Keskin Kama Gibidir Acı



Acı çekerek mi bilir insan, bildikçe mi acı çeker?

Her ikiside. Ying yang hesabı. Bazı insanlar her iki durumu da yaşar, bazıları da hiçbirini. Ne zaman ki acı çekmeye başladıysa öğrenmeye yönelir. Acı çeken insan kendine gelip gerçeği görür. İyinin, sağlığın, güzelin, nimetin kıymetini bilir.

Hayatın gerçeği birileri acı çekiyor, birileri de acı çektiriyor.

Hayatın acı gerçekleriyle yüzleşme yaşınıza bağlı olarak önce acı çekerek tecrübe kazanırsınız. Bu tecrübeleri de özellikle en yakınlarınızdan can ve canan bildiklerinizden  yediğiniz darbelerle elde edersiniz. Kime ne kadar iyilik yapmış, elinden tutmuşsanız bilin ki en acı darbeleri de onlardan yiyeceksiniz. Bu tecrübeler ışığında anlarsınız ki sırtınızda boş kalan yerler içinde sırada bekleyen birileri mutlaka vardır.

Acının tarifini yapmak çok zor. Acı keskin kama gibidir. Bazen acıyı tadarsınız yıkar geçer, bazen bilir anlarsınız ama hiçbir şey yapamadığınız için o da sizi için için yer bitirir. Hayatlarımız henüz kaleme alınmamış belki dünyanın en iyi romanlarından birisi olarak bizimle beraber toprak olup gidecektir.

Bildikçe acıyı daha çok çekiyorsun. Bilinçsizken hem daha cesur oluyor, hem fazla acı çekmiyorsun. Ama her ikisinde de umutların ölüp birçok yanın eksiliyor.

Bazı insanlar bilerek acı çeker. Hatta acıya alışıp haz duyanlar vardır, bilmeyenler de ders almaya başlamıştır. Etrafınızda sürekli acı çeken, resmen acıyı kendisine çeken birileri mutlaka vardır. Hep mi başıma gelir derler ya. Acıdan zevk alan insanlar, mutluyken anında mutsuz olmayı becerebilen, durduk yere sorun çıkartan, her şey yolundayken bile değilmiş gibi davranan ve her şeyi mahveden insanlar. İnsan psikolojisini kaygı bozar. Kaygının temelinde de acı çekme korkusu vardır.

Bildikçe veya bilinçli oldukça daha fazla acı çekeriz. Kısır döngü. Bir tahtan eksik olursa hayat daha iyi olur. Ne kadar bilirsen o kadar acı ve keder yapışır yakana, cahillik mutluluktur.

Acı çektikçe insan öğrenir ve acıları ona rampa olur. Acı çekmeyen bilemez, bilen insan adımlarını tedbirli atar, şanslıysa yamuk insanlara denk gelmeden yaşar, aksi taktirde her ne kadar bilse de, tedbir alsa da karşısına çıkan insanın ne olduğu önemlidir, alt üst edebilir hayatını ve sonrasında daha büyük sarsıntı olur. Her ne kadar üzülse de insan acıyla büyümek daha güçlü yapar.

Bildiğin duyduğun acı olur. Öğrendikçe acı çeker bildikçe atlatır insan. Önemli olan acıyı neden çektiğini bilmektir. Biri yaşandıkça, diğeri öğrenildikçe insanı yer bitirir.

Ruhsal acı ve bedensel acı ikisinde de düşünebileceğimizden daha güçlüyüz, olmak zorundayız. İnsan fiziksel acı çekerken ruhsal acıyı birazda olsa unutur.

Bir insanın acısını paylaşmaktan çok o acıyı  anlamaya çalışmak kadar samimi ve içten bir davranış daha yoktur. Mutluluğunu herkesle paylaşabilirsin ama acıyı paylaştığın insanlar özeldir ve bu özel insanlarla mutlulukların iki katına çıkar, acı ve kederlerin yarıya iner.

Ateş düştüğü yeri yakar. Yürek yanar herkes sadece bakar. Allah kimseyi çaresiz bırakmasın. Çaresizlik yandığını görmektir.

Acı ortaksa anlarlar, aksi takdirde işlerine gelmediği için anlamazlar. Zaten acı da paylaştıkça azalmaz. Bunu bilen insanların yalnızlığı kalabalık, güler yüzü ise acısının perdesi olur.

HÜLYA ÇAKICI

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Süleyman Demirel'den bir fıkra ile günümüz :)

Ayağınızdaki 6 Güçlü Nokta

Hayat Kişiye Özeldir