29 Temmuz 2016 Cuma

Dünya bile ikiyüzlü; biri yeryüzü, biri gökyüzü


Ormanın birinde Aslanlar toplanmış. Yahu hesapta kralız açlıktan öleceğiz birader.
Maymuna saldırsak, ağaca kaçıyor. Fillere saldırsak fazla büyük. Ceylanlar hızlı, yetişemiyoruz. Kuşa dalsak, uçuyor. Eee balık yakalayacak halimiz de yok.
N'aapsak?
Bir tanesi, en iyisi, öküzlere saldıralım. İri yarı görünüyorlar ama ne pençeleri var, ne dişleri diş tam dişimize göre.
Olur mu? Olur. Hücum!
Ama evdeki hesap çarşıya uymamış. Öküz öyle yabana atılacak hayvan değilmiş meğer. Organize oluyorlar topluca savunma yapıyorlar, püskürtüyorlarmış.
Aslanlar aç bilaç.
N'aapsak, n'aapsak?
Tilkiye danışalım demişler. Tilki kolay demiş. Beni öküzlerin yaşadığı zengin otlakların prensi yapın işinizi halledeyim.
Kabul etmişler.
Tilki elinde beyaz bayrakla öküzlere gitmiş. Saygıdeğer öküzler demiş. Aslında aslanlar uysaldır, sizi de çok seviyorlar. Ama şu aranızdaki sarı öküz var ya, sarı öküz, işte sorun o. Görünce tahrik oluyorlar, canları çekiyor, verin şu sarı öküzü kurtulun kardeşim, huzur içinde yaşayın!
Öküz heyeti düşünmüş taşınmış. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığıyla
verivermişler sarı öküzü.
Aslanlar da afiyetle yemiş.
Bir gün, iki gün.. Tilki gene gelmiş.
Bakın gördüğünüz gibi, saldırılar kesildi, mutlu mutlu yaşıyorsunuz demiş ve eklemiş, ama şu var ya benekli öküz, benekli öküz, o burada olduğu sürece size rahat yüzü yok arkadaş, canları çekiyor, verin, kurtulun!
Öküz heyeti düşünmüş, otlağın selameti için. Teslim etmiş benekli öküzü.
Üç gün, dört gün...Tilki gene gelmiş.
Kuyruğu uzun olanı...
Burnu beyaz olanı...
Tombul olanı...
Tek tek alıp, gitmiş.
Otlak seyrelmiş. Semirmiş aslanlar.
Günlerden bir gün... Artık tilki gelmemiş. Gerek kalmamış çünkü. Doğrudan aslan gelmiş. Hanginizi istiyorsam, canım hanginizi çekiyorsa onu vereceksiniz, adamı hasta etmeyin demiş.
Otların arasında tir tir titreyen, tek tük kalmış öküzler, keşke sarı öküzü vermeseydik demiş ama iş işten geçmiş.
İşte Öküzlük böyle bir şeydir.

Alman şair ve tiyatro yazarı Bertolt Brecht bir şiirinde şöyle yazmış, Naziler önce komünistleri tutukladılar. Komünist değilim diye ses çıkarmadım. Sonra Yahudileri tutukladılar. Yahudi değilim dedim sesimi çıkarmadım. Sosyal demokratları tutukladılar. Savunmak bana mı kaldı dedim sesimi çıkarmadım. Sıra bana geldiğinde etrafta tutuklanmama ses çıkartacak kimse kalmamıştı.

Dünya bile ikiyüzlü; biri yeryüzü, biri gökyüzü. Önemli olan kendimiz için doğru olan değil gerçek olan nedir diyebilmek. Bazıları kendilerini asla suçlu görmezler karşısındaki bu duruma tepki gösterincede, niye olduğunu sorgulamaz ve tepki veren kişiyi suçlar. Hiç bir savaş temiz kazanılmaz acımasızdır, kazanmak için kaybetmemek gerekir. Küçük şeylerden derhal midemiz bulanıyor ama bizi asıl zehirleyen büyük şeyleri görmezden geliyoruz.

Okyanusun dibine düşse de dünya yine de bu kadar pislik arınmaz, bunun için Nuh tufanı gerekiyor. Kirli olan dünya değil insanların içleri çünkü, su ne yapsın? İnsanlar yok olmadıktan sonra temizlenecek gibi de durmuyor, kirleten bizleriz temizlenecek hali de kalmadı, kirlendikçe kirleniyor ve bunun için sadece dış temizlik yetmiyor kalp ve beyin temizliği de gerekiyor. Dışı temizlemek kolay önemli olan iç temizliğini yapabilmek. Ülkemizde herkes yolu ortalamış gidiyor. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyor. Empati kurmayı becerebilsek keşke, ne mutlu olurdu bizlere.

HÜLYA ÇAKICI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder