Hayat seçer sen yaşarsın...



Hep meşgulsen, hiç müsait olamazsın.
Hep zamanının olmadığını söylersen hiç zamanın olmaz. Hep yarın yapacağım dersen yarın hiç gelmez. (Herakleitos)

Hayatımda tek bir sayfayı bile koparıp atamazken bütün defteri ateşe atabileceğimi fark ettim. Hayat giden her şeyin yerini dolduruyor ve devam ediyor. Cesaretle başarı yarı yarıya, korkarak yaklaştığın şeylerden sonuç gelmiyor. Derin duygulara sahip olan insanların acıları da büyük olduğu için yalnızlığı seçiyorlar. Yalnızlık kendinle, duygularınla, düşüncelerinle baş başa kalmak ve kimsenin bunları kirletmesine izin vermemektir. Doğru bildiğini yap ama sonu ne olursa olsun ben yaptım diyerek ayakta dur ve bak yanında kim var, kim kalmış? İnsanları yücelten gerçek meziyet karakterli bir duruştur, rüzgar ne yöne eserse o tarafa dönmemektir. Varlığın ile evren de bir boşluğu doldurup, evrenin varoluşunda bir katkı da bulunuyorsun. Evrenin yaşamın boyunca sana ihtiyacı var. Çünkü evren için önemli olduğun için varsın. Önemin bittiği zaman da evrenin içinde eriyip kaybolacaksın. Kendini bu anlamda değerli kıl.

Hayatım iyi şeyler olmasını bekleyen kötü insanların dualarını izlerken onları anlamaya çalışmakla geçti. Sonunda anladım ki, daha ilkokulunu bitiremeden fakültesini yargılamaya kalkıyorlar. Bu yüzden belli bir süre sonra beklenti içinde olmuyorsun, artık ne hevesin ne de inancın kalıyor. Neyin beklentisinde olacaksın? Kimden ne bekleyeceksin? Karşındaki kişinin yeterlilik düzeyi var mı? Varsa ne kadar? İnsanlar yapamadıkları şeyleri çekemezler, işlerine gelmeyince kötü yönleri yüzeye çıkar. Ben sadece seyrediyorum ve hala şaşırabiliyorum.

Her oyunun kuralı olduğu gibi kuralsız da oyun olmaz. Hayat seçer sen o dersi yaşarsın. İstesen de yaşarsın, istemesen de yaşarsın. Tek adil olan bir gün herkesin, her şeyin ölecek olmasıdır. Örneğin; kelebekler dünyaya geldikten sonra sadece bir gün yaşamazlar. Aynı türden olanlar dört aya kadar yaşar ama zamanları kısa olduğu için türlerinin devamını sağlamakla meşgul olurlar.

Öleceğini bilerek yaşayan insan da hayata tutunmaya çalışır bunun adı da umuttur. Acılar gerektiği şekilde kullanılabilirse, yani onlardan ders alınabilirse ruhumuzu yukarılara taşıyabilecek kanatlara dönüşebilirler. Hayat bu, herkes acı çekebilir. Acının şiddetli oluşu değil sürekli oluşu yorucudur. Genel de acı çekmemiş olanlar acı çektirmeyi sever. Kendilerinin hiç acı çekmeyeceğini zanneden zalimler bir gün en büyük acıları yaşarlar.

Bir insan ne kadar çok şey öğrenirse o kadar da alçak gönüllü oluyor. İnsanlığın başına gelen bütün kötülükler insanların yanlış olan şeylerin doğruluğundan kesinlikle emin olmalarından geliyor. Acı, tatlı hikayelerimiz var. Kimilerinin derin ve acı, kimilerinin yüzeysel. Kimi dalar uzaklara, kimiyse çareyi en yakınında arar. Kendi içinde kararmış insanlar topluma karışarak aydınlık birisi moduyla hareket ederler, içinde ışığı olan istisnalar dışında. Kişi özgür ruhlu birey olduktan sonra zaten etrafını da aydınlatır.

HÜLYA ÇAKICI

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Süleyman Demirel'den bir fıkra ile günümüz :)

Ayağınızdaki 6 Güçlü Nokta

Hayat Kişiye Özeldir