6 Ocak 2017 Cuma

Ülkecek hala direniyoruz!


Bir şeyi ortaya çıkaran veya yapan ve bir şeyler için savaşan küçük seçilmiş bir grup. Bir şeyin yapılmasını seyreden ve sadece konuşup yerinde sayan büyükçe başka bir grup. Ve neyin olup bittiğini bilmeden yaşayan muazzam bir kalabalık. Ülkecek delirmek üzereyiz ama yine de hala direniyoruz kalan bir parça aklımızla. Fırtına, özgürlük, mutluluk bunu hazmedemeyenlere kükreyiş bu. Artık çok kişi öğrenmeye başladı, her şeyin koltuktan göründüğü gibi olmadığını.

Ülkemizde siyaset ile İslamı ayırt edemiyoruz. Açık kapalı ayrımı olmadan, toplumsal baskı olmadan vs. yaşamayı öğrenemedik, öğrenemeyeceğiz. Kurân'ı Kerim'de zulumden kaçının, mazlumun ahına girmeyin deniyor. Atatürk'ün sayesinde Türk Alfesini öğreniyoruz, okuyabilme şansı yakalıyoruz. Bizlere miras bıraktığı haklardan yararlanırken bile nankörleşiyoruz. Devletin dini olmaz din toplum içindir. Müslüman gibi yaşamak kişinin kendi seçimidir halka zorla empoze edilmez. Hz. Muhammad (S.A.V) kızına bana güvenme diyor, baba oğuldan sorumlu değil. Din Allahındır. Burası Türk yurdudur, Türk'ün yurdudur ve böyle düşünceye sahip insanlar tarafından yönetilmektir asıl olan. Ama halkın çoğunluğu bu düşüncede olmadığı sürece yöneticiler de bu düşüncede olmazlar.

Ülkenin neresinden tutsan elinde kalıyor. Terör mü dersin, zihniyet bozukluğu mu, ahlaksızlık mı, hırsızlık mı, yolsuzluk mu, kolay yoldan para kazanmak mı, adam öldürmek mi, tehdit etmek mi, makamı kötüye kullanmak mı, bir şeylerden çıkar sağlamak mı, zihniyeti bozmak mı, vatanı satmak mı ve aklınıza gelebilecek en kötü şeyler mi, şerler mi? Atom bombası atılmış gibiyiz. İddia bayilerini açıp kumar oynatanların, kapısından içeri gireken "Selamünaleyküm" diyenlerin, çıkarken de şeytanınız bol olsun diyenlerin, oradan kahveye gidip din siyaseti yapanları savunanların ülkesinde din iman olmaz. Dinin imanın manasını arayanlar tasavvufa yönelsin, Hz. Mevlana'yı araştırıp anlasın, gerçekten anlayana kadar Kuran-ı Kerim'i oturup yüzlerce, binlerce kez okusun. Sonra zaten kendisi anlayacaktır din ile dincilik arasındaki farkı.

Laik, seküler ülkelerde tatlı tatlı Müslümancılık oynamak, şeriat çığırtkanlığı yapmak kolay. Bir de içlerine girip tatsınlar şeriatı. Müslümanlara dini vecibelerini yerine getirmenin zorunlu, İslam hakkında olumsuz bir görüş bildirmenin yasak olduğu, hırsızlıkla suçlananların elinin kesildiği, eşini aldatmakla suçlanan kişilerin taşlanarak linç edildiği ülkelerde yaşasınlar. Üstelik kutsal mekanların merkezi orada. Peygamberinizin ve yoldaşlarının mezarı orada. Ama bunun yerine dinleri, kültürleri, yasaları İslamınkinden çok farklı olan Avrupa ülkelerine gitmeyi tercih ederler. Başkalarına da şeriatı tavsiye ederler.

Osmanlı dönemine kadar Türkler sadece bir kaç boy hariç Müslüman değildi. İnandıkları Gök Tanrısı yani Gök Tengri idi. Tek Tanrıya inanan ilk toplumlardan biridir. Cengizhan Moğol lideri Türk olduğu ile ilgili ibareler var ama hiçbiri Müslüman değil. Eğer Arap gibi giyinmek, konuşmak, davranmak sevapsa üç peygamberin de hangi topraklar da öldürüldüğüne dikkat etmek gerekir. Aralara üç kutsal din indirildi. Şimdi 'Araplar puta taparken, Türk'ler göklere bakıyordu', sözünü düşünün. Ve bizler 'Ben Arabım ama Araplar benden değil diyen bir peygamberin ümmetiyiz, bunu da düşünün.

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder