17 Aralık 2016 Cumartesi

Beynin Sahibini Bulmadan Çözemeyiz...


Her gül yaşamla buluşunca kokusunda bütünleşir. Bazı Güller ise bereketsiz topraklar da kirli sularla gelişirse güneşten çok karanlık köşelere terk edilirse dikenlerinden ibaret olmaya mahkum olurlar. Sonrasında Güneşin altında hak edilmemiş yerdeymiş gibi düşünülür. Kimse kötülüğe hizmet için dünyaya gözlerini açmaz ruhunu kirleten etmenler olur. Bakışını nereye çevirirse görüşü o olur, nasıl düşünürse karşılığında onu görür. İçleri kin, öfke, nefret, dışları tebesüm, sevgi, dostluk kokan insanların arasında yaşıyorsak kimseden de beklentiniz olmaz.

Ve hiç birimiz daha olgunlaşamadık. İlla ki şaşırıyoruz / şaşırtıyorlar. Beklentilerden kurtulup anda yaşamayı öğrendikten sonra hayat çok daha rahat. Yaşananları sadece deneyim olarak görmeye başlayınca olumlu olumsuz, iyi kötü demeden kabulleniyor insan ve mutsuz olmak için neden kalmıyor. Hiç bir mutluluk sürekli değil, sürekli olan değişim ve ona ayak uydurabilmek. En büyük mutluluk mutsuzluğun kaynağını yok etmek. Hiç bir başarının ve başarısızlığın ardından mutlu veya mutsuz olmamak gerek. Çünkü her şey gibi onlarda kalıcı değil ne kazandıklarımız, ne kaybettiklerimiz. Düşünüldüğü zaman kendimizi taşıyoruz ama hep başkaları bizim için var ve kendimizi keşfetmeye zaman yok.

Albert Camus, para mutluluğu getirir demiş. Yani paran varsa sana ait zamanın da var ve dolayısıyla mutluluğa giden yolda paranın sadece bir geçiş noktası olduğunu vurgular. Kendimize zaman ayırdıkça mutlu olabiliriz yoksa sadece başkasına ait bir zamanın kölesi olarak mutsuzluğun temellerinden birini atarız. Sistem döngüsü toplumun aptallığa yatkın olması, boyunduruk altında düşünmeye, kendini anlamaya zaman bulamamasından ama bu durum bir çoğu için geçerli, herkes için değil. Çünkü zamanı bol olanlardaki aptallık kronik bir özellik, gelişme ve tedavisi de yok.

En zor okuldayız hangi sınıfta olduğunu, bir sonraki sınavın ne zaman olduğunu bilmeden yaşamak zorundayız. Kopya da çekemeyiz, çünkü herkesin kağıdındaki soru ve cevapları farklı. Şairin dediği gibi; Bir kardelen inadıdır bazen yaşamak, bahar yok diyenlere inat hayata asılmak. Yolumuzun ve prensiplerimizin doğruluğundan şüphemiz yok. O halde başımız dik yola devam. Hayaller emek vermekle gerçek olur. Çalışarak, emek vererek hayallerimi gerçek yapabiliriz. İnsanların mutlulukları ve mutsuzlukları kaderin olduğu kadar karakterlerinin de eseridir. İnsanın hayatında her zaman bir dönüm noktası vardır. Sonuçta iyi olursa tebrik, kötü olursa keşke olur.

HÜLYA ÇAKICI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder