22 Haziran 2016 Çarşamba

PROF. DR. YAŞAR NURİ ÖZTÜRK


Şahların göçtüğü, piyonların cirit attığı bir dünya burası.

PROF. DR. YAŞAR NURİ ÖZTÜRK KİMDİR?
22 Haziran 1945 yılında Trabzon'un Sürmene ilçesinde dünyaya geldi. Dokuz yaşında hâfız olan Öztürk, ilk eğitimini babasından Kur'an okuyarak aldı. On yıllık klasik medrese eğitiminden sonra hukuk ve ilahiyat tahsilini tamamlayan Öztürk, on iki yıl boyunca vaizlik ve imamlık yaptı.
1980 yılında üniversiteye dönüp İslam Felsefesi konulu doktorasını tamamlayan Öztürk, 1986 senesinde bu dalda doçent oldu. 1978 ve 1982 yılında "Türkiye Milli Kültür Vakfı" ödülü kazanan Öztürk'ün, Türkçe, Farsça, Arapça, Fransızca ve İngilizce dillerinde çeşitli çalışmaları bulunmaktadır. 1992 yılında İstanbul Üniversitesi'nde İlahiyat Fakültesi'nin kurulmasıyla, 1993 senesinde kurucu dekan olarak atandı. Yaşar Nuri Öztürk, 2002 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP) İstanbul milletvekili olarak TBMM'ye girdi. Daha sonra istifa eden Öztürk, Halkın Yükselişi Partisi’ni (HYP) kurdu ve bu partinin genel başkanlığını dört yıl boyunca sürdürdü. 19 Ekim 2009 tarihinde ise genel başkanlıktan istifa ederek siyasi hayatını sonlandırdı. Ortadoğu, Balkanlar, Avrupa ve Afrika ülkeleri, ABD, Güney Kore ve Japonya'da kendi alanı ile ilgili akademik araştırmalar yapmıştır.

Yaşar Nuri Öztürk'ü sevmez dindarlar. Farz olanı Kuran-ı Kerim'de yazdığı şekil de yapmakla yükümlüsünüz diyor. Çünkü hurafe anlatmazdı, din sömürüsü yapsaydı sevilirdi. Dünyanın bir çok üniversitesin de İslamiyeti anlatmış, dersler vermiş, araştırmalar yapmıştır.

Hakkında neler demediler ki. Din düşmanı, dinsiz, yalancı vs. Kendisi bunca yıldır açıkça Televizyonlar da, basın da konuştu. Biri de çıkıp hayır yanlış diyorsun o öyle değil, gerçeği böyle diyemedi. Kuran'ı Kerimi kelime kelime anlamıyla biliyor ve yorumluyordu. Hiç bir zaman dini çıkarı için kullanmadı ve gerçek neyse onu dile getirdi. Sayın Yaşar Nuri Öztürk'e düşman olanların kültürlerine bakmak gerek.

Öfkeyle, nefretle söylenen her söz nefistendir. Bu dünya da kimse tam doğru değil. Hatalarımızla, eğrisiyle, doğrusuyla yaşıyoruz. Allah'ın lütfuyla Hidayet bulur yada bulamaz. Hala dini anlamayan, Kuran'ın nasıl insan istediğini bilmeyen ve anlamayan var. Yoksa yol bir, yordam bir. Peygamber'imizin savaşı İslamı duyurmak, yaymak savaşıydı ki artık İslamı bilmeyen, duymayan yoktur. Öyleyse bilenler sadece bildiği gibi yaşamakla mükelleftir. Sen öylesin,  bu böyle diyerek kendini ve Müslümanlığı çirkinleştirerek değil. Sen doğru ol ki eğri olan doğruyu görsün. Kimsenin kimseyi yargılamak haddi değil. Yıkıcı değil yapıcı olmak en güzel olan.
Mümin dil uzatıcı değildir, lanet okuyucu değildir, kötü söz söyleyen değildir. Peygamber Efendimiz böyle emrediyor.
Hiç kimsenin kimseden üstünlüğü yoktur. Rabbim herkese layıkıyla muamele edendir. Yargılamak, hüküm vermek Rabbimize yakışır. Hepimiz hesap günü geldiğin de hesabımızı Allah'a vereceğiz. Allah kalptekileri bilendir.
Bir ömür daha yok. Bu ömrü nasıl kullandığın önemli olan. Değerli İlahiyatçı, dürüst insan Allah mekanını cennet eylesin.

HÜLYA ÇAKICI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder