24 Kasım 2016 Perşembe

YALNIZ SEKİZ DAKİKAN VAR...


Bir kadın, bir gün kucağında çocuğu ile birlikte bir mağaranın önünden geçerken içeriden gelen bir ses duyar:
"İçeri gir ve ne istersen al, ama en mühim olanı unutma!
Ayrıca "Sen çıktıktan sonra kapının bir daha asla açılmayacağını da dikkate al. 
Ancak bu fırsatı kaçırma, ama yine de en mühim şeyi unutma..." diyor, durmadan ikaz ediyordu.
Kadın mağaraya girer ve büyük bir servetle karşılaşır. 
Yığınla altın ve mücevherleri görünce şaşkına döner ve çocuğunu yere bırakarak hemen büyük bir hırsla mücevherleri toplamaya başlar.
Bu sırada o esrarengiz ses yine duyulur "Yalnız sekiz dakikan var..."
Sekiz dakika çabuk geçer. 
Kadın toplamış olduğu kıymetli taşlar ve altınlarla birlikte mağaranın dışına koşar ve kapı kendiliğinden kapanır. 
Bu sırada çocuğunu içeride unutmuş olduğunun farkına varır ama iş işten çoktan geçmiştir. 
Ağlamak, sızlamak, dizini dövmek, saçını-başını yolmak fayda vermez. 
Kapı bir kere daha açılmamak üzere kapanmıştır.

Zenginlik uzun sürmez, ama ümitsizlik hep yaşar. Aynı şey çoğu zaman, çoğu insanın başına da gelir.
Bu dünya da yaklaşık 90 senelik ömrümüz var ve bir ses daima bize Sakın en mühim şeyi unutma! der.
Önemli olan açık, net bir şekil de bellidir. Kazanmak.
Kaybedemeyeceğimiz ve riske atamayacağımız şeyler vardır.
Manevi değerler, doğru inanç, doğru arkadaş, doğru çevre, doğru aile, hakiki dostlar ve sana ayrılan sınırlı hayat.
Maalesef biz  bunları çoktan unutmuş gibiyiz.
Saygı, sevgi, aşk, sohbet, mütevazilik, cömertlik, alçak gönüllülük, mertlik, samimiyet vs. liste uzar gider böyle.
Kapı bir kere daha açılmamak üzere kapanmadan önce, saygın yaşayın ve yaşamınızdan pişman olmayın.

HÜLYA ÇAKICI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder