4 Aralık 2016 Pazar

Parası olan düdüğü çalar...


EĞER ÇIKARLAR SÖZ KONUSU OLURSA  SAVAŞ BARIŞI ALT EDİYOR. Asıl sorun burada. Yağmalayanla yağmalanan zihniyet bir. Bu yüzden sorunlar hiç bitmeyecek, etrafımızda binlerce şikayet eden ama küçük çapta da olsa şikayetinin aynısını yapan insanlar var. Bazı şeyleri sadece kendi çıkarımız söz konusu olduğunda hatırlıyoruz. Halbuki en az karşısındakine verdiği zarar kadar kendisininde zarar gördüğünü bir anlayabilsek. Yine de ilginçtir çatlayan yok, sadece hacimleri artıyor, şimdilik. 

İnsanoğlu tüm çağlar boyunca adaleti, paylaşmayı, şefkati, kardeşliği bir türlü gerçek hayata geçiremeyen bir üretim. Dünyadaki mutsuzluklar zenginlerin gözünün doymamasından oluşuyor her şey gibi az da olsa istisnalar olabilir. Genellikle gözü tok olanlar elindekinin kıymetini bilip başka insanları da düşünen kişilerdir. Bencillerin gözü bir türlü doymadığından başkalarının elindekini de almak istiyor, en son örnek Suriye ile yeniden başlayan Ortadoğu olayları. Sadece kazanmanın öğretildiği bir dünyada tek önem verdikleri daha çok kazanmak. Dünyayı ver, bu kadarcık mı derler. İnsanlar insanlıktan çıkmışlar artık sanki bütün hayat din ve para olmuş. Halbuki anlaması gereken anın ihtiyacına karşı isteklerinin gerçekleşmesidir bütün mesele budur, gerisi arzuların açlığıdır. Hep kefenin cebi olduğu düşünülür ama doğumun bir avuç su, ölüm bir avuç topraktan ibaret olduğunu düşünebilseydik her şey daha farklı olabilirdi. Oysa ki ne kadar berrak ve temiz doğuyoruz.

Parası olanın bir eli yağda, bir eli balda, ne komşusunu düşünen var, ne çevresini düşünen, parası olmayan ölsün diye düşünen, İslamı kullanıp din satanların eline, vicdanına kalmış. İnsan kendisine iyi bakamadığından hastalanır. İyi ısınamadığından, sağlığı için gerekli besinleri, vitaminleri, mineralleri vücuduna sunamadığı için yada yaşamını idame ettirebilmek, evine ekmek götürebilmek için uygunsuz, sağlıksız koşullarda ve ortamlarda çalıştığı için ve daha bir çok sebepten. Bu sebeplerin hepsi para, para yoksa sağlık da yok. Hasta olsan şifayı, dermanı bile parayla satın alıyorsun. 

Aklı var ama akıl Ebu Leheb (Abduluzza bin Abdulmuttalip. İslam dininin peygamberi Muhammed'in on iki amcasından biridir. Yaşamında İslam'a ve Muhammed'e çok şiddetli muhalif bir tavır almıştır.) aklı idrak edemiyor, şeytani işleri iyi biliyor, rahmanı işlere gelince idrak yok. Ortalama ömür 80 yıl desek mezarı görünce 79 yaşında helalleşmeye gelirler. O zaman firavun gibiydin şimdi mi beni güçlü görüyorsun. Kendin garibin hakkını ye, zevki sefanı yaşa, mezarı görünce helalleş. Hak sadece para değil, nice haklar var ki çok ince bir çizgi de dikkat etmek gerekir. Hayvanın da, bitkinin de, insan üzerinde hakkı vardır. Nasıl hesap verecekler hakkımızı yiyenler Rabbime. Allah kalplerine göre versin, benim hakkım bana kötülük yapan hiç kimseye helal değil. 

Sorsanız iyi bilirler hakkı hukuku. Kimi inandıracaklarsa duyulan / görülen köy kılavuz istemez. Hakkımızı yedikleri yetmezmiş gibi birde seni borçlu çıkarırlar üste çıkmak için, karşılarındaki ezik, akılsız, konuşmasını bilmeyen, hakkını savunamayan, tamam, emredersiniz, havasında olunca insan hakkını yiyen de çok olur haliyle. Gerçi ne yapsın garibanları hep susturmuşlar. Küçüklükten itibaren sen küçüksün sen sus, ileride (kendisini yetiştiremeyenler için) sen anlamazsın diye diye böyle kişiler hep içine atmış Allah'a havale etmiş. Parası olanlar fakire ancak tevekkül öğretirler yardım etmezler.

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder