17 Ekim 2016 Pazartesi

BİR ENSEST 'SIGMUND FREUD'



Bil ki, önemli değildir kaç kez yenildiğin. Çünkü asıl önemli olan kaç yenilgiden sonra yeniden doğrulabildiğindir.(Sigmund Freud) Yahudi asıllı Avusturyalı bilim adamı Freud psikolojinin babasıdır. Hastalarını incelemek ve onları iyileştirmek için deneyler yapan, psikolojinin dehası. Eğitilememiş bir deha, cinsellikte aşırıya varan sapkınlıkları olan emzikte olan bir çocuğun annesine şehvet duyacağından bahseden hadsiz bir deha. Kafası cinselliğe çalışan, insanı sadece arzularından ibaret sanan bir deha. Cinselliğe ciddi anlamda takık bir adamdır Freud. Bu yüzden öğrencisi Jung bile kalmaz yanında ve ciddi ayrılıklar yaşarlar. Her türlü hastalığı anneyle olan bağa bağlıyor, kendisi ensest olduğu için normal. Ama bunun peşinden gidenler ve koca bir bilimi cinsellik olarak görenler de yok değil.

Rüya analizlerine ilk başlaması parasız kaldığı bir dönemde para karşılığı rüya yorumladığı dönemler de ortaya çıkar. Parayla insanların rüyasını yorumlarken büyük benzerlikler görür vs. Bu farkındalıktan sonra rüyaları yorumlar. Dinamik Psikoterapi, Rüya Analizleri, İnsanın gelişim süreçleri de yaptığı katkılardandır. FREUD NÖROFİZYOLOGDUR.
Araştırmalarına konversif felçlerle ilgilenirken başlar. Kendisi bilim adamı olmasına rağmen geliştirdiği psikanaliz bilim dışıdır. Bilimsel bir yöntem değildir ve test edilemez. Yani Bilimsel kanıtlanabilirlik, dolayısıyla fikirlerini kanıtlamak yada reddetmek zordur. Psikanalizin tedavi de işe yaradığına dair bilimsel kanıt yok. Yöntem bilim dışı olduğu için test edilemiyor. İlaçların plasebo kontrollü olarak yüzde otuz fayda sağladığı, depresyon gibi hastalıklarda da yıllarca süren psikanalizler sonucu nasıl işe yaradığını ancak test edebilirsin.

Bilim insanlarının yaptığı araştırmaya göre rüya gören beyin hafızayı koruyor. Yani RÜYA için beynin savunma mekanizması diyebiliriz. Beynin yeni görüntüleri saklamak, oluşturmak için eski görüntüleri arka plana atmasına neden olur. Ve özellikle rüya da korkutucu bir durum oluştuğunda beyin bu durum için daha çok alan harcar. Rüya için harcanan bu alan rüyadan çok etkilenmiş ise bu sefer de beyin bu rüyayı tramvai bir durum olarak algılar ve kalıcı olarak saklar. Beynimizde de aynı internette bir şey ararken kullandığımız arama motorları gibi yüksek olan şeyler ön sırada olur. Beynimiz de çok etkilendiği bir olayı diğer eski bilgilerden daha önde tutar. Beyin veriyi yani görüntüyü ön plan da tutarken bu tutma işlemi için fazladan efor harcar bu harcanan fazla efordan dolayı beyin yorulur. Yorulan beyin algı motorlarının düzgün çalışmamasına neden olur. Düzgün çalışmayan algı motorları olan bir beyin yanılma oranı yüksek olur. Üç çeşit rüyadan bahsediyorlar; 1. Günlük yaşanılan ön bellek de olan rüyalar (ADİ RÜYA). Genel de puslu yada bulutlu gri bir ortamda geçer, bu rüyalar günlük yaşadığımız olayları harmanlayıp senaryo halinde bize sunar. 2. LUCİD RÜYA, gerçeğe yakındır. Bu rüyalar da tanıdık birini rüyanız da görme ihtimaliniz çok yüksektir. Genel de uyku ile uyanıklık anında görülür. 3. ASTRAL SEYAHAT. Astral Seyahat rüya değildir ama uyku esnasında yaşandığı için rüya olarak adlandırılır. Astral Seyahat ruhun bedenden bilinçli yada bilinçsiz şekilde ayrılıp seyahat etmesidir. En basit örneği rüyanız da uçtuğunuzu gördüyseniz bu Astral Seyahattir.

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder