2 Aralık 2016 Cuma

Zamanla yarışırken kendine geç kalmak...


Bundan yirmi yıl sonra yapmadığınız şeylerden dolayı, yaptıklarınızdan daha fazla pişman olacaksınız. Demir alın ve güvenli limanlardan çıkın aɾtık. Rüzgarları arkanıza alın, araştırın, hayal edin ve keşfedin... (Mark Twain)

Hayatta ne yapmak istiyorsan anında yapman gerek, ertelemek kendinden vazgeçmektir, son pişmanlık çare değildir, çünkü yarının sahibi var. Yıllar yılı insan kendisiyle birlikte yaşar, sonra bir gün bakar ki, kendisine rastlayamamış. Ne içinden geleni söyleyebilmiş, ne dilediğini yapabilmiş, ne istediğini sevebilmiş, ne gönlünce yaşayabilmiş. Her şeye, her şeye zaman ayırmış ama kendine zamanı olmamış. İşleri bir türlü bitmediği için sonunda kendini unutmuş. Yapıp ettiklerinle yaşama defterini yaprak yaprak doldurmaktasın. Öyle bir defter ki bu, sil baştan yok, sayfa kopmaz, silgi silmez. Olsa olsa sona varmadan sayfayı çevirebilirsin. Durmadan yazmak, iyi kötü yazmak, çalışıp çabalamak, yapıp etmek gerek artık kendim için dersin sonra.

Mutluluktu giden, sevinçlerdi, neşelerdi hep bir adım ileride, hayallerimizdi daima önde olan. Yetişmeye çalışıp kovaladığımız, fakat ulaşamadığımız özlemlerdi hızla akıp giden. Yorulduk, yavaşladık ve durduk. Algıladık, anladık ve kabullendik hayata bir sıfır yenik başladığımızı. Ve algı arttıkça zamanın değerini somutlaştırmak mümkün oldu. Çoğu insanın depresyona girme sebebi zamanla yarışmak. Her şeye yetişeceğim derken kendini unutmak. 

Gerçek zenginlik özgür bir ruh, gerçek zengin ise ruhunu özgür kılmış insandır. Çünkü hayatın nimetlerini çok daha fazla almaya başlar o insan, küçücük şeyler bile onu mutlu eder, en önemlisi de iç huzur kazanır, değerleri de layığıyla ortaya çıkar. Önemli olan dışardan içeriye doğru girenler değil, içerden dışarıya doğru çıkanlardır. Yani bizi aslında mutlu yapan, dışarıdan ruhumuza giren veriler, etkiler, duygular değil, ruhumuzdan dışarı yansıyan yaşam enerjisidir. Bu enerji fazla olunca bütün algımız baştan aşağı değişir, böylece dışarıdaki duyguları ve güzellikleri de algılamaya başlarız. İçteki duygular ölmemişse yalnızlık bile çok koymaz o zaman insana. Ama en ideali hem içteki duygular, hem de dışta sizin ruhunuza dokunabilecek insanlar. Bir türkü gelir kulağıma. Sazın teline asılmış bir hayat hayatıma. Yorgunluğum parça parça saçılır ortaya ve bir cümle çıkar gelen türküden arkadaş olur hayatıma.

Düşüncenin değişmesi ya kendini bulmakla yada iyi bir öğretmene rast gelmekle gerçekleşiyor. Beyinde sorgulama başladıysa gerçekten kendine ve hayatına bir adım kalmış demektir...

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder