Kayıtlar

Kasım, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hayaller Ölür Normaldir Çünkü Yenileri Doğmuştur...

Resim
Herkes insanlığın kötüye gittiğini kabul ediyor ama kimse kendisinin de kötüye gittiğini kabul etmiyor. Büyürken sevgiyi unuttuk nefreti öğrendik, zorla da olsa öğrettiler. Artık çok mükemmeliyetçi olursan çok şey kaçırır, hiçbir şey yaşayamazsın. Dünyanın her yerinden herkesin yenileceği bir yer vardır. Kimilerini yenilgi yıkar, kimileri ise zaferle küçülüp bayağılaşır. Çünkü büyüklük hem yenilgiyi hem de zaferi kabullenebilen kişilerde yaşar. Dünya küçüldü iyice artık paran varsa her yerde, her şeye ulaşabilirsin. Gereksiz romantizme gerek yok sadece sevdiklerinden ayrı kalmak zor olur. Hayal kurmak parayla değil, yıkılırsa yenilerini kurarız. Hayaller ölür normaldir çünkü yenileri doğmuştur. İnsanlar yaşam ihtiyaçlarını karşılayamazlarsa mutsuz olurlar. Öncelikle sağlıklı olma, karnını doyurma, barınma, iş vs. bu zorunlu ihtiyaçlar giderilemezse nasıl mutlu olunabilir ki? Mutsuzluk aniden gelmez onu hazırlayan nedenler vardır. Bazen hayat öğrenmediğimiz yerlerden de ödev

Susuyorum Avazım Çıktığı Kadar...

Resim
Susmak bazen asalet, bazen nezakettir, incitmekten korkuyorsan sevdiklerini susmak o zaman ebedi zarafettir. Anlayabilene en büyük cevaptır. Bu davranışı sergileyebilmekte en büyük erdemlerden biridir. En kötüsü ise konuşman gereken yerde susmaktır. Allah'a gerekenini yap Allah'ım diyerek her şeyi teslim etmek, her şeye susmak kendine bir zulümdür. Allah bile haklıyken konuş zulüm etmediğin gibi zulme uğrama demiş. Ne zaman ki, çok çaresiz kaldın o zaman Allah senin yerine konuşur ama sende kendi yapabileceğin şeyleri de Allah'a sunma. Susmak gerekli zamanda huyların efendisidir. Bazen konuşmak pişmanlık getirebilir işin ucunda bir ömür pişman yaşamakta var o yüzden susmak bazen iyidir. Bilinçsiz konuşmak başkadır, hakkın konuşmakken susmak ömür boyu pişmanlık getirir, gelen gidene boyun eğilir. Unutma ki, Allah'ın zulme uğramayın emri vardır. Herkese olması gerektiği gibi davranmak en doğrusu sonra yerini yadırgayanlar oluyor. En iyisi tanımadığımız kişilere

Kimse Vazgeçilmez Değildir, Gerekirse Devrim Bile Yapılır

Resim
Kimse kendisini vazgeçilmez sanmamalı gerekiyorsa devrim bile yapılır. Kapattığınız kapının anahtar deliğinden bile bakmayın. Kendini kazanmak istiyorsan birilerini kaybet. En değerli kendimiziz ama her zaman en sona saklıyoruz. Kendisini sıradan hisseden birisi ruh sağlığı açısından en güçlü, en sağlıklı olan insandır. Birçok sorun kişinin kendisinden kaynaklıdır ama bunu kabullenemez. Sorunu görmeyen kişi ise çözümü niye arasın. İçimizden geçeni yapmak korkutuyor. Kendimize, hislerimize, aklımıza güvenmiyor ve giderek uzaklaşıyoruz kendimizden. Kendinden daha cesur kim olabilir? Öz güven ve cesaret varsa sende, sana kim hayır diyebilir? Zamanın güzel günler getireceğini düşünmek aslında boşluğu beklemekten başka bir şey değil. Hayatın hiçbir şey için değmeyeceği gerçeği. Bu öyle bir gerçektir ki, bir anda her şeyden soğutur insanı. Baktığınız, dokunduğunuz, tattığınız her şey anlamsız gelmeye başlar. Ne için yaşıyorum, yaşamımın amacı ne? diye sorgular ve bir süre sonra

İşsizlik Maaşı Ödemesi

Resim
İşsizlik maaşı alabilmek için geriye dönük son üç yılda 600 gün prim ödemiş olmanız gerekiyor. Eskiden son 4 ay yani 120 gün tam olma şartı vardı. Şimdi ise 120 gün tam olma şartı kalktı. Değişen çokta bir şey yok aslında sadece laf kalabalığı. İşin özü; işten ayrıldığınız tarihten geriye dönük son 3 yılda 600 gününüz yoksa işsizlik parası alamazsınız. Her ay bütün işçilerden işsizlik fonu kesiliyor, işsiz kalınca ise en çok 10 ay para alıyor sonra hadi bak başının çaresine diyorlar. Senelerce ödediği fondaki parasını neden vermiyorlar? Devlet rutin dışına çıkarsa olağan, vatandaş çıkarsa suç ve ceza. Devlet parayı karşılıksız basarsa devalüasyon, vatandaş basarsa kalpazan. Liderler tehlikeli değildir asıl tehlike her şeye inanıp, sorgulamayan ve menfaatleri uğruna her türlü haksızlığa sessiz kalan kitlelerdir. Gerçeği bilip susanlar gerçeği bilmeyip söyleyenler kadar tehlikelidir. Bir dalga geldi ve çekildi. Üretim ekonomisine geçilmediği için, seçimden sonra bu dalganın y

İletişimsiz Koca Bir Kalabalık...

Resim
Her türlü ilişkinin emek istediğini, sorunları çözmek için zaman ayırmak gerektiğini düşünen kaç kişi kalmıştır. Empati, iyi niyet ve dürüstlük ikili ilişkilerin temelidir. İletişimsiz koca bir kalabalık. Her tarafta ben daha haklıyım cümlesi, önceleri mırıltıyken şimdi çığlıklar seklinde ve üstelikte konular incir çekirdeğini doldurmayacak türden. Altında gereksiz bir üstünlük çabası yatıyor. Hangisine nasıl anlatmalı aile olmanın, arkadaş olmanın, insan olmanın bu olmadığını ve kendimizi nasıl arındırmalı bu itici kalıptan. Ne konuşmak, ne uzaklaşmak, ne yok saymak çözüm oluyor. Dahası gittikçe daha yaralayıcı hale getirilmeye çalışılıyor. Kimseye köle olmadan, kimseye boyun eğmeden yada kimsenin üstüne basmadan yürümenin birçok yolu olduğunu hangimiz anlayabiliyoruz. İlişkilerde özellikle ikili ilişkilerde partnerlerden birinin tutum ve davranışları satranç oyunu gibiyse bu ilişkinin yürümesi zordur, karşı tarafı çok yorar. Karşı taraf sürekli hamlelere karşı strateji ve

Bırakın Dağınık Kalsın

Resim
Hayat bize acıyı zaten getiriyor, bizim sorumluluğumuz neşeyi yaratmaktır. Kimi durumlarda yaşamı olduğu gibi kabullenmek ve hayatı akışına bırakmak gerekir. Bizi yoran hayatın kendisi değil, taşıdığımız maskeler ve hayır diyemediğimiz insanların sırtımızdaki yükleri, insanların halden anlamayan sağırlığı. Bizi üzen hayatın kendisi değil, insanların değişmeyen ön yargıları. Uzaklaşacaksın kafana, kişiliğine uymayan, farklı istekleri olan, değer vermeyen, sözleriyle, hareketleriyle aşağılayan, hiçbir konuda çaba sarf etmeden sadece almayı bilen, acılardan beslenen, dertleri, sıkıntıları hiç bitmeyen, sadece kendi dediği olsun isteyen, egosu yüksek, duygularını, insanca davranışlarını önemsemeyen sevgisiz soğuk kişilerden. Birazda kendin için yaşayınca güzelleşiyor hayat, biraz durup soluklanınca dinleniyor yürek. Gelmeyeni umursamadığın, gideni sessizce uğurladığın, sadece kendin istediğin için bir şeyi yaptığın zaman özgürleşiyor insan. Herkesi mutlu etmek zorunda değilsin.

Çalışmak Kurtarıyor İnsanı

Resim
Hayat tek başına hiçbir şeyden ibaret değil sanırım. Yaşadığımız hayatı daha eğlenceli, daha çekilebilir hale getirmek için zaman isteyen bir delirme süreci gerekiyor. Kimsenin anlamadığı ama iç dünyanda kafana huni takıp deli gömleği giydirdiğin hayallerinin olabilmesi için. Dünya dev bir prodüksiyon, yer yer gerçek ögelere rastlanmakta. Hayat iş değil ama insanlar iyi okullarda okuyunca iyi bir iş, iyi bir koltuk, iyi bir maaş istiyorlar ve bunu da hak ediyorlar. İşte istedikleri olmayınca hayattan tat alamıyorlar, bu bir sarmal yani. Onlarca pantolon yerine bir kaç tanesiyle, sürekli dışarıda olabilmek için AVM vitrini yerine eğitici etkinliklerle de mutlu olabilir insanlar. Bir çok insan gerçeği görmezden gelerek dayanma noktasını bu şekilde belirlemiş oluyor. Bazı insanlar kaderim kötü derler, oysa çoğunlukla seçimleri yanlıştır. Gelirler az giderler fazla ama kaçımız gelirimizi arttırmak için hamleler yapıyoruz. Tuhaf olan ise kamuda çalışan bir memur maaşını az bulup

Anne Olmak

Resim
Anne ve kadın olmak ayrı şeyler. Her anne kadın olabilir ama her kadın anne olamaz. Bu her insan mevki sahibi olabilir ama adam olamaz gibi bir şey.  Annelerin en büyük özelliği kendilerini bilen mert ve karakterli olmalarıdır. Artık günümüzde anne diyebileceğimiz kadın sayısı da çok az. Annelik bencillik değildir, çocuğunun öncelikli olmasıdır. Özel ve kutsal bir durumdur anne olmak. Kadın olmakta çok özel bir meziyettir, bazı kadınlar bunun farkında değiller ne yazık ki. Tıpkı bazı erkeklerin de adam olamadığı gibi. Anne olmak kendinden vazgeçmek, rağmen sevgisiyle sevmektir. Göbek bağı kesilen ancak yürek bağı kesilmeyen parça demektir. Sağlığından, uykundan, hayatından vazgeçebileceğin tek şeydir. Annelik tek kelime ile koşulsuz ve karşılıksız sevgidir.  Büyüdüğü zaman senin onun için katlandığın her zorluğa ifadesi yapmasaydın diyecek olduğunu bilmene rağmen vazgeçemediğindir. Ciddi anlamda onun karnı doymadan kendi karnını doyuramadığındır. Yemeyip yedirdiğin, giyme

Sonsuz Hayal Kırıklığı

Resim
İnsanlar bir şey yapmadan önce yapacağı işin önemine göre beklenti içine girer bu doğaldır. Beklentisi karşılanmadığı zaman hayal kırıklığı yaşar bu da normaldir. İnsanların eline belirli bir senaryo verip yaşamasını ve yaşatmasını bekleyemeyiz, makine gibi dar bir kalıba sıkıştırıp yaşatamazsınız. Büyük çaptaki hayal kırıklıkları hayatımızla ilgili yaşadıklarımızdır. Bunlara bir çözüm genelde yoktur çünkü hayatlarımızın bin bir çeşit hali vardır. Bunu doğuştan zenginlerde de, işleri sonradan açılanlarda da görürüz ve yine hiçbir işi rast gitmeyenlere de tanık oluruz. Hayat mücadelesinde herkese aynı oranda mal, mülk düşmez. Her insanın maddi durumu iyi olmaz, fakirler de olacak, zenginler de olacak, açlıktan ölenler de olacak, yalnızlar da olacak, mutlu aile kurabilenler, acı çekenler de olacak, ömrü boyunca acı nedir bilmeyenler de olacak. Yani hayat bize mutlaka verir diye bir şey yok. Hayatla ilgili kesin olan tek şey bir gün biteceğidir. İnsanlar kendilerini başkalarıyla

Gündüz Karanlık, Kör Olduk...

Resim
Bir fikre eylem eşlik etmiyorsa o fikir sadece beyinde işgal ettiği hücre kadar büyüyebilir. Geldiğimiz yerde kalıyoruz bir türlü gelmek istediğimiz yere gelemiyoruz. Tam geldik derken yine aynı yer tam bir kısır döngü. Ömrümüz ne olduğunu anlamadan sabır ile tavır arasında bitiyor. İnsanlar karşılarındaki insana verdikleri cevaplarla karakterlerini belli ediyorlar. Çoğu insan dinlemeden anlamaya çalışıyor, günümüz insanının birbirini anlamamasının en büyük nedeni de bu. Kendi fikri olmayan insanlar başkaları adına konuşur, kararları da onlar yerine başkaları verir. Bu özgür olduğun halde köle hayatı yaşamaya benzer ki, başkalarının düşüncesi bir nevi köleliktir. Kimse sorumluluk almak istemiyor. Çünkü sorumluluk rahatlığa ters düşer, kimsede rahatını bozmak istemiyor. Sorumluluk almakta bir beceri işidir. Tecrübeli olacaksın, cesur olacaksın ve aldığın sorumluluğun farkında olacaksın. Sorumsuzluk daha basittir o yüzden çoğu insan bundan kaçar. Sorumluluğun artısı ise insan

Kuantum

Resim
Popüler bilim diye bir kulvar var. Lise düzeyindeki bilgi ile bile en değişik konuları bile kavrayabiliyorsunuz. Kuantum fiziğinin temeli diyebileceğimiz Planck sabitini bulan Max Planck ömrünün sonuna kadar bulduğu bu şeyi kabullenemedi. Çünkü bulduğu şeyin dahil olduğu kuantum modeli bilimsel değil de masalsı bir evreni tarif ediyordu. Bu mümkün olamazdı. Evren mutlaka klasik anlayıştaki bilime uygunluk gösteriyor olmalıydı. Yani kuantumun temellerini atan bilim insanları bile kuantumu kabullenmekte zorluk yaşamışlardı. Biz gündelik işlerin kısır döngülerine hapsolmuşken mükemmel ve sonsuz bir evrende bulunduğumuzun farkında bile değiliz. Evren çok acayip, hiç mantıklı davranmıyor. Bunun farkına varan fizikçiler bile bunu kabullenemiyebiliyorlar. Einstein yıllarca inat etti kuantum modelini kabul etmemek için, kuantumu geçersiz kılmak için. Kuantum denklemlerinden saçma bir sonuç ortaya çıkardı. Sonuç o kadar saçma ve imkansızdi ki, kuantum fikrini çürütebilirdi. Ama ya

Haklıyken Özür Dilemek

Resim
Pozitif düşünen bir kişi negatif cevap vermez, yeter ki sorulmak istenen soru düzgün olsun. Neden haklı olduğu halde özür dilesin insan? Çağ zaten en ufak iyi niyeti dahi istismar ederken, temiz ve hassas olan insana saf salak gözüyle bakarken neden özür dilesin? Aksine tavır alsın, muhatap anlayışsız biriyse hele kestirip atsın, hiç gerek yok uzatmaya. Haklıyken özür dilemek karşınızdaki insanla ciddi iletişim sorununuz olduğunu gösterir. Kaybetme korkusundan kaynaklanan, çaresizlik, zayıflık göstergesi bir davranıştır. Duygulara, hislere pranga vurulmuyor ama haklı durumda iken özür de dilenmemelidir. Bazı durumlarda aptallarla tartışmak hastalanmamıza neden olur, en iyisi böyle insanlardan özür dileyip egosunu şişirmesine izin verilmelidir. Anadolu'da bir deyim vardır, 'senin eşeğin kancık olsun' özeti budur özür dilemenin. Herkesi memnun etmeye çalışan insanlardan bir kısmı takdir edilme, kendini sürekli ispatlama ve değer görme gibi beklentiler ile sürekli

Herkes Birbirine Ayna

Resim
Herkes birbirine ayna. Bizim yansıttıklarımızın karşımızdakinde bıraktıkları ve başkalarının yansıttıklarının bizde bıraktıkları. Hayat tüketmektir her şeyi, tüm bu yaşadıklarımızın hepsi tasarlanmıştır. Herkes hayatı boyunca hep bir şey arar, kimi kendini, kimi sevgiyi, kimi kaynağı ve sonunda da bu dünyadan selamını vererek gider. Geldiği yeri unutan gideceği yeri asla bulamaz. Geldik, yaşadık, gidiyoruz. Ne güzel söylemiş Mevlana 'Hamdım, yandım, piştim.' Çoğu insanda bir hava bir ahkam, özün belli sen bellisin neyin havası neyin kafası. Geldiği yeri unutan bir gün unutulmaya mahkumdur. Bir lokma ekmeği çoluk çocuk kazanmaya çalışıp evine getirenler şimdi bir basamak yükseldi diye şu an ki yoksulu fakiri görmezden gelip hatta aşağılayarak bakıyor. Rızkı verende, alanda Allah'tır. Yüksekten uçan yere sert düşer. Geçmiş geleceğimizi inşa eder, unutmadan ama günümüze de taşımadan. Hayatın kendisinin anlam olduğunun farkına vardığımda, teker teker anlamsızlaşmaya