21 Aralık 2016 Çarşamba

Halil İbrahim bereketi


Vaktiyle Birbirini Çok Seven İki Kardeş Varmış.

Büyüğü Halil.
Küçüğü ise İbrahim...
Halil, evli çocuklu.
İbrahim ise bekarmış...
Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin.
Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederlermiş.
Bununla geçinip giderlermiş.
Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı.
İkiye ayırmışlar.
İş kalmış taşımaya.
Halil, bir teklif yapmış;
İbrahim kardeşim, ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle.
Peki abi, demiş İbrahim.
Ve Halil gitmiş çuval getirmeye.
O gidince düşünmüş İbrahim:
Abim evli, çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine.
Böyle demiş ve kendi payından bir miktar atmış onunkine.
Az sonra Halil çıkagelmiş.
Haydi İbrahim demiş, önce sen doldur da taşı ambara.
Peki abi.
İbrahim, kendi yığınından bir çuval doldurup düşmüş yola.
O gidince Halil düşünür bu defa der ki:
Çok şükür ben evliyim, kurulu bir düzenim de var.
Ama kardeşim bekar.
O daha çalışıp para biriktirecek. Ev kurup evlenecek.
Böyle düşünerek kendi payından atar onunkine birkaç kürek.
Velhasıl,
Biri gittiğinde öbürü, kendi payından atar onunkine.
Bu böyle sürüp gider.
Ama birbirlerinden habersizdirler.
Nihayet akşam olur, karanlık basar.
Görürler ki, bitmiyor buğdaylar.
Hatta azalmıyor bile.
Hak teala bu hali çok beğenir.
Buğdaylarına bir bereket verir, bir bereket verir ki, günlerce taşır iki kardeş, bitiremezler.
Şaşarlar bu işe.
Aksine çoğalır buğdayları.
Dolar taşar ambarları.

Bugün "BEREKET" denilince, bu kardeşler akla gelir.
Bu bereketin adı: HALİL İBRAHİM BEREKETİDİR.

Çok güzel bir hikayedir. İyi niyetin her daim kazandığı. Allah herkese Halil İbrahim bereketi versin...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder