16 Nisan 2017 Pazar

Akıl değer görmediği yerden göç eder...


Dünyayı yönetebilmek için algı yönetimini çok iyi bilmek, uygulamak ve aynı zamanda tarafınıza etkilerini azaltmak birinci derecede önemli diyebiliriz. Bugün hiçbir şey göründüğü gibi değil, olayların içeriğini iyi analiz etmemiz gerekiyor. O kadar çok teori dolaşıyor ki, aklın yerini hurafeler alınca böyle oluyor.

Dünyanın bu hale gelmesinin en büyük nedeni; insan olmayı becerememekten kaynaklı, sanıldığından çok daha ilkel olması insanın. Ne zaman popülasyonu artsa kendini imha eden bir döngü de takılıp kalmış ve gelişmeyi reddetmeye programlanmış bir doğasının olması ve bunun bile farkına varamayacak kadar sorgulamaktan, doğduklarından beri önlerine koyulan kalıpların dışında düşünmekten aciz olması.

İnsanları türlü kategorilere ayırıp sonra bu kategorilerin savaşmasını sağlayan zihniyetten, renginin siyah, beyaz, sarı vs. olmasının kendi elinde olmadığını anlayamayan insanlar.

Ülkemiz de insanlar ile anlaşamadığın bir konuda tartışmaya gerek yok. Siyaset, iş v.s bir çok konuda genel olarak insanlar kendi diklerine gidiyorlar. Öz eleştiri, kendini geliştirme gibi istekleri yok, tamamen gözlem ile taklit anlayışı var, şekilcilik var. Argüman yok, argüman bazlı tartışma yok, her kesim kendi fikrini dikta etmek istiyor. Çok zeki bir insanın ilk öğrenmesi gereken zekasının ışığını azaltmaktır. Çünkü tam parlarsa cahiller anlamaz, okumuşlar kıskanır sonuç dışlanırsın. Öyle bir ortamda yaşıyoruz ki zekanın kırıntısını gören üstüne çullanıyor, çalışan beyinlere tahammülleri yok yani aptal görünmeyi becerebiliyorsan yeterince zekisin günümüzde. Lüzumsuz işlere kafa yorup, lüzumlu olanlarına da yormayan insanlarız. Kendisini göremeyen milletler her zaman korkmaya ve sinmeye mahkumdur.

İnsan aklıyla ve yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir, gerçeğin mayası gözle görülmez. İnsan kalitesini ölçecek standartta insan yetiştiremiyoruz. Belki de sistem artık liyakat uzerine işlemediği için insanlar da kendilerini yetiştirmek için çaba sarfetmemeye başladı, bunun farkında olanlar da zaten sistemin dışındalar. Kendimizle ilgili bir çok konuda biz değil başkaları karar veriyor. Ne konumda olursanız olun başka karar mekanizmalarının hedefi olmaktan kurtulamıyorsun.

Gelişmemiş toplumlarda geleceği değil günü kurtarmak geçerli. Dünyayı bir virüs gibi yok ederek yaşıyor, kendimize alan yaratıyoruz. Bilinç, zeka, akıl tüm ihtimalleri önümüze yığıyor ve ihtimallerde yok oluyoruz.

HÜLYA ÇAKICI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder