7 Mayıs 2016 Cumartesi

Hızlı bir nehir gibi akıp geçer ömür!


Her şeyin sonu olduğu gibi Dünya'nın da bir sonu vardır değil mi? Dünya yaşlanıyor ve bir düzenden düzensizliğe doğru gidiyor. İnsanlık kendi elleri ile sonunu hazırlıyor ve bunun farkında olmamıza rağmen engel olamıyoruz. Ve buna kader diyoruz. Buna dünyanın düzeni diyoruz. Ama bazılarımız kaderimize teslim olmuyoruz. Kaybedeceğimizi bile bile mücadelemize devam ediyoruz. Elimizden geldiği kadar insanlık için, çevre için, dünya için mücadele ediyoruz.

Doğduğumuz yer, ülke, din vs. olması gereken hayat prosedürleri. Gerisini iyi ya da kötü tamamlamaksa kişinin kendi seçimleridir ve tamamen kendine aittir. Arzu ettiğin hayatı düşlerken yaşadığın hayatı elinden kaçırıyorsun. Umudu seçersen istediğin her şeyin yarısı zaten senin olmuş demektir. Zamanı geri almak imkansızdır ve düşünüldüğünden çok daha hızlı akıp gider.
An bu andır. Anı yaşa. Dünü ez geç. Yarını düşünme. Elde iken kaçırma fırsatı. Gençlikte bulursun tadı lezzeti. Geçince ah vah deme gönül. Ne çok fırsatın, hayalin, insanın, yaşamın, hayatımızın anlamı olacak şeyin yanından geçip gittik kimbilir. Ben bayağı tecrübeliyim bu konuda :( İnsan kendine olan güveni kadar genç, şüphesi kadar yaşlıdır. Cesareti kadar genç, korkuları kadar yaşlıdır. Ümitleri kadar genç, ümitsizliği kadar yaşlıdır.
Ömrün sana güzel dostlar kazandırmışsa.
Gözlerini gülerek açabiliyorsan.
Geride kalacaklara seni sevgiyle anımsayabilecekleri bir fotoğraf bile bırakıyorsan.
Doya doya gülüyorsan.
Doyasıya yaşayabiliyorsan.
Vicdanın rahatsa.
Vücudun, yüzün zamana yenilse de önemli değil.
Yaşlanmak, yaşamak o zaman bizim için.

Hiç kimse fazla yaşamış olmakla yaşlanmaz. İnsanları yaşlandıran istediklerini gerçekleştirememektir. Yıllar cildimizi kırıştırabilir ama heyecanların kayboluşudur ruhu kırıştıran. İnsanlar yaşadıkça yaşlandıklarını sanırlar, halbuki yaşamadıkça yaşlanırlar ve yaşlı olmaya karar verdikleri gün yaşlıdırlar. Güzellikleri görebilen yaşlanmaz. Koşmak gibidir. Hızlandıkça yorgunluğunuz artar, nefesiniz daralır ama iyi hissedersiniz.
Yarın geriye baktığında keşke dememek için göz yaşlarınız hüznün değil, sevincin mutluluğun ifadesi olsun. Gülmek hayat iksiriniz olsun. Bir kanundur yaşlanmak. Onun için günlerimizi ve zamanımızı en güzel şekilde değerlendirmek gerek. Misyonu elden bırakmayacağız. Ancak ses veren kalabalık içinde sesimiz bir değer bulur. Hür yaşayıp hür geçin dünyadan. Kimsenin esiri olmadan.

Ben hayatı inandığım gibi yorumluyorum. Bu nedenle her şeyi olağan süreci içinde yaşamaya çalışıyorum. Örneğin yaşlanmayı tecrübelerin birikimi olarak görüyorum. Bazı durumlarda kendimi yeni nesile göre daha şanslı sayıyorum. Daha doğal yaşadık, daha az kirlendik. Teknolojiyi geç tanımanın avantajlarını da yaşadık. Her yaşın kendi güzelliği olduğunu düşünüyorum. Hayatta bazı şeyler oluruna bırakılmalı ancak kontrol elden bırakılmamalıdır. Yani kaderci olunmamalı. Hayatın kontrolü sende olmalı. Ancak o zaman yaşadığın hayat sana ait olur. Koşturuyoruz neye? kime? Arkasından da fark etmedim zamanın ve yılların nasıl geçtiğini der geçeriz.

Yeni oluşumlara hazır olabilmek için beyne format atmak gerekir. Gelen yeniler çelişki ve şüphedeysen boş yere harcanmış olur çünkü. Geçmişin üzerinde durdukça gelecekten çalıyoruz. Hayat başlar ve biter. Nasıl başlayıp nerede sona erdiği değil, ikisi arasına neler sığdırabildiğimizdir önemli olan.

HÜLYA ÇAKICI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder