Bilemeyebiliriz Ama Öğrenebiliriz


İnsan öğrendikçe aslında ne kadar çok şeyi bilmediğinin farkına varıyor. Kendisini tamamlayan insanlar genellikle komplekssizdir. Bilgili insanlar ısrarla savunmaz konuşarak çözerler, bir çok konuda da şiddete maruz kalır. Çünkü öz güven ve sevgi eksikliği olan insanlar kendilerini ispat çabası içindedir.

İnsanlar belirsizliği sevmiyor varlığına tehdit olarak algılıyor. Belirsizlikler huzursuzluk yaratıyor. Bu huzursuzlukla baş edebilmek içinde yanlış bile olsa bilgi sahibi olmayı tercih edip genellikle de yanlış bilmeyi hiç bilmemeye tercih ediyor. Böyle bir bilgi rahatlığına erişince de huzurunun bozulmaması için kendisini yeni bilgilere kapatıyor. 

Gerçeğin aydınlığı şüpheyle başlar, şüphe ise insanı sarsan can yakıcı bir şey. Bu can yakan şeye ne kadar tahammül gösterebilirsek gerçeklerle ilişkimizde o kadar sağlıklı olur. Yani can yakan şüphenin getireceği doğrunun peşinden gidebilir yada bildiğini zannetmenin karanlık rahatlığı içinde uyuyabiliriz. Her yeni cevap beraberinde soruları da getirir. Bu hesapla öğrenmekte deniz suyu içmek gibi bir şey olur. Öğrenmeyi yaşam biçimi haline getirmiş insanların gerçek bir rahatlığa erişmesi de bu sebepten imkansızdır, çünkü deniz suyu susuzluğumuzu azaltmaz tam tersine arttırır.

Bilmediğimizi ve öğrenebileceğimizi kabul edersek, hikayenin sabit olmadığını, değişebileceğini, korkmamızın, acımasız olmamızın gerekmediğini anlayabiliriz. Sabit fikirlilik insanoğlunu bugünün dünyasına getirdi. Pek iyi bir iş yapmışa benzemiyoruz. Kafaları özellikle kalplerimizi yeniliğe, değişime açmamız gerekiyor. Bilmediğimiz bir şeyi biliyoruz gibi yaptıktan sonra nadiren de olsa dönüp o konuyu öğrenme çabasına girebiliriz.

Bilemeyebiliriz ama öğrenebiliriz bunu anlamayan insanlardan uzak durmak tercihim ve çok bildiğini düşünenlerden. Yaşadığımız sürece bir şeyler öğrenmek, yeni bilgiler edinmek, zihnimizi zinde tutmak gerekir.

Bilmiyorum diyemiyoruz, bu durumun devamıda kaçırdığımız binlerce yeni deneyim. Bilmiyorum demek iyi bir erdem çemberinde tam merkezi bilmemek değil ögrenmemek kötü olan ki, her şeyi bilmek de olanaksızdır. 

Herkes kendi bilgi ve zeka kapasitesi çerçevesinde yaşamı değerlendirir ve yorumlar. Bazıları da onbirbin yıl önceki akılla bugüne kadar gelmiş. Bilgi ileri, teknoloji ileri ama kafa aynı sabit kafa hiç değişmemiş bu da ayrı bir başarı örneği.

HÜLYA ÇAKICI

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Süleyman Demirel'den bir fıkra ile günümüz :)

Ayağınızdaki 6 Güçlü Nokta

Hayat Kişiye Özeldir