Kayıtlar

Aşkı bulunca uyandırın...

Resim
Sadece üç günlük ömrü kalan kelebek, papatyaya aşık olur. Ancak öleceğine saatler kala seni seviyorum der papatyaya. Papatya sadece bende diyebilir ve kelebek ölür. Ona sevdiğimi neden zamanında söylemedim diyen papatya üzüntüsünden hasta olur. Yapraklarını dökmeye başlar. Döktüğü her yaprakta seni seviyorum der. Sonunda papatya da ölür. İşte o günden sonra birbirine sevdiğini söyleyemeyen herkes papatyaya sorar seviyor mu? sevmiyor mu? diye. Kimilerini ölene dek unutamaz sevginin vücuttan ibaret olmadığını kaybedince anlarız. Geriye dönüp baktığımız da anımsayacağımız tek şey bize neler hissettirdikleridir. Hayat bazen insanları birbirleri için ne kadar çok şey ifade ettiklerini anlasınlar diye ayırır, sıkıntı kalbinizin diğer yarısı değil sıkıntı yaşadığınız partnerinizdir. Aşk saf, samimi, su gibi berrak olmalıdır. Eğer bir tarafta bulanıyorsa aşk ya yeteri kadar sevmiyordur, yada bugün olmasa da en kısa sürede bitecek bir ilişkidir. Eğer denginizi bulursanız yaşadığınız aşk kurutma

Hayatımızın sonunda kendimizi alkışlayabilelim

Resim
Çocukken hissettiğimiz, yaşadığımız masumiyeti büyüdükçe maruz kaldığımız kötü deneyimler, tecrübeler, arkadaşlıklarla yitiriyoruz. Gönül gözümüz hayatın bize sunduğu saçma sapan oyuncaklarla köreliyor. Zaman içinde pek çok manevi duygular benliğimizi, ruhumuzu terk ediyor. Mutlu olmayı, sevgiyi, şefkati unutuyoruz. Yada çocukluk duygularımızı, saflığımızı, temiz yüreğimizi, olgun yaşlarımızda yaşamaktan çekiniyor veya korkuyoruz. Aslında bırakacağız korkularımız bizden korksunlar, yaşlanacak olan sadece bedenlerimiz olsun, ruhlarımız özgür kalsın, hep çocuk kalalım saf, temiz ve sevgi dolu. Hayatı öyle bir yaşayalım ki sonunda kendimizi alkışlayabilelim. İnsan kendisinin farkına varırsa, başlı başına bir dünya olduğunun, bu dünyanın içinde bir çok güzelliği barındırdığının da farkına varacaktır. Kendinden yola çıkarak her bir insanın da farklı bir dünya olduğunu ve herkesin içinde farklı bir bilge olduğunu da anlayacaktır. İdam sehpasındaki Temel'e sorarlar; son isteğin nedir? Ha

İnce Düşünen İncinir

Resim
Biz çok düşünüyor, ayrıntılara fazlaca dikkat edip kendi kafamızın içinde her gün mahkeme kuruyoruz, oysa ki baktığımızda insanlar bizim gibi gözükmüyor, böyle olunca da kendimizi gereksiz yere üzüp, ince düşünüp, sık dokuduğumuzu görüyoruz. Zaten evren her şekilde yapacağını yapıyor, onun için ayağa kalkıp kendimiz için bir şeyler yapmamız gerekiyor. Bazen hayat dereden paça sıvayarak geçmeye benzese de ömür paça sıvayarak gitmez. Güvenlerimiz ömürden çalıyorsa bir anlamı yok ama güvenmek ihtiyaç ve kaçınılmazsa boşa çıkaranları boş verelim bu boşa ağlamak olur ve mutluluğumuzu öldürür. Çünkü insanlar bencil, kıskanç, anlayışsız ve tehlikeliler. Ya ince düşünüp zaman zaman incinip, kırılacağız ya da çoğunluk gibi kaba saba, sinsi, çirkin, zalim, kötü olacağız. Maalesef insanların geneli kaba saba, kibirli, bencil, sorumsuz ve saygısız, işlerine nasıl geliyorsa öyleler. İnce düşünce her insana nasip olmayan bir nimettir. Kendisinde ince düşünce olan kişi kimseyi kırmadığı için kaybetmi

Herkes Her Şeyi Yapabilir

Resim
Kötüler olmazsa iyileri nasıl anlayacağız. Tatlı su ile tuzlu suyu nasıl ayırt ederiz. İnsanların psikolojik durumları yere ve duruma göre değişiklik gösterebilir. Keşke insan insanın halinden anlayabilse. Evrensel suçları ve kötülükleri bir yana bırakacak olursak iyilik ve kötülük görecelidir aslında. Bir insanın tutunabilmek adına verdiği savaşımın birden çok bedeli vardır, bu bedellerden birisi de başka insanların zarar görmesidir, kabullenmekte zorlansak da bu doğanın bir yasasıdır. Güçlü olabilmek ve güçlü kalabilmek diğer insanların zayıflıklarından geçer. Büyük balık küçük balığı yutar kuralı. İnsanı motive eden etken rekabettir. İnsanlık tarihi bu acımasız ilke üzerine yazılmıştır. Bu rekabete dayanamayanlara ise mazlumluk edebiyatı kalmıştır. Kötüler genelde vurdum duymaz ve umursamaz olurlar, kafaya pek takmazlar, böylece ömürleri de uzun olur. Üç maymunu oynayamadıkları için iyiler kaybedip kötüler kazanıyor. Hassas yapıda olmak vücudun tüm sistemini etkiliyor. Sınav dünyası

Dipte Tanırız Herkesi

Resim
Yalnız mücadele etmeyi öğrenmeliyiz, çünkü bizimle beraber yola çıkan hiç kimse bizimle beraber o yolu bitirmeyecek. Dibe vurmak, kötü duruma düşmek, perişan olmak, batmak, yıkılmak hiçbir şeyinin kalmaması sonun gelmesini ifade eder ki, artık nasıl yaşayacağına dair bir zaman kalmamıştır. Önce en yakınındakiler terk eder sonra etrafında kimse kalmaz. Dipte tanırız herkesi. Hiç kimse düşmeden neyin ne olduğunu bilemez. Dibe vurmak bazıları için öğrenme noktası, bazıları içinde hayatın sonudur. Önce yaşamın yaşama biçimi zorluğunu görürüz sonra zamanla alışırız. Kaybetmemek, başaramamak imkânsız değil, sadece azim ve çabayı daha çok göstermek gerekir. İnsan düşe kalka büyür, hayattan ders çıkartır, aynı hataları yapmamaya özen gösterir. Dibe vurmak, eski hayatın bittiği yeni hayatın başladığı andır. İnsan iç huzurunu bulduğu zaman kötü fırtınalar karşısında bile kolay kolay eğilmez. Ama yol temizlemek için gelmiş olan fırtınayı da diğerlerinden ayırt etmek hep çok zor olacaktır. Her fır

Bilginin Sınırları Yoktur

Resim
Bilgilerin doğruluğu ya deneysel bulunur ya da yaşananlardan elde edilir. Bu süreklidir. Doğrular bir süre sonra şartlar değiştiğinde yanlış olabilir bunu da yeni bilgiler ortaya çıkarır.  İnsan gerçek bilgiye gözlem ve deney yaparak ulaşır, gözlem ve deney olanağı yoksa gözlenmiş ve denenmiş bilgiler rehberliğinde kuramsal ve mantıksal izahlar yaparak ulaşır. Buna en iyi örnek atom çekirdeğidir. Mikroskop altında görülmez, bizlerin atom çekirdeğiyle ilgili gördüğümüz fotoğraflar kuramsal görsellerdir ama biz atomu hissedebildiğimiz için kuramsal atom varlığını ve görselleri gerçek kabul ederiz.  Bilinçsel örüntülerin verimli olmasının nedeni iyice belirlenmiş örüntüleri başka olaylara nakledebildiği içindir. Örneğin yapay zekayı insan zekâsı karşında bir adım öne çıkaran bu örüntüleri depolama ve işleme hızıdır.  Bilginin cehaleti. Bazen bilmek körü körüne gittiğimiz bir yoldur, çakıl taşlarıyla dolu olsada bildiğimiz için yürürüz bu yolu, oysa bilmediğimiz öyle çok yol var ki, farklı

Huzurun Senfonisi

Resim
Hayat bazen "Neden ben?" sorusunu sormadan yol almaktır. Ve sabır; yüzünü ekşitmeden acıyı yudumlamaktır. Hayat tesadüflerdir. Hiç beklemediğiniz bir anda karşınıza çıkan biri, başınıza gelen bir olaydır. Bazen bir taksi şoförü, bazen yağmurdan kaçan biri, bazen de hiç beklemediğiniz bir yerde güzel bir konser dinleyebilmek. Aslında gülümseyebilecek bir ruh haline sahip olduğunuzda hemen hemen her şeydir. İçinde yeterince ışığı olan insanlar da karışır kalabalığa. Aydınlanmak için değil aydınlatmak için. Kişi ışığını karartmayı bilmelidir, böceklerden ve hayvanlardan kurtulmak için. (Gerçi bu hayvanlara hakaret oldu gibi biraz) İnsanlar ışığın çevresinde toplanırlar daha iyi görmek için değil daha iyi parlamak için. Kimi insanlarda ışığın çevresinde tıpkı güneş enerjisi gibi enerji toplayıp diğer tarafa faydalı enerji vermek amacıyla bulunurlar. Bazılarında bu olay doğuştan Allah vergisi, bazılarında da başkalarından ışık alarak bu süreci idame ettirerek devam eder. Bana ısı