1 Ocak 2017 Pazar

Picasso ve Mavi Rengi


Toplumların tarihlerinde algılama ve algı değişimleri incelendiğinde, Homeros'un İlyada ve Odiseai destanlarının hiçbir yerinde MAVİ rengi yer almıyor, deniz ve gökyüzü hiçbir zaman MAVİ değilmiş. Arkaik dünyada MAVİ rengi yok ve böyle bir renge isim verilmemiş. İsmi olmayan şeyin cismi de olamayacağına göre, Arkaik Helen algılamasında MAVİ diye bir renk yok. Örneğin İlyada ve Odiseia'da açık deniz şarap renginde veya menekşe renginde. Dalgalar kızıl veya siyah. Kıyılar beyaz köpüklü veya gri. Yani her algı gibi renk algısının da tarihi var. İlk mavilik Arkaik Dönemin sonunda bir şiir de, "derin ve karanlık bir mavi" olarak ortaya konuyor.

İnsan gözlerinin görüşünün iyileşmesi, daha fazla detay fark edebilmesiyle ilgili olabilir mi? Deniz suyu renksizdir. Dalgaların halinden ve gökyüzünden rengini alır, denize mavi deyip çıkmak hatalı. Siyahtan, beyaza kadar gider rengi, gri olur, kırmızı da olabilir yani Mitolojiyi yazan yazarlar doğru ifade etmişler. Mavi renk, Antikçağ halkları için pek önemli değildir. Romalılar için nahoş ve değersizleştiricidir, çünkü barbarların rengidir. Oysa mavi bugün Avrupalıların en sevdiği renktir. Yüzyıllar boyunca değerler tamamen altüst olmuştur.

Geçmişte Mavi renk tutturalamadığı için, boya formüllerinde kalıcı olmadığı hemen solup başka renge dönüştüğü için Osmanlıya kadar mavi yokmuş. Osmanlı'da tutturulan mavi renk Turqoise diye anılmaya başlanmış. Mavi renk pigmentleri içeren doğal madde az olduğu için altından bile pahalı olduğu dönemler olmuş. Bu nadide renkli boya sadece çok önemli sahışları resmederken kullanılırmış ve satın alanların zenginliğini gösterirmiş. Mavi hiç bir gıda maddesi yoktur, mavi rengin olduğu bir şey zehirlidir. Yine mavi çiçek çok azdır.

Picasso'nun bir dönemi sadece mavi olmuş. Picasso, mavi döneminde çocukluk yıllarından beri en sevdiği renk olan gökyüzünün ve denizin temsili, huzur verici maviyi ölümü, yaşlılığı, fakirliği en gerçek haliyle ifade edebilmek için kullandı. Azrail ile yapılan ilk karşılaşmayı kazanarak hayata tutunduğunu düşünmüştük ama ard arda gelen iki büyük kayıp belki ilk karşılaşmayı galibiyetten öte mağlubiyete dönüştürmüştü. Yaşamın tüm acısını ve acımasızlığını tuvale kendine özgü tarzıyla döktü. Yeri geldi tuval yetmedi ve ilk heykellerini yapmasına sebep oldu bu iç daraltıcı ruh hali. Yaşanan bu dibe vuruş kaderin bir cilvesi olarak sanat camiasında yükselmesine neden oluyordu. Yaşadığı çağın en büyük sanatçılarından biri olan Rodin'in eserlerini görmesi, Picasso'nun yaşamına ve içinde bulunduğu duruma yeni bir boyut kazandırdı. 1904 yılında Paris'e yerleşmesiyle beraber bu acı dolu dönem yerini başka bir dönemine bıraktı.

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder