8 Haziran 2016 Çarşamba

YORULDUM PATRON!


Yoruldum, patron.
Yollarda yağmurdaki bir serçe kadar yalnız olmaktan yoruldum. Yanımda hiç arkadaş olmamasından bıktım. Nereye gideceğimizi, nereden geldiğimizi söyleyecek biri. İnsanların birbirine kötü davranmasından bıktım. Her gün dünya da hissettiğim ve duyduğum acılardan bıktım. Çok fazla var, sanki her an için kafama cam parçaları batıyor. Anlıyor musun?
(Yeşil Yol/John Coffey)

John Coffey İki küçük kıza tecavüz ederek öldürmek suçundan yargılanıp idama mahkum edilmiştir. Ancak bu vücudu iri yarı ama beyni ve kalbi çocuk gibi olan adam idamlıklar koğuşuna getirildiği andan itibaren tüm insanlara hatta farelere bile gösterdiği derin sevgi ve merhametle gardiyanların ve mahkûmların sempatisini kazanır. Gardiyanlar Coffey'in bu suçu işlememiş olabileceğini düşünmeye başlarlar. Ayrıca Coffey bazı garip güçlere de sahiptir. Ölmüş bir fareyi diriltir, gardiyan Paul Edgecombe'un bir türlü geçmeyen hastalığını nefesiyle iyileştirir ve hapishane müdürünün ölümcül bir hastalığa yakalanmış karısını sağlığına kavuşturur. Psişik güçleri ile Edgecombe'a suçla ilgisi olmadığı olay anını gösterir. Artık bu insanlar Coffey'in suçsuzluğuna emindirler ama yargı kararını vermiştir bir kere ve infaz gerçekleştirilecektir.

Kölelik olduğu dönem ve hep köleler suçlu diye düşünülüyor. Halbuki suçu başkası işlemiş, Coffey çocukları kurtarmaya koşmuş, yetişememiş ve görenler de Coffey yaptı diye düşündüğü için idama mahkum edilmiş. Gardiyan ona sormuştu Coffey seni kaçıralım mı? Gardiyan suçsuz olduğundan o kadar emindi ki evine bile götürdü. Coffey kaçmadı ve idam edildi.
Filmi seyrettiğim zamanlarda küçüktüm ve neden bu cümleleri kurup kaçmak istemediğini anlamamıştım. Şimdi anladım ki yaşamı görmek daha zormuş. Bana ön yargılı olmanın ne kadar kötü olduğunu öğreten filmdir. İnsanlar sadece yürekte anlaşılır. İyilik yada kötülük cüsse ve görünüm de olsa idi melek yüzlü şeytanlar, korkunç görünümlü melekler kadar temiz insanlar olmazdı. Hayat yorar ama insan kendinden yorulmaz/yorulmamalı. Bir insanın dini, rengi ne olursa olsun hepimizi Allah ayırt etmeden yaratmış. Kimse kimseden üstün değil. Bu devir de herkes vitrine oynuyor. Değer ve yargıları düşünen yok.

Yaşlısından, gencine, çocuğuna, askerinden, öğrencisine, emeklisinden, çalışanına, milyonlarca mutsuz, umutsuz, yarınsız, suskun kalabalıklar ülkesi. Eskiden bu gün yaşananların milyon da biri bile yaşansa yer yerinden oynatanların Ülkesi iken hem de. Saltanatınızın etrafında uçuşan sineklerle beraber. Kendinize bağlı bir Besin Zinciri ile İtaatten başka hiç bir meziyeti olmayan mutlu bir azınlık yarattınız. Koca bir Ülke ruhen çöktü. Yaşam koşulları içinden çıkılmaz halde. Sosyo-Ekonomik açıdan bunalım da insanlar her şeye katlanır, direnir, mücadele eder, bin türlü çileyi, belayı çeker. Sonunda BİR ŞEY olduğuna inandığı sürece. İnsanı diğer canlılardan ayıran en temel özelliktir. İnsan sadece umudu bittiğin de gerçek anlam da biter. Çıkın sokaklara, inin halkın arasına gülen bir tane yüz var mı? Umudunu bitirdiniz Ülkenin!
Yanar kavrulur bedenimiz, sevdiklerimiz. Yanar kavrulur.
Külümüz kalır geriye rüzgar da savrulur. Sözümüz kalır.
Bir de öfkemiz, bir de öfkemiz, Öfkeliyiz.
Mevlana der ki, Bazen bitmek bilmeyen dertler yağmur olur üstüne yağar. Ama unutma ki, rengarenk gök kuşağı yağmurdan sonra çıkar.
Sıkıntılar da geçer, dertler de, yeter ki hayata umutla bak sen, isyan etme. Bazen hep üst üste gelir dertler hiç bitmeyecekmiş gibi. Ama her güçlüğün arkasında verir bir kolaylık ALLAH.

HÜLYA ÇAKICI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder