28 Mayıs 2016 Cumartesi

Ego! Ben merkezli düşünme


Başkalarının kalplerini incitmekten kaçın.
Çünkü başkasına verdiğin acının zehri er ya da geç sana geri döner.
(Kızılderili Atasözü)

Bir tarafın çıkarı - karşı tarafın kaybı = Menfaat. (Bence) Belki de illa bir tarafın kaybetmesine gerek yoktur. Bütün güçleri birleştirip bir çıkar sağlamak da menfaat değil midir? Sorunun kaynağı çıkar sağlamayı istemek değil. Diğerlerinden üstün olduğuna inanmak isteği.

İlişkilerimizdeki temel sorunlardan biri karşımızdaki ister ailemizden biri, ister sevgilimiz, dostumuz, arkadaşımız olsun birbirimizin düşünce, duygu ve davranışlarımızı yanlış anlamamız, yani tam anlamıyla birbirimizi tanımıyor olmamızdır.

Eksik ve kompleksli insanlar kendilerini övmeye ve övünmeye ihtiyaç duyarlar. Çalıştığım bir yerde sürekli kitap tavsiye eden birisi vardı. Gelene geçene ezberlemiş arka yüzü tavsiye ediyor veriyor ve geri istiyor. Ben çok akıllıyım havası. Elinde benim başka bir isim altında yazdığım gelişim üzerine bir kitap mevcut. Artık iyice tanıyorum ve inanılmaz yetersiz ve gereksiz bir insan. Rahat 20 kişiye verdi kitabı, onlar da güya okudular. Çok bilmiş bana da tavsiye etti. Peki sen ne anladın ve ne kadarını hayatında uyguladın dedim. Arka kapak değil içinden örnek ver. Okumamış sadece bakmış, okuyamaz bazı insanlar neyse odur odun odundur. Çıra çıradır o kadar. Hayatımda gördüğüm ego tavan yapan insanlara bir örnek. Bilmeyen, anlamayan, gelişmeye kapalı insanların egoları yüksektir değişmez bir kuraldır bu. Kibir, EGO'nun dışa vurmuş halidir. Kendisinde var olan değersizlik duygusunu karşısındakinde varmış gibi göstermeye çalışırlar. Kendisini geliştirememiş insanlar eksikliğini duyduğu her şeye ego yapar. Bencil insan kendi esaretine zincirlenmiş bir köledir.
Ego, materyalizm ve bencilliği yüzünden kendisi dışındakileri düşünmez. Dar görüşlülük etrafına ulaşmayı engeller.
İnsanlara tepeden bakmak davranış şekilleri olmuştur. Ancak bu durum engeller doğuracak hale gelmeden önce kişinin kendiyle baş başa kalıp durum değerlendirmesi yapması gerekir. Kendisinden başka kimseyi düşünmemek hayatın düzenini geri dönülmez bir biçim de bozabilir.

Bu kategorideki insanlar kötü amaçlar için planlar gerçekleştirip korkaklık ve irade zayıflığı gösterirler. Sorunlarını kendi kendilerine yaratırlar. Etrafındaki insanlarla gereksiz bir rekabete girmeye çalışırlar. Oysa önlerin de bir sürü yeni olanak vardır. Sadece takıntılı şekil de birisine / bir şeye odaklandıkları için diğer olasılıkları göremezler. Kafayı kaldırıp çevrelerine baksalar ve sorunları her neyse beyinlerini kullanarak halletmeleri mümkündür, üstelik komplike kurgulara ihtiyaç duymadan gayet dürüst ve ilkeli bir denge ile sorunları barışçıl bir şekil de çözmek mümkündür. Gerçeklerden kaçmayı ve kendilerini hayal dünyasına kapatmayı tercih ederler. Olayları çok yüzeysel algılarlar. Bu durum da çözüme ulaşmayı engeller. Derinlemesine düşünmeyi öğrenmek / öğrenmeleri gerekiyor.

Kendisini iyi yönde geliştirip ufkunu genişletmek, yeniliklere açık olup evrim yapmak insan hayatında oldukça önemli.
Hayatta daima gerçekleri savun. Takdir eden olmasa da vicdanına hesap vermekten kurtulursun.
Sevgiden yoksun büyüyen insanlara ne yapsanız da mutlu edemezsiniz. İnsanın iç dünyasında tanımlayıp, değer verdiği anlam ve bu anlama göre aldığı saf niyetler çerçevesindeki kararlar o insanın gerçekliğini oluşturabilir. Tabii isterse. Sevgi ve saygı ile her şey düzelir. Yeter ki insan çaba göstermeyi bilsin.

Yapamadıkları şeyleri başkalarının yaptığını görünce lekelemekten çekinmeyen beyin fukaraları vardır. Böyle insanlar umarım hayata baktıkları pencereden düşerler.

Boş insan tiplemesi; oto kontrolü olmayan, sınırları aşan, samimiyeti mubah kılan seviyesiz kişilerle mesafe belirlemek karşısında olan tarafa düşer. Deliler tedavi edilebilir ama salaklarla uğraşmayın. Keşke beyni olmayanın dili de olmasa. Olmayan bir şeyi aramanın anlamı yok. Herkes kendi menfaati için uğraşıyor.

İnsanoğlu kalbini temiz tutacak öfke kin duymayacak, yalan söylemeyecek, din, ırk gözetmeksizin herkesi sevecek. Bu dünya da misafiriz, misafir gittiği yerde adabı ve sükuneti ile oturur. Ve hepimiz bir gün geldiğimiz yere geri döneceğiz, veremeyeceğimiz cevaplar olmasın, dilimize ve gönlümüze hakim olalım.
İyilikten şaşmamalıdır insan. Çünkü Allahın iyi insanlar için hep güzel bir planı vardır.

HÜLYA ÇAKICI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder