil, kupaya gidilen yolda atılan goldür. Kupayı almak isteyen sizsiniz, nasıl gol atacağınızda sizi il

Sahneye Değil! Sahneyi Hazırlayana Dikkat!

Resim
Hayat doksan dakika desek, seksen beş dakikadan sonra da golleri hiç beklemediğimiz köşeden yiyoruz. Hayatta her şeye sahip olabilir insan. Zor da olsa mücadele ederek isteklerine kavuşabilirsin. Önemli olan bu istediğin şeyi hakkıyla, yakışır biçimde muhafaza edebilmek, tutabilmek. Bunun içinde insanın yürekten, İnanarak istemesi gerekir. Hayat işte bir alıyor bin veriyor. Belki de en büyük hatayı vazgeçtiğimiz an yapıyoruz. Belki de vazgeçtiğimiz an amacımıza en yakın olduğumuz andır. Sevgi, saygı, duyarlılık insan olmanın en önemli özellikleridir. İnsanlara arkamı dönerek mutlu olamam ben. İnsan ne karşısın da olana çok değer vermeli, ne de kendisine. Narsisizm (egoizm), Anti-narsizm (bencillik) kişilik bozukluğudur. Çünkü çok bencillik başkalarının haklarını yok saydırır. İyi insan olmak zordur. İnsanların çoğu kolay olanı seçer. Yargılamak kolaydır ama anlamak zor. Gitmek kolaydır ama kalmak zor. Önemli olanda zoru başarabilmek. Yoksa iyiler de bilir kırıldığında cevap verme

Mutluluk istasyon değil yolculuktur...

Resim
Mutluluk varılacak bir istasyon değil, bir yolculuk biçimidir. Elde edilen maddi değerler bir süre sonra anlamını yitirip doyumsuzluk başlar ama iç huzurun varsa her şeyde mutluluğu yakalarsın. Mutluluk içimizdedir, çok uzaklarda da olsan, sorunlardan kaçsan da sorunları kendi içinde çözemeyince mutlu olunmuyor. Yeter ki insanoğlu istesin kendi dünyasının cennetini de, cehennemini de kendi yaratır her şey bakış açısında saklıdır. Huzurdur belki aranılan, huzurun sonrasıda mutluluktur. Çünkü mutluluk anlık, huzur sürekliliktir. Ağrıyan, acıyan bir yeriniz yoksa, ayaklarınız sizi taşıyorsa, zaruri ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek durumdaysanız mutlu olun yada mutlu olmaya karar verin. Sebepsiz mutlu olmalı, mutluluğunuzun bir nedeni varsa başınız dertte demektir. Çünkü o neden her an elinizden alınabilir. Yaşadığın her anda, her şeyde güzellik yakalayabilirsen mutlusundur. Uçan kuştan, akan sudan, gün batımından, tandan, yağmurdan, çiçekten, böcekten anlam çıkarabilir, güzel ba

Sırada Daha Kötü Günler Var

Resim
Yoktan var olan ülkemiz vardan yok oluyor gözlerimizin önünde. Yerli olan ne varsa yavaş yavaş yok oluyor. Aslında böyle böyle kimliğini de kaybediyor. İşte büyük şirketlerin geldiği nokta. Büyük firmaların iflas etmesi demek bünyesinde çalışan binlerce kişinin işsiz kalması demek. İşsizi yükselen ülkelerde ise her türlü suç oranının artması demek. Daha da ötesi kaos demek. Yılların köklü firması ve kayda değer bir istihdamı olan Hotiç perakende satıştaydı, imalatta yapıyordu, ayakkabı sektörünün de yüz akıydı. Hotiç Türk malı, Türk malzeme ve işçiliğidir. Destek verilse 80 yıllık çınara çok mu olur? Bir sürü çalışanı işsiz kalacak. Aynı değerleri emek ve iyi niyetle yaratabilmemiz kimbilir ne kadar zaman alacak. Hotiç ve diğer gerçek milli markalarımız batarsa zincirin halkalarından biri mutlaka bizler olacağız. Bir çok firma konkordato ilan etmek için sırada. Kötü günler geride kaldı şimdi sırada daha kötü günler var. (Konkordato uygulaması iflas erteleme yerine getirilmişt