5 Nisan 2017 Çarşamba

Yaşa gitsin hayatı kimseye kalmadı yönetmek!


İnsanlar dünyayı bir çıkar platformuna çevirdiler. Günübirlik amaçları kazanım olarak algılayıp savaşıyorlar. Menfaatleri icabı kör olup, görmek istemiyorlar.

Dünyada eşitlik ve adalet yok, sadece güçlü olanların hukuku geçerli. Güçlü olanlar kendi ideolojilerine yakın kuralları koyarlar, bu kurallarda topluluklara uyar, uymayanlar da baskıyla sindirilir, bu geçmişte de böyledir, bugün de  böyledir. Denizin içinde balığız ama haberimiz yok denizin varlığından. İnsanı en çok sevdikleri ve inandıkları ile kandırırlar. Kandırmak ve aldatmak isteyen hep Allah der. Farklı düşünemeyen ve bir şeyleri sorgulamayan hep başkalarının peşinden gitmeye muhtaç kalacaktır. Kendisini değerli bulan emeğini de değerli bulur, emeğiyle edindiklerini de. İnsan insan olduğunu unutmadıkça doğru yolu da bulur. Aklın yolu birdir. Ülkesinin çıkarlarını düşünen kendi geleceğini de düşünmüş olur.

Etrafımızda yaşanan olayların, durumların süreç ve şahıslara takılmadan sonuçlarını objektif değerlendirmek bir çok şeyi yaşamadan öğreten kısa, risksiz hatta eğlenceli olabilir. Benliği yaşayabilmek, kendinden emin olabilmek ve bu dünya üzerindeki yaşama, varolma nedenini bilebilmek için kendini gerçekten tanıma ve tanımlama sürecini aşmalı insan. Varolan sistem üzerinde bunu engelleyen ve etkileyen öyle çok etken var ki, zaten bu sonuca ulaşan birisinin ne anlaşılmamak, ne de yanlış anlaşılmak gibi bir kaygısı da kalmaz.

Döndürülünmek istenen bir ülkeyiz. Peki neden? Çünkü emperyalistlere karşı Kurtuluş Savaşı veren, laik hukuk devleti kuran ve çoğunluğu müslüman olan tek ülkeyiz. Politikacılar halk tarafından seçildiği zaman ülke anayasasında varolan kurumları yada muhalafet partilerini yok sayarak istediği gibi hareket etmek isterler bu tüm dünyada böyledir.

Anayasa tartışması olmasaydı, gündem ne olurdu bugün? 15 yıllık bir hükumet var ve önümüze getirdikleri Yeni Türkiye'nin durumu da ortada. Herkes birbirine düşman. Ülke olarak biz mi şimdiki durumumuzu istedik, yoksa menfi duygulara kapılan insanlar mı? Görmek için bakmaya gerek yok, görmemek için kör olmakta gerekmiyor. Bunun için biraz akıl, biraz vicdan, biraz da iman yeterli. Niye bu kadar safız diyeceğim ama bu da saflık değil çıkarcılık. Bir koyup on alma derdinde olanların gözleri öyle bir kararıyor ki hiçbir şey görmüyorlar.

HÜLYA ÇAKICI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder