Sevgi Ve Aşk Yaşanır Yaşatılır



Aşk ilk günkü gibi heyecan veren bir duyguyu içinde barındırmaz. Aşk biter, bittiği yerde alışkanlık, bağımlılık, birliktelik başlar. Aşkla başlayan tüm ilişkiler mutasyona uğrarlar, kimisi iyi yönde, kimisi kötü yönde. Zaman içinde her canlının, her fikrin, her şeyin bir başlangıcı ve bir sonu olduğuna göre aşkta bunların dışında kalamıyor.

Doğru kişiye aşık olmak insanı gençleştirir. İnsan aşık olunca mutluluk hormonu salgılar, mutlu olan insan ise geç yaşlanır.

Herkes kendisi gibi olabilse keşke, maskesiz ve dürüst. Toplumu izledikçe değer yargılarının hiçe sayıldığı, sevgi konusunda beklentiler, ilişkilerde sınırların olduğunu gözlemlemek mümkün. Gerçek sevgi yoksa aşkta yoktur, sadece varmış gibi olur, çabuk abuk tükenmeler bu yüzden olur. Hoyrat davranılan her şey bitmeye mahkumdur.

Hayat yalan söylemiyor hatta gerçeği gözümüze sokuyor. Bizler gönlümüzü açtığımızda gözlerimizi kapatıyoruz. İnsan ne kadar yanlış ve sahte insanla karşılaşırsa karşılaşsın bir sonraki gelen insanın onlar gibi olmayacağına inanmak istiyor.

İnsanların kalbindeki saklı şeyler verdikçe çoğalıyor. Bunların başında sevgi geliyor, hoşa gidecek bir tatlı söz, güldürecek bir kahkaha, üzüntüsünü hafifletecek bir tebessüm, neşelendirecek bir şaka. Hayat yaşarken ve yaşatırken güzel olmalı.

Gerçekten seven insan doğruyu göremeyecek kadar kör, kendisini savunamayacak kadar dilsiz ve duymak istemediği gerçeklere karşı sağır oluyor. Aklıyla değil duygularıyla hareket ediyor, en sonunda da kaybediyor. Sevince doğru geliyor belki duygusal anlamda yıpratıcı olsa da seviyor.

Hayat insanın zannettiğinden çok daha kısa, olumsuz olgularla, kinle, nefretle bedeni ve ruhu yormamak gerekiyor. Kimseye mutlu ol, sev deme hakkımız yok ama mutsuz olmakta insanın kendi kendine yaptığı psikolojik baskıdır.

Aşk çekimle ilgili bir şey. Kimse bu insan iyi aşık olayım demez. Kötü olduğunu bilmeden ya da öğrenmeden çoktan olmuştur bile.

İnsanın sevilme ihtiyacından doğal olarak doğar sevgi. Su gibi, ekmek gibi bir ihtiyaç olduğundan insanoğlu bu konuda çok acı çekecek ve çektirecektir.

Sevginin kanıtı davranışlardır, sevgiyle ve muhabbetle bakan bir çift gözdür. Kimi zaman içten gelen sevgi dolu güzel sözlerdir. Kırıcı olmamak ve incitici sözler söylememektir. Benim istediğim olacak diye dayatmamaktır. Olası küçük hataları başa kalkmamaktır. Dili doğru kullanıp akrep gibi sokmamaktır. Eşin haklı isteklerini önemsemeyen tutum va davranışlar sergilemek yerine bunlardan makul olanları zaman içinde yerine getirmektir. Sevgi yaşanan bir duygudur, kanıt ve belge istemez. Sevgi yaşanır ve yaşatılır.

Bir insanın yoluna tonlarca gül serebilir, evin her köşesini onun resimleriyle donatabilir, vücudunuza ismini yazdırabilirsiniz. Bütün bunlar sevdiğinizin bir göstergesi olsa da gerçek sevgi onun hayatını ne kadar yaşanabilir kıldığınızla alakalıdır.

Söylenmeyen değil, gösterilmeyen sevginin değeri yoktur. Asıl söylenen ama yaşatılmayan sevgi aldatmacadır.

İlk tecrübeler üzer ama zamanla olgunlaştırır ve bakış açısını değiştirir. Zaman geçtikçe seni sen yapan süreçte katkısının çok olduğunu fark etmeye başlar minnet bile duyarsınız ama her şeyde olduğu gibi bunun da fazlası zarardır. Olgunlaşmaktan öte ufaktan çürüme hissine kapılırsın. İnsan, kendinden uzaklaştığını sanırken kendini kendine de katabiliyormuş. Kalbine düşman kesilmekten vazgeçip, ona sahip çıkmayı öğrenebiliyormuş. Bir şeyler hiç yokmuş gibiyken sen çok varmışsın ama haberin yokmuş.

Sevgiden sevgiye fark vardır, bazı sevgiler emek ve gayret ister. Sevmek bütünlüktür. Sevilen zor durumdaysa, onu terk etmek kişiye ağır geliyorsa, katlanmaktır, sağlığına kavuşturmaktır, sevileni yanlız bırakmamaktır.

Sevilmek bir yere kadar götürür ama anlayış olmadıktan sonra onunda bir önemi kalmaz. Sevgi anlayışı ve algıyı beraberinde getirir sevmeden nasıl anlayacaksınız başkasını.
Anlaşılır olabilmek tek başına yetmiyor. Sevgi tüm bunların ortak noktası. Yalnızlık bile yaşam tarzı olabilir bu yüzden anlayışla karşılanır ama içsel sevgisizlik eksikliktir.

Aşk sevginin derinleşmiş ve sonsuz hale gelmiş halini tanımlar. Aşk tutkunun, sadakatin, bağlılığın vazgeçilmez halidir. Her sevgi aşka dönüşmez ama aşk hem sevgiyi hem de kendisini barındırır. Sevgi kıvılcım, aşk alevdir.

HÜLYA ÇAKICI

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Süleyman Demirel'den bir fıkra ile günümüz :)

Ayağınızdaki 6 Güçlü Nokta

Hayat Kişiye Özeldir