8 Kasım 2016 Salı

BİR BEN, BİR BİZ...



Elveda diyecek kadar cesursan, hayat seni yeni bir merhaba ile ödüllendirecektir...

Genellikle  kendimizi tanımadan kendimizle yabancılaşıyoruz. BİZ olmaya çalışırken BEN olmayı unutuyoruz.

Kendi gerçek kişiliğimizi saklayarak yüksek bir bedel öderiz. Ölüm gibi büyük bir kayıptır bu. İçtenlik, zevk, güven ve yakınlık hepsi kaybolur. Korunaklı kendi içine kapalı bir kabuk kalır geri de. Kişi SAHTE BİR KENDİLİK oluşturur. Sahte kendilik daha serttir, sınırları daha az geçirgendir ve yara alma riski daha düşüktür. Dış kabuk ne kadar sert olursa olsun, derinler de bir yerde kişinin GERÇEK KENDİLİĞİNİ kaybetmiş olmasının yası vardır. Vitrin de her şey yolunda gidiyor gibi görünür, esas sorun kaynaklarına hiç değinilmez. Her şey yolundaymış gibi devam ederiz yolumuza. Yolculuk sırasında tökezlediğimiz anlar olabilir. Bazen yaşamsal krizleri atlatırız bazen de zorlanırız. Kimi zaman elimizden tutacak birisi vardır, kimi zaman da yalnızızdır. Kaybettiğimizi fark edemediklerimizi bulmak için çabalamaya başlarız. Gücümüzün tükendiğini yolun sonuna geldiğimizi hissedebiliriz. Her yaşadığımız acıdan güçlenerek donanımlı bir şekilde çıkarak hayata tutunmaya devam edebiliriz. Kendi içsel güçlerimizi keşfedebiliriz…

Kaybetmekten korktuğumuz hiç bir yarışı kazanamayız, korktuğumuzu karşımızdakine belli edersek baştan kaybederiz...

Bazen de ne yaparsak yapalım olmaz, çünkü seni anlamaları kendi zekaları kapasitesindedir. Kalplerindeki doğru kadardır. O insanları tekmeleyip atmak ve ilerlemek gerekir. Kendimize neyi layık görüyorsak onun peşinden gitmeliyiz.

Bazen kapanmakta olan kapıya o kadar uzun bakakalırız ki, açık olanı çok geç görürüz.
Mutluluk ve huzur içimizde, bazen vazgeçtiklerimiz de, bazen göremediklerimiz de, bazen de seçimlerimizdedir.

HÜLYA ÇAKICI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder